“Gayet iyi geçti” ne demektir?

6 Aralık 2019

Bİ SORALIM BAKALIM

“Gayet iyi geçti” ne demektir?

Yandaş yalaka tetikçi medyanın bile nefesi kesiliyor artık.

Hiçbir kazancımız olmayan Japonya gezisinden sonra “zafer” başlıkları atmışlardı.

New York’taki toplantılar içinde cılız da olsa “zafer, büyük başarı” gibi yazılar yazıldı.

Washington’daki son zirveden sonra mahcup başlıklar atıldı.

Londra toplantılarına bu tetikçi medya bile bahane bulamıyor artık.

En keskin yandaş gazete “İstediğimizi aldık” diyebilmiş ancak.

Ama ne istiyorduk, işte onu anlayana aşk olsun.

Hürriyet gazetesi, NATO Zirvesi’ni bir kenara bırakıp Trump’ın sözlerini manşete çekmiş örneğin.

“Türkiye iyi iş çıkardı” başlığını uygun görmüşler Trump’ın ağzından.

Garipler tabii ki çok sevinmişler hiç olmazsa böyle bir manşet bulabildiklerine.

Oysa Trump’ın bu sözlerle Türkiye’yi nasıl aşağıladığının farkında bile değiller.

Kim bilir belki farkındadırlar da “Buramıza geldi ama” diyemediklerinden böyle yapmışlardır. İnce ince alttan iktidara sokuşturmak için

Yandaşların en irisi “Teröre karşı etkin iş birliği” manşetini uygun görmüş, içerik ise boş.

Yan haberlerle Erdoğan’ın NATO’da nasıl ağırlığını koyduğu falan yazılmış, ama onlar da biraz çekingen tavırla olmuş.

Aslına bakarsanız başta Erdoğan olmak üzere tüm ekip belli ki çok moralsiz.

Ne İbrahim Kalın ne Fahrettin Altun “Nasıl da fena yaptık ama bunları” türü tweetler atmamışlar bu kez.

Suratlar asık, kafalar önde.

Nasıl olmasın ki?

Londra’ya giderken neydi o afra tafra.

“Eyyy NATO, PYD’yi terör örgütü olarak ilan ettin ettin, yoksa Polonya savunma planını bloke ederim” diye bağırmışlardı.

Sonuç?

Polonya savunma planını kuzu gibi imzaladılar.

PYD’nin terörist olarak ilan edilmesi ne oldu peki?

Öyle bir konu konuşulmamış bile.

Zaten her şey Erdoğan’ın “Görüşmeler nasıldı?” sorusuna, “Gayet iyiydi” cevabı vermesi bile bize manzaranın ne kadar kötü olduğunu göstermiyor mu?

Sahi “Gayet iyi geçti” ne demek acaba?

“Gayet iyi geçti” ise neler olduğunu da anlatmaları gerekmiyor mu kamuoyuna?

Eğer her şey gayet iyi ise ne kazandık örneğin?

Terörle mücadelede bize bir katkı sağlayacaklardır herhalde, bu nasıl olacak?

Suriyeli mülteciler konusunda mutlaka bir adım atılmıştır değil mi görüşmeler gayet iyi geçtiyse.

İnsanın yazmaya da söylemeye de dili pek varmıyor ama sanıyorum NATO Zirvesi’nin sonucu bizim için hiç de hayırlı olmadı.

Yandaş tetikçi medya Fransa-İngiltere-Almanya-Türkiye özel toplantısını “Avrupa’nın dört büyük ülkesi bir araya geldi” başlığı ile duyurdu.

Oysa anlaşıldığı kadarıyla Avrupa’nın üç büyük ülkesi Türkiye’yi yönetenleri çağırıp sorguya çektikten sonra da “Uslu dur” nasihatinde bulunmuş o kadar.

