Türkiye’de uzun yıllar boyunca orta sınıfın en önemli yatırım ve yaşam hedeflerinden biri olarak görülen yazlık sahibi olma hayali, yükselen maliyetlerin etkisiyle yön değiştirdi. Satın alma bedellerindeki artışın yanı sıra aidat, bakım, ulaşım ve günlük yaşam giderlerinin de ağırlaşması, birçok yazlık sahibini satış veya kiralama seçeneğine yönlendirirken, sahil bölgelerinde satılık yazlık ilanlarının sayısında da dikkat çekici bir artış yaşandı.
Pandemi sonrası dönemde hızla yükselen konut fiyatlarıyla birlikte yüksek bedeller ödenerek satın alınan yazlık evler, bugün birçok aile için ekonomik açıdan sürdürülebilir olmaktan uzaklaştı. Yılda yalnızca birkaç hafta kullanılan yazlıklara yüksek bütçeler ayırmak istemeyen vatandaşlar, daha fazla kazanç sağlayabilecek yatırım araçlarına yöneliyor.
Bazı vatandaşlar kira geliri elde edebileceği şehir merkezindeki konutları tercih ederken, bazıları ise memleketlerinde daha düşük maliyetli yaşam alanları oluşturmayı seçiyor.
SATILAMAYAN YAZLIKLAR KİRAYA VERİLİYOR
Sahil bölgelerinde satılık yazlık ilanlarının sayısı her geçen gün artarken, yüksek faiz oranları ve konut kredilerine erişimde yaşanan zorluklar satışların yavaşlamasına neden oluyor. Uzun süre alıcı bulamayan mülk sahipleri ise evlerini elde tutabilmek için kısa dönem kiralama yöntemine yöneliyor.
Yazlıklarını sezonluk veya günlük olarak kiraya veren ev sahipleri, bu yolla en azından aidat, bakım ve diğer yıllık giderlerini karşılamayı hedefliyor. Gayrimenkul uzmanları, geçmişte bir yatırım ve prestij göstergesi olarak görülen yazlıkların, artan maliyetler nedeniyle artık birçok kişi tarafından ekonomik bir yük olarak değerlendirildiğini belirtiliyor.

TATİL ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞİYOR
Uzmanlar, son yıllarda tüketicilerin tatil anlayışında önemli değişimler yaşandığına dikkat çekiyor. Her yıl aynı bölgede tatil yapmak yerine farklı tatil bölgelerini keşfetmeyi tercih eden birçok kişi, yazlık sahibi olma fikrinden uzaklaşıyor. Bu doğrultuda vatandaşlar, yazlık için ayıracakları bütçeyi düzenli gelir sağlayabilecek yatırım araçlarına yönlendirirken, elde ettikleri kazançla yıl içinde farklı bölgelerde tatil yapmayı tercih ediyor.
Öte yandan son dönemde “memlekete yatırım” trendi de dikkat çekiyor. Vatandaşlar, yazlık almak yerine doğup büyüdükleri şehirlerde ev yaptırarak hem aile bağlarını güçlendiriyor hem de daha ekonomik bir tatil alternatifi oluşturuyor.
AİDATLAR 2 MİLYONU BULUYOR
Yazlık sitelerdeki aidatlar, ev sahipleri için giderek büyüyen bir maliyet yüküne dönüşmüş durumda. Özellikle Bodrum, Yalıkavak, Çeşme ve Alaçatı gibi bölgelerde bulunan lüks projelerde aidatlar yıllık milyon liraları aşabiliyor.
Standart sitelerde yıllık aidatlar 18 bin ila 36 bin lira arasında değişirken, güvenlikli ve sosyal tesisli projelerde bu rakam 120 bin liraya kadar çıkabiliyor. Ultra lüks projelerde ise yıllık aidatların 2 milyon liraya ulaştığı belirtiliyor.
BAKIM MASRAFLARI DA ZORLAYICI HALE GETİRİYOR
Yazlık evlerde maliyet yalnızca aidatla sınırlı kalmıyor. Deniz kenarındaki evlerde rutubet, nem ve yıpranma nedeniyle her sezon ciddi tadilat ihtiyacı ortaya çıkıyor. Buna emlak vergileri, sigorta giderleri ve yıl boyunca ödenen sabit masraflar da eklenince yazlık sahibi olmak birçok aile için ekonomik açıdan zorlayıcı hâle geliyor.