Ahmet TAKAN
22 Temmuz 2020

Erdoğan’ın “ezber bozacak” sıralı hamleleri…


Yazı dün uzayınca ekonomi başlığı altında kaleme alacaklarımı bugüne ertelemiştim. Kısmet olmadı!.. Vardır bunda da bir hayır diyelim. Eğer yerim kalırsa yine de kısaca altını çizeceğim. Siyasetin AKP ve saray cenahındaki kulislerinden duyduklarım, geçim sıkıntısını bile unutturabilecek türden. “Daha dün kaynamayan tencereden bahsediyordun. Ne oldu fikir mi değiştirdin” diye sormayın?.. İktidar, bir süredir ahaliyi Ayasofya gündemi ile yatırıyor, Ayasofya gündemi ile kaldırıyor. Peşinden “hilafet” hamlesinin geleceğini tahmin ediyorum ve bunu da siz değerli okurlarımla paylaşmıştım. İtiraf edeyim; turpun büyüğü heybedeymiş ve ben ancak farkına vardım!..

Neler oluyor Ankara’da?..

Termometreler 35 derece civarında gösteriyor. Ancak dışarıya çıktığınızda sıcaklık 50 derece gibi. Haşlanıyorsunuz, yanıyorsunuz. Gözünüzü karatıp siyasi kulislere daldığınızda ise harareti anlatmaya termometrenin üstündeki rakamlar yetmez.

Baskın seçim konuşuluyor:

İktidar cenahı, Ekim ayında yapılması beklenen kongreye kenetlenmiş gibi görünüyor. AKP mebusları ağırlıklı olarak bir erken veya baskın adı ne olursa olsun 2023’den önce yapılacak seçimden yana gözükmüyor. Konuştuklarım, “Erdoğan, Meclis çalışmaları sona erdikten sonra bölgelerimize gidip çalışmamızı istiyor. Önceliğimiz büyük kongre” diyor. AKP’de, MHP ortaklığına tepki için için devam ediyor. “Bahçeli ile bir seçimi daha kaldıramayız. Ne erken ne zamanında” diyenler yeni formüller üzerinde kafa yoruyor. AKP’de kafalar karmakarışık. Heyecanla beklenen kabine revizyonunun Ekim ayına kaldığı söyleniyor. Yazıyorum ama bu kulis  bilgileri birinci derecede ehemmiyetli değil!.. Neden?.. Çünkü; AKP’de mebusların gündemi ile sarayın gündemi ve strateji birbiri ile uyuşmuyor. Bunun da bir nedeni var. O da; AKP mebusları sarayda olup bitenler hakkında pek haberdar değiller. Sadece, Tayyip Erdoğan’ın ajandasını yandaş basından takip edip ona alkış tutmakla meşguller.

Sarayın 15 ve 24 Temmuz  törenleri ile ilgili hamlelerine daha önce dikkat çekmiştim. Ulaştığım yeni bilgilerle devam edelim:

Ayasofya’da kılınacak Cuma namazı siyaset gündemimin ilk sırasına oturtuldu. Protokol davetlerinden, tüyleri Kıble’ye bakan halılara kadar!.. Halbuki biz inanlar biliriz ki; namaza ve camiye tek davet şekli vardır. O da, EZAN-I MUHAMMEDİYE’dir!.. Ayasofya ve “fetih” gündemi iktidar kanalları tarafından gayet bilinçli bir şekilde koordine ediliyor. İktidara yakın  kalemlere bir bakın. Nelerden bahsediyorlar nelerden!.. “Tayyip Erdoğan gemileri yaktı”, ”Siyasette hayal ettiği, yapmayı planladığı ve sonraya bıraktığı ve çok tartışılacak tüm başlıkları açıklayacak”,” Milli ve manevi değerlerle devletin işleyişi özdeşleştirilmesi”, “siyasal iklimde harareti yükseltecek de olsa tabu nitelikli dosyaların üstündeki örtünün kalkması”. Vee, “Tayyip Erdoğan öyle başlıklar açacak ki, Millet İttifakı’nın paydaşları ister istemez birbirinden ayrışacak”.. Bu “ezber bozacak” Erdoğan hamleleri konusunda da yıl sonuna kadar süre biçiliyor. Tüm bunlara, yandaş gazete ve SETA’cı kalemlerin son Libya manşetleri ve Sirte-Cufra cephesine yönelik fetih çığırtkanlıklarını ekleyin!.. Suriye’de Emevi Camii’nde kılınamayan namaz ile fetih hayali yerini Libya’ya bıraktı!..