NATO Zirvesi’nin sonucu ne yazık ki budur.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Erdoğan, derdini yine “mübaşire” anlatmış

Erdoğan ve ekibinin Londra’daki NATO Zirvesi’nde ağızlarını bile açamadan sadece nasihatleri dinleyip “Tamam uslu çocuk olacağız” dedikleri anlaşılıyor.

Erdoğan, belli ki zirvede konuşamamış ama zirveden sonra yapılan bir toplantıda yine esmiş gürlemiş.

Aslında hesapta, burada söylediklerini NATO üyelerine söyleyecekti, orada söyleyemeyince yine “mübaşire söyler gibi” özel olarak toplanan kişilere anlatmış derdini.

Örneğin 4 milyon mültecinin Türkiye’de olduğunu belirttikten sonra “Yaklaşık 3 milyon 250 bini Arap, 350 bini Kürt, kalan diğerleri ise bunun içinde Ezidi var, Keldani var, Arami var. Bütün bunlara hiçbir ayrım yapmaksızın bunları besleyen bir Türkiye var. Peki Avrupa Birliği ne yaptı? Avrupa Birliği şu ana kadar söz verdiği halde, sadece 2016’da ‘3 artı 3 yani 6 milyar Avro destek vereceğim’ dediği halde ne yazık ki sadece 3 milyar Avro uluslararası STK’lar vasıtasıyla Kızılay’ımıza, AFAD’a vesaire verdiği destek var. Yani bu para bizim milli bütçemize girmiyor” demiş.

Demek ki Erdoğan, Avrupa’dan bütçeye girmesi için para bekliyormuş, vermemişler.

Eee bunu içerde NATO liderlerinin yüzüne de söylesenize.

Dışarı çıkıp “Gayet iyi geçti” deyince, insan bunların da konuşulduğunu sanıyor.

Erdoğan şunu da söylemiş örneğin; “Tabii herkes bize akıl veriyor, ‘Suriye’de ne işiniz var?’, ‘Suriye’den ne zaman çıkacaksınız?’ Tabii bizim onlara verdiğimiz tek cevap var: Sizin Suriye’de ne işiniz var? Suriye’ye sınırınız var mı? Yok. Peki ne işiniz var? 10 bin kilometreden oraya geliyorsun, 3 bin, 5 bin kilometreden oraya geliyorsun.”

10 bin kilometreden gelen Amerika.

Madem Amerika’nın orada olmasına o kadar kızıyorsunuz, Trump, “Erdoğan iyi iş çıkarıyor, ne diyorsak yapıyor” demesine niye tepki göstermiyorsunuz da çok seviniyor ve gururlanıyorsunuz?

YENİ ÖĞRENDİM

Bacalara filtre takma işi çok zor

Bir veto ile Erdoğan’ın ne kadar çevreci olduğunu ve halk sağlığına ne kadar önem verdiğini öğrendik.

Öyle değil mi?

Değil tabii.

Dünkü yazımda aslında termik santrallerin bacalarına filtre takılması için verilen sürenin dolduğunu, AKP’li patronların buna uymadığını, uzatma kararının tepki görmesi üzerine Erdoğan’ın bunu veto ettiğini, ancak zaten iki yıldan önce filtre takılamayacağı için bu vetonun sadece durumu kurtarmak için kullanıldığını belirtmiştim.

Kısacası bir oyun oynandı o kadar.

Tabii bu konu bizlerin teknik bilgisinin çok dışında.

Buna karşı konuyu bilenlere ulaşma ve belgi alma şansımız var.

Bunun da dışında zaten bilenler duydukları öfke ile konuyu bize anlatıyorlar.

İşte bunlardan biri şöyle;

Termik santrallerin baca gazı teknolojisine sahip olup filtre üretebilen dünyada birkaç şirket varmış.

Her yerden gelen teklifler nedeniyle bu firmalar zaten 5-6 yıldan önce teslimat yapamıyormuş.

