Ümit Zileli
16 Ocak 2020

Gazilerin derdi Cumhurbaşkanı avukatını niçin gerdi?!.


15 Temmuz  2016’daki FETÖ darbe girişimi sırasında 250 yurttaşımız yaşamını yitirmiş, yüzlerce yurttaşımız da yaralanmıştı…

Darbenin bastırılmasının ardından ölen yurttaşlar “Demokrasi şehidi”, yaralananlar ise “Gazi” ilan edilmiş, adlarına yurt genelinde hatıra ormanları, anıtlar inşa edilmiş, Boğaziçi Köprüsü’nün adı da “15 Temmuz Şehitleri” olarak değiştirilmişti…

Aynı süreçte şehit ve gaziler için büyük bir bağış kampanyası da gerçekleştirilmiş, 300 milyon liraya yakın yardım parası toplanmıştı. Peki, kim ilgilenmişti bu kampanyayla?

O süreçte kurulan 15 Temmuz Şehit Yakınları ve Gaziler Vakfı!..

Sonra ne oldu peki? Aradan 3 seneyi aşkın süre geçti… Ne vakıftan ne de toplanan paralardan ses çıktı. Aynen masalda olduğu gibi:

Su nerede? İnek içti! İnek nerede? Dağa kaçtı! Dağ nerede? Yandı, bitti, kül oldu!..

Yıllar boyu, sabırla bekleyen, şehit yakınları ile zor şartlar altında yaşam kavgası veren gaziler sonunda homurdanmaya, seslerini yükseltmeye başladılar. Soru şuydu:

Vakıf nerede? Toplanan paralar nerede?..

Bu trajik durum yalnızca gazetecilik haysiyetine sahip birkaç gazete ve TV’de haber olabildi tabii! Sorular, suçlamalar birbirini kovalarken, CHP’li milletvekilleri vakfın adresine gitti; aa, o da ne, o adreste öyle bir vakıf yoktu, iyi mi!..

Olay skandala dönüşünce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, TBMM’de kürsüye çıkıp, toplanan yardım parlarının akibetini açıkladı:

Faiziyle birlikte 338 milyon TL Hazine’ye devredilmişti. Kuruşuna dokunulmamıştı. Yapılacak düzenlemelerle hak sahiplerine dağıtılacaktı!..

Kafalar iyice karıştı doğal olarak; ilk soru şuydu: Paralar niçin Hazine’ye devredilmişti? Ayrıca uzmanlar 300 milyon gibi bir meblağın 3 küsur yıllık faizinin çok daha fazla olması gerektiğini söylüyorlardı( 400 küsur milyon vb.)…

Ana soru ise yine aynıydı: Vakıf nerede?!.

“Pavyonda çalışmak zorunda kalan gaziler!”

Apar topar bir açıklama yapıldı vakıfla ilgili…

Söz konusu vakfın adresi yazılırken bir rakam yanlışı olmuştu… Şehit Yakınları ve Gaziler Vakfı aynı cadde üzerinde biraz daha aşağıdaki bir başka binadaydı!..

Güler misiniz, ağlar mısınız; yüzlerce milyon liranın kaderiyle ilgili vakıf, daha adresini bile doğru dürüst yazamıyor, öyle olunca da bir türlü bulunamıyordu!.. Peki şimdi ne olacaktı? Başında kim bulunuyordu bu vakfın? Yönetim Kurulu kimlerden oluşuyordu? Paralar ne zaman ve nasıl dağıtılacaktı?

Yine yanıt çıkmadı! Meclis’te sorulara muhatap olan Çalışma ve Aile Bakanı sıfatlı hanımefendi, “Ödenecek” diyor, detaylar konusunda ser veriyor, sır vermiyordu!.. Sonuçta şehit yakınları ve gaziler patladı; konuyu gündemde tutan, takipçisi olan TV’lerden birine, Fatih Portakal’ın FOX TV Ana Haber Bülteni’ne konuk oldular ve seslerini duyurmak için 23-24 Ocak tarihlerinde meydanlara çıkacaklarını ilan ettiler!..

İşte ondan sonra olanlar oldu; şehit yakınları ve gaziler üzerinde acayip bir baskı trafiği oluştu! O gazilerden biri, Servet Acun şu mesajı paylaştı:

Büyük baskı altındayız. Gelen telefonların haddi hesabı yok!.. Ama hakkımızı sonuna dek arayacağız. Evlerine haciz gelen, hatta ve hatta pavyonda çalışmak zorunda olan, maddi yetersizlikler yüzünden aile bütünlüğü bozulan gazilerin sesi olmaya devam edeceğiz!..

Bitmedi; FOX TV’ye çıktıktan sonra daha da büyük baskı başladığını paylaşan Servet Acun bir örneği de şöyle anlattı:

Az önce Cumhurbaşkanlığı avukatlarından biri aradı. Tam 11 dakika boyunca bana yüklendi. ‘Fatih Portakal’a nasıl çıkarsın’dan tutun daha neler neler… Ben de ‘hak aramak ne zaman suç oldu? Bir sürü gazi, ben dahil sürgün edilirken neredeydiniz? Cumhurbaşkanı Hande Yener’e randevu verirken 4 senedir bize neredeyse bir kere bile randevu vermedi dedim!..

İktidar cenahından yardım paralarının ne zaman ve nasıl ödeneceğine dair en ufak bir açıklama yok henüz…

İnek mi içti, dağa mı kaçtı onu da bilmiyor kimsecikler!..

Kamu spotlarının yeni yıldızı!..

Televizyonlarda “kamu spotu” ibaresiyle gösterilen tanıtım ya da bildirim içerikli kısa filmleri biliyorsunuz…

Bunlar, “gösterilmesi zorunlu” olarak devlet kurumları tarafından TV’lere gönderilen filmler…

İşte son zamanlarda bu filmlerin çoğunda, neredeyse hemen hepsinde AKP’li Cumhurbaşkanı başrolde!..

Yani “kamu spotları” deyim yerindeyse “İcraatın İçinden” programına dönüştü! Bu da bana şöyle düşündürdü:

Ufukta bir baskın seçim mi var ne?!.

Yazarlar

Gazilerin derdi Cumhurbaşkanı avukatını niçin gerdi?!.
Ümit Zileli