Memduh Bayraktaroğlu
9 Mayıs 2022

Ha seçim sandığı, ha portakal sandığı…


Son 20 yıldır…

İktidar partili siyasetçiler sandıktan çıkınca…

Devletin sahibi olduklarını zannediyorlar…

Hatta zannetmekten öte:

Sahibi oluyorlar…

100 yıllık geçmişi olan bir özel sektör kuruluşunun maddi gücünün çok daha fazlasını:

Ellerine geçiriyorlar…

Meselâ:

Tüm halkın eşit payda hisse sahibi olduğu bir kamu bankasını

Babalarından miras kalmış gibi kullanıyorlar…

20 yıl öncesine kadar neden böyle değildi?.. Çünkü…

20 yıl öncesinin politikacıları…

Devletin gerçek sahibinin millet olduğunu kabul ediyorlardı…

Çünkü…

20 yıl öncesinin politikacıları…

Gücünü hukuktan almayan…

YSK onayından geçmemiş bir seçim sandığının…

Portakal sandığından farkı olmadığını biliyorlardı…

O dönemin YSK’sı…

Hukukun üstünlüğü ilkesine inanmış hâkim üyelerden oluşuyordu…

Anayasaya ve seçim kanununa muhalefet etmeyi…

Akıllarının ucundan bile geçirmiyorlardı…

Peki…

O günler geri gelecek mi?..

Elbette gelecek…

Gelmeli…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti her şeye rağmen ve halen:

Anayasal bir Devlet

Ve anayasamıza göre halen:

Demokratik, laik, sosyal bir hukuk Devletiyiz…

Ve ilelebet…

Öyle kalacağız…

Enseyi karartmayın…

Ve…

Olmanız gerektiği gibi olmaya devam edin…

Göreceksiniz ki onlar da:

Olmaları gerektiği gibi olmaktan başka çareleri olmadığını görecekler…

Ya görmezlerse?..

Öyle bir ihtimal yok…

Öyle bir ihtimal olamaz…

Öyle bir ihtimal olmayacak…

Oldurmayacağız…

ÖYLE ÇOK ÖZLEDİM Kİ…

Show TV’nin izlenme rekorları kıran komedi/mizah programı “Güldür Güldür Show…”.

Son haftalarda çok masum siyasi mizah yapmaya da başlamıştı…

Ve canlarım…

Siyasi mizah skeçleri…

Programın en yüksek reyting alan bölümleri olunca…

Geçtiğimiz cumartesi gecesi için…

Cumhuriyet tarihimizin “en gülünesi” bakanı Nebati’yi hicveden bir bölüm çekilmiş…

Küçük bir bölümü de sosyal medya üzerinden yayınlanmıştı…

Sonuç?..

O bölüm cumartesi gecesi yayınlanmadı…

Sosyal medyada yayınlanan bölümü izlediğimde aklıma…

Faruk Demirel’in, Show Haber Ankara Temsilcisi olarak atanması geldi…

Geçmişin acı hatırası “alo Fatih (Saraç) canlandı gözlerimin önünde…

Bu defa da belli ki Saray:

“Alo Faruk” deyip…

O bölümün kaldırılmasını emretmişti…

 

Ve canlarım…

Bir de şu yazımın içinde yayımlanan karikatüre uzun uzun bakın lütfen…

Bu karikatürü çizen de yayınlayan da:

Dava konusu yapılmadığı…

Dergi toplatılmadığı gibi…

Karikatürün üç kahramanı da…

Karikatüristi arayıp kahkahalarla tebrik ve teşekkür ettiler…

Demirel’i…

Ecevit’i…

Ve Erbakan’ı:

Öyle çok özledim ki…

ALZHEIMER Mİ OLDUM NE?..

AKP Şanlıurfa Milletvekili Zemzem Gülender Açanal, bir vatandaş:

“Kendisini tanımıyorum” deyince çok öfkelenmiş…

Ve bakın:

Neler söylemiş:

Zemzem Gülender Açanal

“Beni tanımadıklarını söyleyenlerin ya kötü niyetli olduklarını ya balık hafızalı olduklarını düşünüyorum. Ya da bir Alzheimer başlangıcı falan vardır. Bir sağlıkçı olarak diyorum bir check-up yaptırsın…”.