Eğer AKP’li termik santralciler, “Çok sıkıştık aman bize filtre” derlerse muhtemelen üretici firmalar aşırı fiyat vereceklermiş. (Kapitalizmin temel kuralı bu değil mi zaten?)

O zaman bu AKP’liler, “Görüyorsunuz çok çabalıyoruz ama dış güçler burada da karşımıza çıktı” diyebilirler haliyle.

Ama daha önemlisi yabancı üreticiler aşırı fiyat talebinde bulunmasa bile
13 termik santral için finansman en az 1 milyar dolarmış.

Özelleştirme furyasında bu santralleri aşırı kâr amacıyla alan AKP’liler, bu kadar büyük yatırımın altına girerler mi, orasını ben de çok merak ediyorum.

BUNU YAZMAK GEREK

MHP yönetimi çok kızıyor ama gerçek de maalesef bu

Şu gerçeği artık herkes biliyor, eğer MHP desteği olmasaydı, Erdoğan ne referanduma ne de cumhurbaşkanlığı adaylığına pek cesaret edemezdi.

MHP, iktidar partisi için tam bir koltuk değneği işlevi görüyor.

Son olarak Devlet Bahçeli af yasasını da geri çekerek saray yönetimini rahatsız etmek istemediğini açıkladı.

Ama nedense biz bunları yazıp söylediğimizde MHP’liler çok öfkeleniyor.

Hemen saldırıya geçiyorlar.

Hatta bu zaman zaman “fiili saldırıya” bile dönüşüyor.

Oysa MHP’liler bu kadar öfkelenmek yerine, parti yönetiminin yaptıklarını da biraz irdelemeli.

Bakın birkaç örnek vereyim öfkeli MHP’lilere.

Meclis’e “Andımız tekrar okutulsun” teklif geldi;

MHP, ‘Ret’ dedi

“TC geri gelsin” istendi;

MHP, ‘Çekimser’ kaldığını ilan etti.

“FETÖ’nün siyasi ayağı araştırılsın” talebi Meclis’e sunuldu;

MHP, ‘Ret’ dedi.

“Elektrikten TRT payının kaldırılması” istemine;

MHP, ‘Ret’ dedi.

“Orman yangınları araştırılsın” teklifine;

MHP, ‘Ret’ dedi.

“Termik santrallere filtre takılmasına iki yıl erteleme” yasasına;

MHP, ‘Kabul’ dedi

Şimdi MHP’lilere seslenmek istiyorum; Bu konularda aklınız, fikriniz, eğer gerçekten netse, kızmakta haklısınız.

Bence bir daha oturup düşünün ve daha sakince karar verin.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Trump’ın durumu hiç de iç açıcı değil

Bakmayın siz Trump’ın NATO Zirvesi’ndeki rahat tavırlarına, Amerika’da düzenlediği basın toplantılarındaki umursamaz tutumuna, “başkanlıktan azil konusundaki gelişmeler” kendisi için hiç de hayırlı gitmiyor.

Hazırlanan 300 sayfalık dosya, Trump’ın tüm hayallerini söndürebilir.

Amerika’dan önemli bilgiler de gönderen bir dostum, hafta içinde bir not iletti.

“300 sayfalık raporu üç noktada özetleyebiliriz” dedikten sonra sıralamayı şöyle yapmış;

1- Kongreye yalan söylemek.

2- MHukuku engelleyip hiçe saymak, Anayasa’ya karşı gelmek.

3- Yabancı bir devlete rüşvet talep etmek.

Amerika’daki dostum, “Bunlar bir araya gelince azil için yeterli neden oluyor” dedikten sonra şunu da eklemeyi ihmal etmemiş ama;

“Trump’ın bize her istediğini yaptırdığı gibi Cumhuriyetçiler de taşeron gibi gördükleri bir başkana her istediklerini yaptırdıkları için bu durumda, davranış ve delilleri görmezden gelebilirler.”