Bir kez daha altını çizmekte fayda var; sarayın kabusu Kasım ayında yapılacak ABD seçimleri. Ya Trump kaybederse… Ya Biden kazanırsa… Nedenleri konusunda tekrara girmeyeceğim. Önemli bir hususa dikkat çekmekle yetineceğim, Ayasofya kararı konusunda Trump yönetiminden  Erdoğan’a ve karara öyle kayda değer bir tepki gelmedi. Şöyle düşünün, ya Biden iktidarda olsaydı ve bu karar o zaman alınsaydı neler olurdu?.. Türkiye’ye karşı açık düşmanca tutumları ile bilinen Biden, acaba hangi yaptırımları ivedilikle devreye sokardı?. O yüzden, Ayasofya hamlesinin zamanlaması oldukça manidar!..

Saraydan edindiğim izlenimlere göre, “Erdoğan’ın bundan sonra ezber bozacak hamleleri neler olabilir” sorusuna da yanıt vermeye çalışayım:

*Hilafet.

*Misak-ı Milli sınırları.

*Kıbrıs’ta federasyondan vazgeçilmesi. KKTC.

Haklılık payı var. Bu başlıklar altında yapılacak hamleler Millet İttifakı’nı yol ayrımına getirebilir. Hatta daha da öte siyasetin sağ yelpazesinde bulunan tüm siyasi partileri ve yeni kurulan DEVA ve Gelecek partilerini de etkiler.

Bu sefer en başta söylemem gerekeni en sona bıraktım:

İktidar ve küçük ortağı, Türkiye’yi kutuplaştırarak yönetme sevdalarında çok tehlikeli bir yola girdiler. Ülkenin yüzde 65’i Sünni-sağcı (ağırlıklı Türk) ve diğerleri… Bu benim değil onların hesapları!.. Ne kadar doğrudur onu da bilemem. Bunun üzerinden kendilerine uygun gördükleri tabanı konsolide etme çalışmaları…Parti devleti ile birlikte… “Yeni Türkiye”!..

Neden Ayasofya Camii’nde 24 Temmuz’da kılınacak Cuma namazına protokol davetleri yapıyorlar?.. Neden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti reddettiğini köpürtüyorlar?.. Üzerinde iyice ve sağlıklı bir şekilde düşünün. Ve şu soruyu sorun: Bunun kime ne faydası var?.. Kemal Kılıçdaroğlu namazı reddeden biri mi ? Hayır!.. Kılıçdaroğlu, kendisine karşı şehit cenazesinde girişilen linç girişimine rağmen şehit cenazelerine giden ve namaz da saf tutan bir siyasetçi. Bu ülkede, CHP’lilerin ağırlıklı bir kesimi namazında, niyazında, orucundadır. Müslümanlık ve ibadet Türkiye’de “sağcı” olarak bilinenlerin tekelinde mi? Veya ne zamandır onların tekeline geçti?.. Diğer mezhepsel kaşımalara hiç değinmek istemiyorum. Çünkü bunu her türlü istismar konusu hale getirenlerden tiksiniyorum!..

– Yine yerim kalmadı.  Hala, Türkiye ekonomisindeki gerçeklikleri gerçekten merak ediyorsanız; CHP İstanbul milletvekili Erdoğan Toprak’ın bu hafta yayınladığı değerlendirme raporu ile birlikte 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nden Rubil Gökdemir’in “Bazı Ekonomik Göstergeler Işığında Erken Seçim İhtimali” başlıklı makalesini okumanızı öneririm.

Yazarlar

Erdoğan’ın “ezber bozacak” sıralı hamleleri…
Ahmet TAKAN