Can Ataklı
19 Nisan 2021

Dikkat; bu iş çok tehlikeli


BUNU YAZMAK GEREK

Dikkat; bu iş çok tehlikeli

Kimseye şaka gibi gelmesin.

Kimse “Aman canım ne yapabilirler ki?” demesin.

Kimse “Öyle bir tepki olur ki göze alamazlar” diye düşünmesin.

CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu
ve CHP milletvekilleri için Meclis’e gönderilen fezlekeler sanıldığının aksine çok tehlikelidir.

Saray iyice köşeye sıkışıyor.

Desteği giderek azalıyor.

Ekonomik yıkımın altından kalkmaları çok zor…

Bugüne kadar hep gündem belirlerken şimdi muhalefetin belirlediği gündemin altında eziliyorlar.

İktidarın genel yapısına baktığımızda böyle durumlarda çok hırçınlaştığını ve akla gelmeyecek işler yaptığını biliyoruz.

Ayrıca saray bugüne kadar hiç bu kadar çaresiz duruma düşmemişti.

Bu nedenle hırçınlığı çok daha şiddetli olabilir hatta olacaktır da.

Mahkemelere hazırlatılan fezlekeler Meclis Başkanı’nın önünde.

CHP’nin hazırladığı “21 soruda FETÖ’nün siyasi ayağı” başlıklı broşür nedeniyle Kılıçdaroğlu ve dönemin CHP MYK’si hakkında ‘cumhurbaşkanına hakaret’, ‘halkı kin ve düşmanlığına alenen tahrik ve aşağılama’, ‘iftira’, ‘sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret’ iddiasında bulunuldu.

Peki konunun mağdurları kimler?

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Bakanlar Kurulu üyelerinden Abdülkadir Aksu, Bekir Bozdağ, Berat Albayrak, Binali Yıldırım, Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin, Numan Kurtulmuş, Suat Kılıç ve Süleyman Soylu.

Yani “mağdur kadrosu” çok güçlü.

Bu durumda Meclis’in saraydan gelecek emirle dokunulmazlıkları anında kaldırması çok kolay.

Dokunulmazlıklar kaldırıldığı an, polis CHP Genel Başkanı ve parti yöneticilerini ifadeye götürmek için Meclis’e baskın yapar.

Kılıçdaroğlu ve arkadaşları iki taraftan kollarına giren polisler tarafından araçlara bindirilir ve götürülür.

Yazımın başında “aman ciddiye alın” diyorum ya, tekrarlayayım; kimsenin aklına “Böyle bir şey yapamazlar, bu kadarına da cesaret edemezler” demek gelmesin.

Çünkü bunu yaparlar.

Hatta biraz karşı çıkan olursa zor da kullanırlar.

Kimse de bir şey yapamaz.

Belki genel başkan ve parti yöneticileri götürülürken biraz arbede yaşanır, hepsi o kadar.

Ya ondan sonrası?

Hukuki olarak kim ne yapabilecektir?

Halk sokağa dökülecektir?

İşte saray bunun farkında.

Ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki ana muhalefet partisi genel başkanı hapse atılsa bile hiçbir şey olmaz.

SORUDUM ÖĞRENDİM

CHP Genel Başkanı ve yöneticileri ne ile suçlanıyor?

Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının dokunulmazlıklarının kaldırılması istenen fezlekede dikkatimi çeken bazı “iddialar” ve “suç kanıtları!” şunlar;

 Kitapçık sanki Kemal Kılıçdaroğlu anlatıyor gibi yazılmış.

– Kapakta, Erdoğan ve Gülen’in fotoğrafı var.

 Kılıçdaroğlu, “Konuyu Bilal’e anlatır gibi anlatacağım” demiş.

– Kitapçıkta “Devleti FETÖ’ye teslim eden kişinin adı da Recep Tayyip Erdoğan’dır” denmiş.

 FETÖ’ün hükümetin yetkilerini aşan taleplerinin karşılanması için Meclis’in kanunlar çıkardığı, böylelikle FETÖ’nün tüm talepleri yasalaştırıldığı ve bunun sonunda FETÖ’cülerin, kitleler halinde devletin en kritik kurumlarına yerleşmesinin sağlandığı anlatılmış.

– AKP’nin, FETÖ’cülerle kol kola yürüdüğü iddia edilmiş.

İlk bakışta hepsi eften püften gerekçeler ve suçlamalar gibi duruyor.

Ancak bu kimseyi aldatmasın.

Artık hukuk düzeni tamamen askıya alındığı için, yargı da hukuka olduğu gibi akla ve mantığa da uymak zorunda olmayabilir.

DEDİ KODU

Damat kıs kıs gülüyormuş

İlk günden beri ısrarla soruyorum ama cevabı yok.

“Damat nerede?”

