Yeni yılda takvim yaprakları birer birer düşüyor, günler ilerliyor... Bir de bakacağız ki, haftalar aylar geçmiş aradan...
     

Ya gelen gideni aratırsa? Ya 2026 da değirmen taşı gibi bizleri öğütmeye devam ederse?” endişemiz sürüyor.
     

Doğrusu yarınlara güvenle bakmakta zorlanıyoruz!
     

Her yıl dilimiz yandığı için 2026’yı üfleyerek karşıladık. “Ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer” derler ya, o biçim işte...
     

Ekonomiyi yoluna soksun diye iş başına getirilen Mehmet Şimşek güya halkımızı rahatlatacaktı... İki buçuk yıl geçti, ortada rahatlığın hiçbir belirtisi yok!
     

Şimşek Bey “fakirin gıdası umuttur” diye yeni yılda insanları avutmaya çalışarak şöyle diyor:
     

“2026, pahalılığın daha az hissedileceği ve enflasyonun yüzde 20’nin altına düşeceği bir yıl olacak. Özellikle dar ve sabit gelirli insanlarımızın güçleneceği bir yıl olacak.”
     

“İnşallah” diyelim. Böyle bir sonuç arzumuzdur. Yıllardır kemer sıkan millet artık rahat bir nefes almak istiyor. Fakat inanalım mı? Her şeyin Şimşek Bey’in dediği gibi olması mümkün mü?
     

Sevgili okurlar... Ulusça o kadar çok kandırıldık ki, sizleri bilmem ama benim büyük tereddütlerim, kuşkularım var.
     

Dua edelim de, “Şimşek Bey’in vaatleri bu defa doğru çıksın!”