Korkusuz
Can Ataklı

ENAG Başkanı Türkiye’yi terk etti

ÜZÜLDÜM

ENAG Başkanı Türkiye’yi terk etti


Önce dün açıklanan enflasyon verilerine bakalım.

TÜİK’e göre mart ayı enflasyon oranı aylık yüzde 2,29 oldu.

Yine TÜİK’e göre aynı döneme ait yıllık enflasyon oranı ise yüzde 50.51 olarak belirlendi.

Bu mümkün mü?

Değil elbette.

Herkes çarşıya pazara çıkınca fiyat artışlarının nerede olduğunu biliyor.

Artık herkesin enflasyon hesabında ciddiye aldığı ENAG’a göre ise mart ayı aylık enflasyonu yüzde 5.08 oldu.

ENAG yıllık enflasyonu ise yüzde 112.51 olarak açıkladı.

Aslıda kural değişmedi.

TÜİK ile ENAG arasında tam iki kat fark var.

Sarayın onayladığı rakamları açıklayan TÜİK bunca yıl halkı bir şekilde kandırmayı başarmıştı.

Ne zaman ENAG ortaya çıktı ve gerçeğe çok daha yakın enflasyon rakamlarını açıklamaya başladı, oyun bozuldu.

Böyle olunca da ENAG ve özellikle başkanı Prof. Veysel Ulusoy hedef tahtasına kondu.

TÜİK birkaç ay önce ENAG başkanı Veysel Ulusoy hakkında “kişilik haklarının ihlali” gerekçesiyle suç duyurusuna bulundu.

Ardından Ulusoy’a tehditler başladı.



Sosyal medya hesabından hem suç duyurusuna hem de tehditlere cevap veren Ulusoy şunları yazdı;

“Saraya gitmem gerekiyor yine. Adalet Sarayı’na. İlk soruşturma davaya dönüşmedi ama hemen yenisi geldi. TÜİK, ENAG’ı kapatın diyor. O kadar kolay mı?”

ENAG elbette her ayın başında gerçek enflasyon oranlarını açıklamaya devam etti ama ara sıra da olsa televizyonlarda ve YouTube kanallarında görmeye alıştığımız Veysel Ulusoy ortada görünmemeye başladı.

Ben de yeni YouTube kanalım “Basit Çözüm” için Ulusoy’a ulaşmak istedim.

Ancak telefonu hep “Aradığınız numara kapsama alanı dışındadır” mesajı ile karşılaştım.

Kendisini yakından tanıyan birkaç kişiye “Veysel Hocaya ulaşamıyorum, nerede acaba?” diye sordum.

Aldığım cevaplar hep “Veysel Bey şu sıralar ekranlarda görünmek istemiyor, kendi çalışmalarına yoğunlaşmış durumda” türündeydi.

Önceki gün Veysel Ulusoy’un nerede olduğunu öğrendim.

Tehditlerden bunaldığı için Türkiye’ye terk etme kararı almıştı.

İki ay önce sessizce ABD’ye gitmiş.

Ancak bunu herkesten saklamış.

Çünkü eşi, işleri nedeniyle Veysel Ulusoy’la birlikte yurtdışına gidememiş.

Ulusoy da eşinin başına bir şey gelmemesi için ülkeyi terk ettiğini herkesten gizlemiş.

Şimdi eşi de ABD’de, bu nedenle artık “Başımıza bir şey gelir” endişesini üzerinden atmış.

Peki, Veysel Ulusoy ,ABD’de ne yapıyor.

Boston College’de öğretim üyeliğine başladı.

ENAG Başkanlığını ve Cumhuriyet’teki köşe yazılarını Amerika’dan sürdürüyor.

SORDUM ÖĞRENDİM

Veysel Ulusoy kimdir?


Çareyi yurtdışına taşınmakta bulan ENAG Başkanı Profesör Veysel Ulusoy, dünya çapında eğitim almış önemli bir bilim insanı.

1964 yılında Yozgat’ta dünyaya geldi.

İlk, orta ve lise eğitimini Yozgat’ta tamamladıktan sonra üniversite eğitimi için İstanbul’a gitti.

İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, Ekonometri Bölümü’nü kazanan Veysel Ulusoy, 1986 yılında bu bölümden mezun oldu.



Yüksek lisans ve doktora eğitimi için ABD’ye gitti.

Syracuse University Economics’te 1991 yılında yüksek lisans eğitimini tamamladı.

Aynı üniversitede 1996 yılında doktora eğitimini tamamladı.

Türkiye’ye döndükten sonra üniversitelerde ekonomi alanında dersler vermeye başladı.

1997’de Galatasaray Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı.

Ardından 2000-2010 yıllarında Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyeliği yaptı. Burada 2006 yılında profesör oldu.

İstanbul Aydın Üniversitesi’nde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı görevinde bulundu.

2011 yılından itibaren Yeditepe Üniversitesi’nde görevine devam etmektedir.

Veysel Ulusoy, evli ve bir kız çocuğu babasıdır.

ŞAŞIRDIM

Kaçakların Türkiye’ye giriş görüntüleri başka ülkelerde çekilmişmiş


Hemen her gün yeni bir kaçak mülteci görüntüsü ile karşılaşıyoruz.