Siz bu satırları okurken ben Alzheimer olup olmadığımı kontrol etmek için hastanede olacağım…

Çünkü…

Bu “ünlü” AKP’linin adını ilk defa duydum…

Ama belli ki bu arkadaşı çok önceden bu yana tanımalıymışım…

Adını ilk defa duyduğumu zannetme nedenim ise…

Alzheimer hastalığına duçar olma ihtimaliymiş…

Durun bakalım ne olacak?..

Bir de başıma Alzheimer derdi mi çıkacak ne?..

BİRİLERİ HADDİNİ BİLDİRSİN…

Canlarım…

Bugüne kadar hiçbir Milli Savunma Bakanımız üzerinden sivil kıyafeti çıkarmadı…

Hiçbir MSB, kendisine “askeri üniforma” yaptırıp giymedi…

Hiçbir Genelkurmay Başkanı da…

Özel dikilmiş askerî üniforması olan bir MSB’nın yanına oturup:

Ondan talimat almadı…

Yaşar Güler-Hulusi Akar

İlk defa Hulusi Akar yaptı bu saygısızlığı…

Bu gayri meşru…

Kıyafet yasalarımızın ve genelgelerimizin hiçbir yerinde olmayan bu “askeri rejim” çağrıştıran kıyafeti…

Hulusi Bey’den başka hiçbir MSB giymedi…

Ve daha da ilginci…

Bir kara subayı olan Hulusi Bey…

Üniformasının üzerine…

3000 saat ve üzeri uçan 20 yıllık kıdemi olan Türk Hava Kuvveleri pilotlarının üniformalarında bulundurma hakkına sahip oldukları:

Pilot brövesi işletti…

Lütfen birileri bu Bakan’a haddini bildirsin…

Aksi halde…

Haddini bildirecek birileri:

Mutlaka çıkacaktır…

MEDYAMIZIN AYŞE TEYZELERİNE…

Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar.

Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır:

“Ayşe Hanım, beni tanıyor musunuz?..”.

Yaşlı teyze cevap verir:

“Evet avukat bey, sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum. Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belâsıydınız. Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz, 2 lira fazla kazanmak için herkesi satarsınız…”.

Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur…

Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar:

“Peki Ayşe Hanım, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?..”.

Kadın yine cevaplar:

“Elbette tanıyorum… Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım… Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir. Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor…”.

Yine herkes şokta…

Bütün salonu bir uğultu kaplar…

Hâkim kürsüye “tak tak tak” vurup herkesi susturur…

Ve…

Her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır…

İkisine de eğilmelerini söyledikten sonra kulaklarına fısıldar:

“Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız, Allah belâmı versin ikinizi de harcarım!..”.

Siyaset dünyamızın Ayşe Teyzelerine ithaf olunur…

KALBİM KIRIK…

İmamoğlu’nu:

Erdoğan’a hiç benzemediği…

Erdoğan’ın aksine:

Hoşgörülü…

Güler yüzlü…

Sakin olduğu için destekledim…

İçinde bir yerlerde Erdoğan karakterinin yattığını:

Nereden bilebilirdim?..

Peki…

İmamoğlu’na kızgın mıyım?..

Değilim…

Ama…

Kırgınım…

Millet İttifakının CB adayı olarak seçilirse:

Oy verir miyim?..

Hem oy veririm…

Hem destek olurum…

Zira…

Beynim değil…

Kalbim kırık…

DÜNÜN TİVİTİ…

nurse

@nurse_hemsire

O Soroscu bu Soroscu ithamları havada uçuşup, “Soros” tartışmaları alevlenirken, Hazine’den TESEV’e 1 milyon
488 bin 867 lira 35 kuruş bağış yapıldığı ortaya çıktı.

Yazarlar

Ha seçim sandığı, ha portakal sandığı…
Memduh Bayraktaroğlu