Memduh Bayraktaroğlu
6 Eylül 2020

Dinci sapık, devlet katında itibar görüyor… Sarayın davetlerinde baş köşede…


Uşşakî tarikatının (Allah’a âşık olanlar) şeyhi Fatih Nurullahoğlu takma isimli bir cinsi sapık, müritlerinden birinin 12 yaşındaki kızına cinsel tacizde bulundu…

Sonra da işi örtbas etmek için babaya:

“Kızın yaşı ufak olmasa nikâhıma alayım ama yaşı ufak” diyerek bir bakıma evlenme niyetinde olduğunu bile söyledi…

Müridi olan baba kabul etmeyince…

70 bin lira para vermeyi önerdi…

Mürit baba ise halen…

Taciz edilen 12 yaşındaki kızıyla konuşurken, “Efendimize gidelim elini öpelim” diyordu…

Fatih Nurullahoğlu

Ve ne acıdır ki…

Ülkeyi yöneten siyasî irade

İşte bu sapık şeyhlerin ve geri zekalı müritlerinin oylarıyla seçilip geldiği için…

Ülkeyi yönetirken de haliyle…

Bunları kırmamak, elden kaçırmamak için çabalıyor…

Bunları açılışlara davet ediyor…

Saray’da konuk ediyor…

Yargıya karşı koruyor…

Peki…

Bundan sonra Devlet bu pislik dincileri, kincileri ve de sapık Müslümanları (Haysiyetli, gerçek dindar Müslümanları tenzih ederim) denetim ve otorite altına alır mı?..

18 yıl önceki Devlet olsaydı…

Yani…

Siyasetçinin teslim alamadığı Devlet olsaydı…

Tabii ki alırdı…

Çanlarına ot bile tıkardı…

Ama…

Bugün artık çok geç…

Çünkü…

Devlet artık bir siyasi parti organizasyonu

Çünkü…

Devletin başında iktidar partisinin genel başkanı oturuyor…

Bu sapık tarikatları denetim altına almaz…

Alırsa oy kaybeder…

Oy kaybedince iktidarını yitirir…

Sözün özü canlarım…

Bu zihniyet muktedir oldukça…

Ne yazık ki…

Bu İslâm istismarcıları pisliklerine devam edecekler…

Yine de umudunuzu kaybetmeyin…

Demokrasiye sahip çıkın…

Bu ulusal sorunu hep birlikte…

Ele ele ve…

Sandıklarda çözeceğiz…

KARİZMA ÖNEMLİ OLSAYDI EĞER…

Geçenlerde bazı liderlerin karizmalarının olmadığını yazıyordu iktidar yandaşı bir arkadaş…

Güldüm geçtim ama…

Sonra da düşündüm ve…

Birkaç satır yazmaya karar verdim…

Kenan İmirzalıoğlu

Canlarım…

Günümüzün ve geleceğin siyasetinde ve devlet insanlığında, karizmaya hiç yer olmayacak

Çünkü…

Karizma devlet adamlığı için yetseydi eğer…

Türkiye 18 yılda Yunanistan’ı geçer, Güney Kore’den fersah fersah geride kalmazdı…

Oysa…

Küçümsediğimiz Yunanistan’da kişi başına milli gelir Türkiye’nin 3 misli…

Güney Kore’nin kişi başına milli geliri ise Türkiye’nin 6 misli…

Oysa…

AKP iktidar, Erdoğan başbakan olduğunda iki ülkenin kişi başına milli gelirleri hemen hemen birbirine eşitti…

Ve…

Bugüne kadar ne Yunanistan

Ne de Güney Kore bizim başbakan ve cumhurbaşkanımız kadar karizmatik bir lidere sahip olabildi…

Sözün özü canlarım…

Yüksek karizma devlet yönetiminde çok etkin olsaydı…

Kenan İmirzalıoğlu’nu cumhurbaşkanı yapar, köşeyi dönerdik…

Bırakalım bu karizma muhabbetlerini…

Türkiye’nin karizması değil devlet insanı kimliği olan; sevimli, öfkesiz, bağırıp çağırmayan, herkesle dost geçinmeyi bilen bir güzel insana ihtiyacı var…

GECİKME ÖZRÜ…

Canlarım benim…

“Altına yatırım” konusundaki yazımı halen yayımlayamadım çünkü gündem bambaşka…

Bu bir iki günde çok önemli gündem değişikliği olmazsa eğer…

Pazartesi günü altına yatırım ve ekonomiyle ilgili yazımı yayımlayacağım.