Bunların bazıları dağda bayırda çekilmiş görüntüler.

Bir kısmı da ülkemizin çeşitli kentlerinden gelen “kasası kaçak dolu kamyon” görüntüleri.

Zafer Partisi aylardır bu konuyu gündemde tutuyor.

En son CHP Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu da askere seslenerek “Mehmetçik’e çağrı yapıyorum, hiçbir baskı altında kalmadan sınırlarımızı koruyun, bu geçişlere izin vermeyin” dedi.

Daha önceki dönemlerde sınırdan kaçak geçiş olmadığını savunan ve “Havadaki sineği bile yakalıyoruz” diyen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerine ilginç bir cevap verdi.

Hulusi Akar “Başka ülkelerde ve değişik zamanlarda çekilen fotoğraf ve videoları kullanmak suretiyle bazı yorumlar yapılmakta, siyasi mülahazada bulunulmaktadır. Bunlar kesinlikle yanlıştır, doğru değildir. TSK, Mehmetçik sıralı amir ve komutanlarının emir komutasında 7 gün 24 saat, en ileri teknolojiyi kullanmak suretiyle hudutlarımızın güvenliğini sağlamak için büyük bir azimle, kararlılıkla ve fedakarlıkla çalışmalarını sürdürüyor. Mehmetçik, herhangi bir şekilde hudutlarımızdan yasa dışı geçişe asla müsaade ve müsamaha etmemektedir” diye konuştu.

Demek ki neymiş, bu görüntüler başka ülkelerde çekilmişmiş.

İyi de ülkemizin birçok yerinde serbestçe dolaşan adım başı rastladığımız Afganistan, Pakistan, Suriye, Irak ve çeşitli Afrika ülkelerinden gelen insanlar nasıl girdiler Türkiye’ye?

SOSYAL MEDYADAN

“Seccade mi o zaman başka”




Saray medyası ilk andan itibaren yoğun bir saldırıya geçti.

Üstüne Erdoğan’da konuya girince saldırı dozu daha da şiddetlendi.

Neymiş, Kılıçdaroğlu fotoğraf çektirmek için girdiği odadaki seccadenin üzerine ayakkabı ile basmış.

Kıyameti koparıyorlar.

Sanki seccade kutsal bir şeymiş gibi bağırıp çağırıyorlar.

Ama hiçbiri “Orası neresi, ayakkabı ile girildiğine göre bir cami ya da mescit değil, bir Müslüman namaz kıldığı seccadeyi işi bitince katlayıp bir kenara koyar, o seccadeler neden yerde bırakılmıştı?” diye merak etmiyor.

Dün sosyal medyada gördüğüm bir CAPS çok hoştu.

Bu arada Erdoğan “Biz o seccadenin üzerinde inşallah 14 Mayıs akşamı şükür namazı kılacağız” demiş.

12 yıl önce “Şam’daki Emevi Camii’nde Cuma namazı kılarız” demişti.

Oysa şimdi Suriyeliler Ayasofya’da namaz kılıyor.

Kim bilir belki Erdoğan o gece şükür namazı kılmak yerine tövbe namazı kılar...

YENİ ÖĞRENDİM

Sedat Peker, Dubai’den çıkmak için izin istedi


Herkesin ortak merakı şu: Sedat Peker ne zaman konuşacak?

Peker iki yıl önce video çekimlerine başlamıştı.

İlk önce hangi ülkede olduğu bilinmiyordu.

İlk 4-5 videosu milyonlarca kişi tarafından izlendi.

Ardından Peker’in Dubai’de olduğu anlaşıldı.

Birkaç video daha çekti, ardından AKP iktidarı devreye girerek Birleşik Arap Emirlikleri yönetiminden Peker’in susturulmasını istedi.

Ağır diplomatik baskılardan sonra Emirlik, Peker’e video çekme yasağı koydu.

Peker bu kez Twitter üzerinden bazı açıklamalar yaptı.

Sonra bu da engellendi.

Ancak Peker “Hiç kimse merak etmesin, sözüm söz, seçime iki ay kala öyle açıklamalar yapacağım ki yer yerinden oynayacak” dedi.

Şu an itibarıyla seçime tam 40 gün var.

Ama Peker’den henüz açıklama yok. Çünkü yakınlarından aldığım bilgiye göre Peker tam bir tecrit hayatı yapıyor, adeta lüks bir otel odasında hapis durumda.

Peker geçen hafta Emirlik yönetimine başvurarak ülkeden ayrılmak istediğini belirterek pasaportunun kendisine verilmesini talep etmiş.

Ancak yönetim şu ana kadar bir cevap vermemiş.

Önümüzdeki günlerde Turhan Çömez’in Dubai’ye gideceğini ve yetkililerle konuşarak Peker’e özgürlük verilmesini isteyeceğini öğrendim.

Peker Erdoğan’ın Emirlik yönetimine çok ağır baskı yaptığını söyleyerek “Ama ne olursa olsun ülkeden çıkacağım” diye konuşmuş.

Şu an Interpol’ün başında Birleşik Arap Emirlikleri’nde daha önce orduda general rütbesiyle görev yapan Ahmet Naser el-Raisi oturuyor.

Bunun da Peker’in ülkeden çıkması için bir handikap olabileceği konuşuluyor.