Erdoğan, Trump’dan çok özel (!) görüşmeler istedi…

14 Kasım 2019

Soruyu en baştan soralım;

Büyük Türk devlet adabına ne oldu?..

Devam edelim;

Siz, bu satırları okurken, Türkiye, dün akşam gerçekleşen ve “en kırılgan dönemdeki ziyaret” unvanını alan Trump-Erdoğan görüşmesinin detaylarını ve yankılarını tartışıyor olacak. Yine, yandaş televizyonlara yağlama –yıkama erbabı, AKP tarafından önceden isimleri belirlenen uzman kılıklı yorumcular çıkarılacak. Kapalı kapılar ardındaki gerçekler ustaca gizlenecek ve kamuoyu algı manyağı haline getirilecek!.. Neyse ki, şanslı olduğumuz (!) bir taraf var. ABD’de şu anda Trump’ın hali çok fena halde sıkışık ve orada “bizimkilerin“ pek işine gelmese de özgürce yazan ve konuşan basın mensupları bulunuyor… Meraklısı, ABD tarafındaki medya organlarından Beyaz Saray’da neler olup bittiğine dair fikir sahibi olabilecek.

“Olmadı şimdi. Biz ne dolaplar çevrildiğini Amerikalı gazetecilerden mi öğreneceğiz” dediniz… Ne yapalım?.. Ellerde var Rabsın sizin Ahmet ne yapsın!.. Elimizden geldiğince, Trump-Erdoğan görüşmesini değerlendirebilmeniz ve kapalı odadaki atmosferi birazcık da anlayabilmeniz için seyahat öncesine dönelim… Trump’ın hakaretler içeren ve ekinde PKK’lı hainin müsveddesi olan o mektuba… Tayyip Erdoğan, ABD’ye hareketinden önce, “Mektubu götürüp Trump’a takdim edeceğim” dedi. Ne mi var bunda ?.. Önce çöpe atıldığı söylenen, sonra Erdoğan’ın çantasına konulan o rezil mektup!.. Acaba “takdim edilecek” o mektubun yanında hainin müsveddesi de var mı?.. Anında yırtılıp sert bir şekilde cevap verilmesi gereken paçavra, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın çantasına konuldu mu?..  Bu kritik ayrıntıya cevap veren var mı? Veya açıklık getirilmesi düşünülüyor mu?.. Bakın!.. Hepimiz çok iyi biliriz ki; uluslararası literatürde ve diplomaside kelimeler kadar noktanın, virgülün yeri bile çok büyük önem taşır. En ufak bir ihmal ileride ülkelerin başına büyük belalar açabilir. Çok dikkat etmek, kılı kırk yarmak gerekir… Erdoğan’ın yola çıkarken, rezil mektup hakkında daha önce takındığı sert tutum aksine “takdim edeceğini” söylemesi bu açıdan çok önemli. “Takdim etmek” ifadesi, o rezil mektup karşısında çok kibar tutum takındığının mesajı!.. Ayrıca, devlet adabında kim kime takdim eder?.. Ast üstüne takdim eder!.. Erdoğan,Trump’ın memuru mu?.. “Buruşturup yüzüne fırlatacağız” denemiyor, illa çok nazik olunması gerekiyorsa en azından “iade edeceğiz” gibi bir ifade kullanılamaz mıydı?..

Daha yola çıkılmadan başlayan skandallar “takdim etmek” le de bitmiyor!.. Daha büyüğü var;

Diplomasi koridorlarından ulaştığım bilgiye göre, Erdoğan, ABD’ye gitmeden önce özel kanallardan Trump’a bir mesaj gönderildi. Mesajın içeriği de şöyleydi; “Tayyip Erdoğan, Trump ile baş başa ikili bir görüşme yapsın. Eğer bu olmayacaksa, Jared Kushner (Trump’ın damadı) ile Berat Albayrak (Erdoğan’ın damadı) baş başa ikili çok özel bir görüşme gerçekleştirsin”. Dün, Beyaz Saray açıklamasından, Erdoğan-Trump zirvesinin “kısıtlı kişiler tarafından takip edileceğini” öğrendik. Yani baş başa görüşme olmayacak. Erdoğan’ın talebine, ABD devlet anlayışı yol vermedi… Damatlar  arasında  özel bir görüşme olur mu?.. Olur ise bizler bunu öğrenebilir miyiz?.. Bilemiyorum!.. Twitter’dan fotoğraf beklemekten başka çaremiz yok!..

★★★

“Büyük Türk devlet adabına ne oldu” sorusunu gündeme getirmemize sebep olan başka bir gelişme… Türkiye’deki IŞİD’lilerin sınır dışı edilmesi. Hepsinin canı cehenneme!.. Ancak, bu işler yapılırken devlet adabına çok dikkat edilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Siyasi şov mu, devlet işi mi yapacağız?.. Rezalete bir bakın. Şu satırların kaleme alındığı saatlerde, Edirne’den sınır dışı edilen Yunanistan vatandaşı IŞİD’li terörist, 3 gündür tampon bölgede bekliyordu. Teröristin yemek ve su ihtiyacını da Türkiye karşılıyordu!.. Yunanistan, teröristi kabul etmemişti. Bu işlerin belli bir prosedürü yok mu?.. Gerekenler, önceden ayarlanamıyor mu?.. Zaten, IŞİD hadisesini aleyhimize çevirmek için var gücüyle Türkiye’ye hücum edenlerin elline ne gibi yeni kozlar verilebileceğini hesap eden bir akıl, devlet içinde kalmadı mı?.. Yoksa bu başka bir işin alt yapısı mı?.. Devlet koridorlarından kulağıma gelenlere göre; Suriye’de, IŞİD’liler için Ebu Garip benzeri bir cezaevi inşası planlanıyor. Bu cezaevinin inşaat ihalesi Türkiye’ye, kontrolü de ABD’ye mi bırakılacak?.. Eğer böyle ise, dolambaçlı yollara ne ihtiyaç var?.. Çıkılıp kamuoyuna, gerçekler olduğu gibi açıklansın. Yandaş bir müteahhide verilecek bir ihaleye daha kim ne tepki gösterebilir ki!..

Şimdi diyeceksiniz ki, “Diyanet bütçesinin yüzde 35 arttırıldığı, Bilim, Sanayi, Teknoloji Bakanlığı bütçesinin yüzde 56 düşürüldüğü Türkiye’de hangi sorulara, makul ve mantıklı cevaplar arıyorsun?”..

Haklısınız… Affınıza sığınarak yazının başındaki sorumu geri çektim!..