Memduh Bayraktaroğlu
15 Haziran 2020

Erken seçim hem Erdoğan’ı hem de AKP’yi kurtarır


Halkın yarısından çoğu Erdoğan’ı belli ki sevmiyor…

Ama…

CHP ve İYİ Parti liderleri ise Erdoğan’a büyük hayranlık duyuyorlar…

Tayyip Erdoğan

Nereden mi anlıyorum?..

Erken seçim isteyişlerinden…

Erken seçim olsun ki Erdoğan en az iki sene daha zaman kazansın…

Çünkü…

Kemal Kılıçdaroğlu

Bu iki partinin oyu hangi yönden toplarsanız toplayın yüzde 35

Bilemediniz yüzde 38

Millet İttifakı adayının cumhurbaşkanı seçilebilmesi için öncelikle HDP (yüzde 13), sonra da DEVA (Şimdilik yüzde 3) ve Gelecek Partisi’ne (Şimdilik yüzde 3) ihtiyaçları var yani…

Ama…

Hem CHP ve hem de İYİ Parti, sandıkta oylarına muhtaç oldukları bu üç partiyle de kavgalılar…

Hele İYİ Parti’nin, oyları her geçen gün daha da artan HDP’ye karşı takındığı düşmanca tavır, MHP’nin bile ötesinde…

Meral Akşener

Canlarım be…

CHP+İYİ Parti oyları cumhurbaşkanı seçmeye yetmiyor?..

Meclis’te çoğunluğu sağlamaya da yetmiyor…

Peki erken seçimde cumhurbaşkanını seçemeyeceklerini…

Meclis çoğunluğunu da alamayacaklarını bile bile neden bu kadar meraklılar erken seçime?..

Oysa seçim 2023’te olursa; Erdoğan seçime katılamayacak…

AKP, ANAP ve DYP gibi eriyip gidecek…

Liberal demokrat sol bir parti umut haline gelecek…

Ama…

Bunu görebilmek için aklı başında politikacı gerek canlarım benim…

Var mı?..

Olsa seçim isterler mi?..

ELİNE SU DÖKEMEYECEKLERİ İÇİN…

Osmanlı döneminde medreseler vardı.

Namazlar medreselerde kılınır haliyle abdestler de medreselerde alınırdı…

Öğrenciler, hocalarının gözüne girmek için onlardan önce su dolu ibriklere koşar, kaptıkları ibrikle abdest alan hocanın eline su dökerlerdi…

Ama…

Bazı öyle hocalar vardı ki…

Her öğrenci o hocaların eline su dökemezdi…

Zira o hocanın eline su dökebilmek için diğer öğrencilerden çok daha fazla meziyetlere (hünerlere/yeteneklere) sahip olmak gerekirdi…

İşte o nedenledir ki…

Bir kişi bir başka kişi ile yarışmaya kalkışırsa, küçümsemek için “eline su dökemez” denir…

Deyin ki erken seçim oldu…

Muhalefet parti genel başkanları Erdoğan’ı ekrana davet etmeye başlayacaklar…

Erdoğan da onların bu haykırışlarını duymazdan gelecek…

AKP Genel Başkanının gazetecileri ve sözcüleri bu konudaki soruya gülerek cevap verecekler:

“Sayın Cumhurbaşkanımız, sayın genel başkanların eline su dökemeyeceklerini bildiği için o tekliflere sıcak bakmıyorlar…”.

Lütfen not edin…

Erken seçim olursa aynen böyle olacak…

BUNU HALKA ANLATIN

Haber şöyle:

ABD Merkez Bankası Fed, politika faizini değiştirmeyerek yüzde 0-0.25 aralığında sabit bıraktı.

Faizler, 2022’ye kadar sıfıra yakın kalacak.

Türkiye için iyi bir haber değil çünkü…

Dolar halen dünyanın en saygın paralarından biri ve hatta “rezerv” olarak birincisi…

Bugünkü konjonktürde ve ABD ekonomisi için yüzde 0.25 faiz hiç de fena değil…

Berat Albayrak

Ve fakat…

Dünyanın en değersiz paralarından biri olan TL’nin faizi eksi

Yani…

Hem kimsenin TL biriktirmek gibi bir niyeti yok

Bir de üstelik faizi eksi

Hem, elinde TL tutan biri (Mesela Swap yapsa) sürekli aşınacak bir paraya sahip olmak ister mi?..

Üstüne üstlük…

Parasını bankaya yatırmış olsa bir de ayrıca faizi kendisi ödeyecek…

Düşünüyorum da…

Siyasal iktidarın bu kadar hatayı inat için yapmış olabilmesi imkansız…

Kötü niyetli olmaları ise aklımın ucundan geçmez…

Peki ama neden?..

Sahi…

Neden halen yanlışta ısrar ediliyor…

Birileri bunu halka anlatsın…

MALİYETİN NE GÜNAHI VAR KARDEŞİM?..

Piyasa ekonomilerinde fiyatları arttıran şey ne maliyetlerdir…

Ne de devletin görmezden gelişi…

Piyasa ekonomilerinde fiyatları arz-talep belirler…

Bir mal ve hizmet piyasadaki talepten fazla üretiliyorsa fiyatlar düşer

Bir mal ve hizmet piyasadaki talepten az üretiliyorsa fiyatlar yükselir

Yani…

Bir malın fiyatı piyasadaki fiyatıdır…

Maliyet ne olursa olsun, fiyatı etkilemez…

Maliyet kârı etkiler…

İşin özü canlarım…

Enflasyonun sebebi, piyasadaki mal ve hizmet arzının, talebe yetmeyişidir…

“Halbuki üç paraya mal edip 33 paraya satıyorlar” diye ağlaşmak hiçbir iktisadi sorunun çözümü değildir…

ÖNCE GÜVEN SONRA YATIRIM…

Bir müşteriniz ya da tedarikçinize yanlış yapıyorsunuz…

Muhatabınız bu nedenle sizden uzaklaşıyor…

Siz ise…

Hem yanlışınızı kabul etmiyorsunuz…

Ama hem de…

Başınız sıkışınca muhatabınıza “Haydi koş kollarıma” diyorsunuz…

Tabii ki kollarınız boş kalıyor…

Az önce okuduğunuz örnek ilişki, Türkiye’nin küresel finans çevreleriyle olan ilişkilerini anlatmıyor mu?..

Peki çözüm?..

“Pardon, yanlış yaptım ama bundan sonra bana inanabilir, güvenebilirsiniz” deyip bu konuda ikna edici adımlar atmak…

Mesela cezaevlerindeki düşünen ve inanan insanları tahliye etmek…

Ama bizim iktidar partilerimiz katilleri ve sıra dışı kişileri tahliye edip düşünen ve inananları hapiste tuttu, tutuyor…

Haliyle güven tazelemek istese bile başaramıyor…

HELÂKİM ZEHRİ…

Fuzuli, Leyla ve Mecnun isimli eserinde Mecnun’a (Kays) şöyle söyletir:

“Aşk derdiyle hoşem, el çek ilacımdan tabip; kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır.”

Ekonomi yönetiminin tedavi için uyguladığı hemen bütün ekonomi politikalar sorunları çözmek yerine daha da ağırlaştırıyor…

O ilaçları vermekten vazgeçip biraz daha sabretse, güven verse; sorunlar çözülecek oysa…

Yazarlar

Erken seçim hem Erdoğan’ı hem de AKP’yi kurtarır
Memduh Bayraktaroğlu