Bakın bu soru “128 milyar dolar nerede?” sorusu gibi önemlidir.

Çünkü önemli olan damadın fiziken nerede olduğu değildir.

Damadın gidişiyle birlikte yaşanan olayların ülkemize verdiği hasardır.

İşte bu nedenle damadın nerede olduğunu çok merak ediyoruz.

Aslına bakarsanız en azından kişisel olarak damadın nerede olduğunu biliyorum.

Daha önce de yazmıştım.

Çekmeköy taraflarında neredeyse bütün sakinlerinin AKP’li olduğu çok lüks bir sitede yaşıyor damat ve ailesi.

Üst katında 17/25 Aralık olayının en ünlü isimlerinden dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler oturuyor.

Damat ise dubleks bahçe katında yaşıyor ve her gün site içinde yürüyüşler yapıyor, güneşli havalarda ise ağaçlar altında kitap okuyor.

Ama damadın yerinin bilinmesi çok da dert değil.

Önemli olan ortaya çıkması, Merkez Bankası rezervlerinin nasıl eritildiğini anlatmasıdır.

Damat bey gittiği gece bıraktığı notta, “Bu 5 yıllık süre zarfında benimle bu zor ama kutsal yükü yüklenen tüm yakın mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Çokça hakkım geçmiştir, haklarını helal etsinler. At izinin it izine karıştığı, Hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı böyle çetin bir zamanda, bizlerin samimiyetine inanarak dua eden her bir vatandaşımızdan Rabbim razı olsun. Gaybı, kalpleri ve hakiki niyetleri bilen mutlak güç sahibi Cenab-ı Allah bizleri Sırat-ı Müstakim’den ayırmasın. Sonumuzu hayreylesin…” demişti.

Artık şu “at izi-it izi” tanımlamasına ve “sonumuzu hayreylesin” duasına bir açıklık getirmesi gerekmiyor mu?

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Yunan Dışişleri Bakanı Erdoğan’la ne konuştu?

İktidar medyası, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Yunan Dışişleri Bakanı Dandias’a verdiği cevabı pek beğenmişti biliyorsunuz.

“Haddini bildirdi” başlıkları atmışlardı.

Çavuşoğlu, Yunan bakana “anlayacağı dilden” cevap vermişti.

Sonra bu övgülere her nedense muhalefetten isimler de katıldılar.

Bazı CHP’liler tweetler attılar, “Bakanın politikalarını çok eleştiriyoruz ama Dandias’a söylediklerini alkışlıyoruz” dediler.

Bu nasıl bir kafa yapısıdır anlamakta zorluk çekiyorum.

Hesapta ne kadar hakkaniyetli siyaset yaptıklarını anlatmaya çalışıyorlar.

“Eleştiririz ama iyi şeyi de alkışlarız” diyorlar.

Böylelikle AKP’lilerden takdir alacaklarını sanıyorlar.

Oysa ortada iyi verilmiş bir cevap falan yok.

Ayrıca eğer hakkaniyet olarak bakarsanız, Yunan bakan Ankara’ya gelmiş, herkesin gözünün içine baka baka ağır laflar söylemiş ve gitmiştir.

Ondan sonra kalkıp da “Böyle konuşamazsın” demenin bir anlamı yoktur.

Bu nedenle muhalefetin asıl üzerinde durması gereken noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Dandias, Çavuşoğlu’ndan önce Erdoğan’la görüştü.

Peki bu görüşmede ne konuşuldu?

Basın toplantısında tüm halkın önünde gözünü karartan Yunan bakan, Erdoğan’ın karşısında süklüm püklüm müydü?

Ya da daha sonra görüştüğü Çavuşoğlu’na bu konuda hiçbir şey söylemedi mi?

Yani gayet sıcak görüşmeler yapan Yunan bakan, basın toplantısına başlayınca mı bir anda şahinleşti?

Dandias olayı, bu iktidarın dış politikasının ne kadar berbat olduğunu bir kere daha ortaya koydu aslında.

OKURDAN MESAJ

Korona geçirenler ne zaman aşı olacak?

Okurlarımdan Mahmut Kahyaoğlu ilginç bir soru sormuş.

Diyor ki; “Covid testi pozitif çıkan 65 yaş üstündekilerin aşılanması, hastalığı atlattıktan 6 ay sonra başlayacak deniliyor. Bu durumda olanlar; 6 ay sonra sisteme girişi yapılarak aşı randevusu alabilecekler mi?”

Okuruma ben de katkı sağlayayım.

Bu durum sadece 65 yaş üstü olanlar için değil, korona geçiren bütün herkes için geçerli.

Korona geçirenler 6 ay sonrasından itibaren aşı olacaklar mı yoksa önce bir antikor testine mi tabii tutulmaları gerekiyor?

Yazarlar

Dikkat; bu iş çok tehlikeli
Can Ataklı