Gürkan Hacır
17 Şubat 2021

Dört maddeye sıkışan Cumhuriyet!


Yeni anayasa fikri ortaya atılınca, partiler sıraya girdi.

“İlk dört madde hariç, her şeyi tartışabiliriz.”

İlk dört madde, anayasamızın ‘cıs’ maddeleri.

İlk üçünde; yönetim biçimimiz, bayrağımız ve dilimiz tarif ediliyor.

4’üncü madde ise bu ilk üçünü koruyor.

Bazıları daha cesurdu.

İlk dört maddeyi kurcalama niyetinde olanlar.

Mesela Babacan ve Temel Bey, ‘iklim uygun olursa tartışabiliriz’ yollu konuştular.

Gerçi Babacan; sonradan, ‘Gündemimizde böyle bir şey yok, partimizin görüşü bellidir” dedi ama niyetini de belli etmiş oldu.

Yani ilk 3 maddeyi de tartışsak ‘fena olmazcılar’ var.

Peki ne var ilk 3 maddede tartışılacak olan?

★★★

Üşenmedim saydım.

Anayasamızın ilk 3 maddesi, başlıklar dahil toplam 78 kelime!

Evet tamı tamına 78!

Acaba bu 78 kelimeden hangisi rahatsız ediyor diye düşündüm.

Sonuca çabuk ulaştım.

Şöyle…

“Atatürk Milliyetçiliği” ni kaldırsak,

“Laik ve sosyal hukuk devletidir” cümlesindeki ‘laik’ kelimesini uçursak,

Son olarak da “Dili Türkçedir”in yanına “Resmi” kelimesini iliştiriversek

Yani “Resmi dili Türkçedir” olsa.

Oldu bitti işte…

Geri kalanında herkes mutabık nasıl olsa…

★★★

Ne kadar minik değişiklikler değil mi?

TOPLAM 5 KELİME İLE ÜNİTER YAPI YERLE BİR!

Hiç de öyle değil.

Hepi topu 5 kelimelik değişiklik, üniter yapımızı yerle bir eder.

Cumhuriyetimize rahmet okutur.

Laikliğimizi geri gelmemecesine gömer.

Bir daha asla ve kat’a bir araya gelemeyecek şekilde parçalara bölünürüz.

★★★

Abartmıyorum.

★★★

Ayasofya imamı Boynukalın’ın temennisi gerçek olur da ‘Laiklik’ anayasadan çıkarılırsa, medeni kanundan, Türk Ceza Kanunu’na kadar neler olabileceğini tahmin ediyorsunuzdur.

Anlatmama gerek yok.

★★★

Peki mesela ‘Dili Türkçedir’in yanına ‘resmi’ sözcüğünü koyarsanız, yani ‘Resmi Dili Türkçedir’ derseniz ne olur?

Diğer dil ve lehçeleri de anayasanın içine çekmiş olursunuz.

O zaman hoop anadilde eğitim geliverir.

Ne var bunda canım, insanın anadilinde eğitim almasından daha doğal ne olabilir diyenler çıkacaktır.

Üç masum kelime!

Ana…Dil…Eğitim…

Ama öyle değil!

★★★

Elbette Kürtler başta olmak üzere değişik etnik kökendeki yurttaşlarımızın ana dillerini öğrenme ve kültürlerini yaşatma hakkı vardır. Ve bu korunmalıdır. Hatta daha da geliştirilmelidir.

Anadilde eğitim başkadır, anadilin öğretimi başkadır.

(Meraklısı, Ergun Özbudun Hoca’nın makalelerine bakabilir)

Urfa Lisesi’nde Kürtçe fizik, Rize Lisesi’nde Lazca matematik, Artvin Ortaokulu’nda Gürcüce kimya okuttuğunuzu; ayrıca bu gençlere tek tek üniversite açmanız gerektiğini düşünün.

Birbirine tamamen yabancı yetişmiş, bambaşka dillerle eğitim almış binlerce gençten tek bir ülkü tek bir ülke etrafında kenetlenebileceğini hayal etmeye çalışın.

Mümkün mü?

Bakın üniter devlet sisteminin mabedi sayılan Fransa ne yapıyor?

Yerel yönetim özerkliği vermiş olmasına rağmen üniter yapısını dili sayesinde koruyor.

Okullarında Fransızca zorunlu dildir.

Mahkemelerinde kendi yerel dillerini bile kullanmalarına izin yok.

Dünyaca ünlü film festivalleri Cannes’a, İngilizce altyazılı film kabul etmiyorlar. Tüm filmler Fransızca olacak.

Sokakta bir Fransıza, İngilizce bir şeyler sorun. Dönüp cevap vermezler.

Neden?

Dillerini ve ülke bütünlüklerini korumak istiyorlar.

Alman filozof Humboldt’un sözü kulağımıza küpe olsun.

Gerçek vatan, aslında dildir.

Vatandan en hızlı, en kolay uzaklaşma dil yoluyla olur ve hatta en sessizce gerçekleşen yol da budur”

★★★

Özetle…

Anayasal çimentomuz bu 5 kelimedir!

Atatürk Milliyetçiliği… Laiklik…Dilimiz Türkçe.

Toplam 5!

Bu 5 kelimeyi korursak, bu saate kadar düşe kalka getirdiğimiz Cumhuriyetimizi yaşatmayı başarırız.

Yok koruyamazsak…

Ruhuna 29 kelimelik el-Fatiha’yı hep birlikte okur, ebediyete uğurlarız!

GARA’DAN ÖNCE GARA’DAN SONRA

Bölücü PKK ile sürdürülen kırk yıllık mücadelede travma yaşadığımız dönüm noktaları vardır.

Mesela Yüksekova baskını…

Mesela Mavi Çarşı saldırısı…

Başbağlar Katliamı…

Hepsi birer kırılma noktasıdır.

Gara katliamı da bunlardan biri olacak gibi duruyor.

Eli kolu bağlı 13 yurttaşımızın katledilmesi ciddi bir travma yarattı.

Operasyonun ayrıntılarına tam olarak sahip olamasak da…

Başarılı mı başarısızlık mı tam olarak adlandıramasak da…

Gara katliamı şimdiden bir dönüm noktası olacak gibi duruyor.

Bahçeli uzun zamandır işaret fişeğini yakıyordu.

Şimdi ateşi daha da harladı.

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dedi.

HDP’nin kapatılma davasının eli kulağındadır.

Yazarlar

Dört maddeye sıkışan Cumhuriyet!
Gürkan Hacır