Ben size, “Haddini aşarsan, haddini bildiririm” desem... Bu, tehdit midir, değildir...

Örneğin bunu bir hakime, savcıya, herhangi bir devlet memuruna ya da siyasetçiye söylesem...

Sümme haşa, söz meclisten dışarı ama... Diyelim ki böyle bir edepsizliği bir cumhurbaşkanına yapsam...

Yargı beni cezalandırmak için harekete geçer mi geçmez mi?

Tehdit ettiğim kişi koruma altına alınır mı alınmaz mı?

★★★

Aynı şeyi bir savcı yaptı; Ekrem İmamoğlu İBB Davası’nda savcılık makamının bir suç örgütü olduğunu söyleyince Savcı Bey de kendisine yanıt olarak, “İddia makamı olarak bu cümleleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz” dedi.

Yani hiçbir yargılamada eşi benzeri görülmeyen bir şekilde sanığı tehdit etti.

Sanık da dün, hakime sordu:

“Ben Savcı Bey’in sözlerini tehdit olarak algılıyorum. Bu tehdidin kapsamı nedir? Can güvenliğim mi, mal güvenliğim mi, özgürlüğüm mü, ailem mi? Sayın Başkan, ben şu anda burada yargılanıyorum ve sizin sorumluluğunuz altındayım. Bu nedenle bu tehdit karşısında bir tedbir alınıp alınmadığını bilmek istiyorum.”

Mahkeme Başkanı’nın verdiği yanıt kısa ve netti:

“Bir tedbir alınmadı.”

Yani mahkeme heyeti, savcının sözlerini tehdit olarak görmedi.

★★★

Yine tamamen örnek olsun diye yazıyorum:

Ben o mahkeme başkanına desem ki:

Haddini aşma. Aşarsan haddini bildiririm...”

Elini vicdanına koysun ve söylesin; ne yapar?

Hakkımda suç duyurusunda bulunur mu, bulunmaz mı?

★★★

Gerçek hukuk böyle işlemez beyler...

Yasalar Ahmet Bey’e göre farklı, Mehmet Bey’e göre farklı yorumlanamaz...

Bir söz ya da eylem suçsa, herkes için suçtur. Hırsız için de polis için de savcı için de...

Değilse, yine herkes masumdur!

★★★

Savcı Bey’in “Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz” sözlerigörevi, suçlanan kişinin de hakkını savunmak olan iddia makamına yakışmadı...

Özür dilemek erdemdir Savcı Bey...

Sadece makamınıza değil, hukuka ve adil yargılamaya olan güvenimizin sürmesi için de...

Hatadan dönmenizi dört gözle bekliyoruz.

Faşist kafa!

Ses sanatçısı Işın Karaca 2024 yılında Gümülcine’deki bir etkinlikte “Ne Mutlu Türküm Diyene” ve “İzmir’in Dağlarında Çiçekler Açar” adlı marşları söylemiş...

Sen misin söyleyen?

Kara listeye alınmış ve bu kez turist olarak gittiği Yunanistan’a sokulmamış...

Küçücük bir odada saatlerce bekletilmiş...

Kendisine bir bardak su bile verilmemiş...

İstanbul’a dönmek istemiş; bu sefer de uçak bileti olmadığı söylenmiş...

Böylece esareti uzamış da uzamış...

★★★

Işın Karaca katil mi?

Hırsız mı?

Dolandırıcı mı?

Suçu ne?

Neden Yunanistan onu istemiyor?

Yunanistan’daki Türklere verdiği konserde Atatürk’ü övdüğü “Ne mutlu Türk’üm diyene” dediği için...

Hani; Avrupa“özgürlük” demekti?

Hani; her türlü görüşe, düşünceye saygı demekti?

Hani; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre dil, din, ırk, milliyet, etnik köken, siyasi düşünce gibi nedenlerle kimsenin seyahat özgürlüğü engellenemezdi?

Hepsi palavra...

Bu faşist kafa sende olduktan sonra Avrupalı olsan ne fayda?

Kabe de kurtarmadı!

Mustafa Ceceli’yi hepiniz bilirsiniz... AKP’ye en yakın sanatçılardan biri... O kadar yakın ki Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinde Meclis’te ettiği yemin törenine bile katılmıştı. Kendisi, “saray sanatçısı” kavramına en yakışan isimlerden biri, belki de birincisi...

Arama motoruna Erdoğan-Ceceli yazın; ikilinin birlikte çekilmiş yüzlerce videosunu ve fotoğrafını görürsünüz!

Zamanında, umre için gittiği Kabe’den eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’yi aramış ve şunları söylemiş:

“Abi, Kabe’yi tavaf ederken hiç tanımadığım milletten insanlar, önce beni durduruyorlar, göğsümdeki Türk bayrağını öpüyorlar, sonra yüzümü Kabe’ye çevirip Recep Tayyip Erdoğan diye duaya başlıyorlar...”

★★★

İnanması zor ama bir süre önce gözaltına alınan bu arkadaşın da uyuşturucu testi “pozitif” çıkmış...

Milletin sigarasına kafayı takan Cumhurbaşkanı, nasıl oldu da yanıbaşındaki bağımlıyı göremedi?

Bir soru da Ceceli’ye:

Sen ‘hangi Mustafa’sın?

Kabe’de tavaf eden mi; karanlıkta uyuşturucu çeken mi?

GÜNÜN SORUSU

Macaristan’daki 16 yıllık “diktatör Viktor Orban saltanatı” sandıkta bitti. Hem de Trump’ın ve Putin’in açık desteklerine rağmen... Yapılan seçimleri Peter Magyar kazandı. Orban, yandaş hakim ve savcılarını, KHK’larını, hakaretlerini, komplolarını, beslemelerini yanına aldı da gitti... Sorum hâlâ diktatörlerin seçimle gitmeyeceğini söyleyenlere:

Oluyormuş değil mi?