Ahmet Takan
19 Ağustos 2020

Gül, Kılıçdaroğlu’nu yine yarı yolda bırakır!..


Hayırlara vesile olur inşallah!..

Nur topu gibi yeni bir tartışma gündemimiz oldu…

Abdullah Gül’den korkulur mu?… Abdullah Gül’den kim korkar, kim korkmaz?…

Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirdiği söyleşi gündeme damgasını vurdu. Kılıçdaroğlu’nun “Abdullah Gül” sorularına “Abdullah Gül’den neden bu kadar korkuyorlar? Ee, bu kadar gündeme getiriyorlarsa korkuyorlar demektir” diye verdiği yanıt herkese ilaç gibi geldi. Taraflar, pozisyon aldıkları yerin durumuna göre Abdullah Gül’den korkulup korkulmayacağını, korkuyorsa kimin korkacağını, korkmuyorsa da kimin korkmayacağını uzuun uzun anlatıp duruyorlar.

Bu komik tartışmayı izlerken gülmekten kasıklarıma ağrılar giriyor. Esasında doğru soruyu hâlâ kimse gündeme getirip onu tartışamıyor. Her nedense!.. Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı adayı olmaktan korkar mı, korkmaz mı?.. Muharrem İnce kadar cesareti var mı, yok mu?..

En sonda söyleyeceğimi yine en başta ifade edeyim;

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İpek Özbey’in sorularına yanıt verirken Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığına açık kapı bırakması Millet İttifakı’nın temellerine konulan ikinci dinamit oldu. İlki, Kürt raporu güncellemesi ile ilgili yaptığı çıkıştı. İYİ Parti içinde hâlâ olumsuz şekilde yankılanıyor. Abdullah Gül ile ilgili yaptığı çıkış farklı noktalara çekilmeye müsait olsa da İYİ Parti kulislerinde “Kemal Kılıçdaroğlu’nun  Abdullah Gül ısrarı” olarak yorumlanıyor. Ve bu “ısrar”ın sebepleri araştırılıp enine boyuna tartışılıyor. Gelinen noktada, İYİ Parti içinde çok etkin isimlerden “herhalde yola tek başımıza devam ederiz” diyenlere rastlıyorum. İYİ Parti içinde beliren bu psikolojinin de önemle üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.

Önceki satırlarımı biraz daha açayım;

Esas üzerinde durulması ve sorulması gereken soru, “Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan’a karşı Cumhurbaşkanı adayı olmaya cesaret edebilir mi?”…

Daha önceki yazılarımda, çok kez Abdullah Gül’ün Tayyip Erdoğan’dan nasıl korktuğunu bizzat şahit olduğum olaylarla anlatmıştım. Tekrara girmeyeceğim. İddiamda ısrarcıyım. Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan hayatta olduğu sürece karşısına çıkamaz!.. Önceki seçimde bunu somut olarak yaşadık. Abdullah Gül, bir gün evinin bahçesine askeri helikopterle inen ve içinden çıkan şahıslar tarafından nasıl aday olmamaya ikna edildiğini açıklayamadı. Sonra yine evinin bahçesinde yaptığı açık hava toplantısı ile aday olmama sebebini “Millet İttifakı’nın toptan desteğinin olmamasına” bağladı. İYİ Parti lideri Meral Akşener’i gerekçe gösterdi. Halbuki o zamanda arkasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Saadet Partisi’nin net desteği olduğunu herkes biliyordu. O zaman karanlıkta kalan sorular hâlâ geçerliliğini koruyor. O nedenle, şimdi çıkıp hâlâ “Abdullah Gül’den korkuyorlar mı?” sorusuna yanıt aramak inanın bana çok ama çook komik geliyor. Bir de, Meral Akşener’in net tavrına rağmen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Gül ısrarcılığına da bir mana veremiyorum. Kılıçdaroğlu’nun bir kez daha Abdullah Gül tarafından yarı yolda bırakılacağına da adım kadar eminim!..

Gazetecilik tarzım değildir ama dayanamayıp şöyle bir iddia da bulunacağım;

Bir mucize olur Abdullah Gül karşısına çıkarsa Tayyip Erdoğan ilk turda seçimi yüzde 65 gibi bir oyla kazanır. İsteyenle bahse de girerim!..

Kemal Kılıçdaroğlu’nun son Abdullah Gül bombasının ardından saray ve CHP kulislerinde şenlik vardı!.. Kulis bilgisinden uzak olduğunu düşündüğüm spekülasyonlara, dedikodulara girmeyeceğim. CHP’de, sorunsuz bir kongrenin ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun neden böyle bir çıkış yaptığı ve neden buna ihtiyaç duyduğu tartışılıyor. Deniz Baykal ve Önder Sav gibi derin CHP yapısını temsil eden isimlerin yeni bir çıkış yapabileceği konuşuluyor. Bir CHP kurmayı ile sohbet ederken yaptığı değerlendirmeler arasında şu ilginç cümleyi duydum;

“Abdullah Gül aday olmazsa, parti meclisine delegeden en çok oy alarak giren Faik Öztrak ile yolumuza devam edebiliriz.”

“Şaka mı yapıyorsun?” diye sormam gerekirdi ama itiraf edeyim o an sormak aklıma gelmedi.

Muharrem İnce’nin hareket başlatma noktasının, iddia edildiği gibi kendisine teveccüh gösteren anketlere değil de CHP içinde Cumhurbaşkanlığı yarışı anketlerinde Ekrem İmamoğlu’nun açık ara önde olmasına dayandığı iddia ediliyor.

Devlet Bahçeli’nin Meral Akşener’e yaptığı “eve dön” çağrısı…

Meral Akşener’in bu çağrıya verdiği net cevaplar…

Muharrem İnce’nin yeni hareketi…

Bahçeli’nin güçlendirilmiş parlamenter sisteme kapılarını sıkı sıkıya kapatması…

Saray’da beliren yeni formül arayışları…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Gül bombası…

Tüm bunları ardı ardına dizdikten sonra “erken veya baskın bir seçim kapıda mı?” diye sorarsanız…

Bendeniz, hâlâ “ufukta görünmüyor” derim.

Neden?..

Para yok da ondan!..

Bence, saray, siyasi bir çözümden önce, para musluklarına ulaşacak bir formülün peşinde!..

– Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Gül, Kılıçdaroğlu’nu yine yarı yolda bırakır!..
Ahmet Takan