M.B.

DİSİPLİNE EDECEĞİNE YALVARAN VALİ…

Bay İstanbul Valisi…

İstanbul BB Başkanlığı halkın lehine iyi şeyler yaptığında, Devlet otoritesini siyasal iktidar lehine kullanıyor musunuz?..

Kullanıyorsunuz?..

Ali Yerlikaya

İyi de kardeşim…

İstanbul’un görgüsüz kitlelerinin yasa ve kurallar gereği korona virüsü ile mücadele etmeleri gerekmiyor mu?..

Gerekiyor tabii ki…

Peki…

Neden o güruha “Allah rızası için sokağa çıkmayın” diye yalvarıyorsunuz?..

Neden, size bağlı emniyet görevlilerine “sorumluluklarınızın gereğini yerine getirin” emrini vermiyorsunuz?..

Sizin valiliğiniz 4 milyon 800 bin oyla seçilmiş İBB Başkanı’na geçiyor da…

İktidar partilerinin seçmenlerine geçmiyor mu?..

Bir hukuk devleti valisine yakışmıyor Bay Vali…

Unutmayın ki Devlet yalvarmaz…

Devlet disiplin uygular…

Ama…

Devletin valisi, iktidar partisi genel başkanına bağlı olursa…

Daha ne beklersiniz ki?..

Söyle bana bürokratını…

Söyleyeyim sana Devletinin saygınlığını…

MALLARIMI TANIRIM…

DİB, 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel tacizde bulunan sapığı kınamışmış…

Güldürmeyin beni…

Yok öyle bir şey…

DİB, sapığı samimiyetle kınasaydı…

Onun bir tarikat şeyhi olduğunu da söylerdi…

Bunu söyledi mi?..

Hayır…

Neden söylemedi?..

Sapığın tarikat şeyhi olduğunu bilmeyenler öğrenmesin; “sapık, demokratik cumhuriyetçi laiklerdenmiş” diye düşünsünler diye…

Hiç kimse bana yanıldığımı söylemesin…

Bu yaşıma geldim…

Mallarımı tanırım…

BU BİR HAKİKAT…

Grasham Kanunu sadece para konusunda değil…

İnsan konusunda da haklı çıktı…

Ne demişti Grasham, hatırlayın:

“Kötü para iyi parayı kovar…”.

Kötü insan da iyi insanı kovuyor…

Kötü Müslüman ise iyi Müslüman’ı kovuyor…

Seçim sandıklarından haliyle “kötü insan” hegemonyası çıkıyor…

Ne yazık ki…

Bu bir hakikat…

YUH OLSUN…

HDP’li bir vekilin…

Genç bir kadınla…

Üç yıl önce…

Ve hem de…

Gönül rızasıyla birlikteliğini, bir tarikat şeyhinin…

12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel taciziyle eşitleyen çağdışı kafaya…

Yuh olsun…

HELE BİR DENEYİN

Sayın Sağlık Bakanı;

Aile hekimlerine aylık net 3 bin lirayı geçmemek üzere ek ödeme yapacakmışsınız…

Siz…

Kendi hastanelerinizde çalışan doktorlarınıza…

Aile hekimlerine verdiğiniz ek maaşı teklif edebilir misiniz?..

Fahrettin Koca

“Ederim” diyorsanız…

Hele bir deneyin o halde…

Deneyin ve görün alacağınız tepkiyi…

Yazarlar

Dinci sapık, devlet katında itibar görüyor… Sarayın davetlerinde baş köşede…
Memduh Bayraktaroğlu