Tunceli’de 2020’de kaybolan Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen Tunceli eski Valisi Tuncay Sonel emniyette ifade vermemiş...
Açığa alınan Sonel, “Ben devletin valisiyim, emniyette cevap vermem” demiş...
Ne diyoruz Onuncu Yıl Marşı’nı söylerken?
“Örnektir milletlere açtığımız yeni iz;
İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz...”
Demek ki Türkiye Cumhuriyeti 10 yaşındayken durum böyleymiş...
Yasalar karşısında herkes eşitmiş...
Cumhuriyet’in 103’üncü yılının tam ortasındayız ama bugün artık “İmtiyazsız, sınıfsız,
kaynaşmış bir kitleyiz” diyemiyoruz...
Çünkü hepsi birbirinden ayrıcalıklı birçok “sınıf” var ülkemizde...
★★★
“Saraylı Sınıfı” var örneğin... Bunun için saray ahalisinden olmak yeter... Lüks içinde, konforlu ve korumalı bir yaşam sürerler...
★★★
“AK Vekil Sınıfı” var... Parti başkanının parmak göstermesiyle seçilir, görev süreleri boyunca emme basma tulumba gibi kol indirip kol kaldırırlar... Hatta çoğu zaman bu bile zor gelir; Meclis’e bile gitmezler. Sahte pusulalarla durumu idare ederler... Bir asgari ücretin yirmi katından fazlasını her ay “maaş” olarak ceplerine indirirler! Yeşil pasaportları, bedava lüks sağlık sigortaları, danışmanları, pahalı kol saatleri ve korumaları vardır.
★★★
“AK Başkanlar Sınıfı” var... Kimse dokunamaz bunlara CHP’li belediye başkanlarına suç olan her şey, bunlar için “hak”tır! Yerler, içerler, lüks evleri, cipleri, saray gibi lojmanları olur; kimse “Nedir bu şatafat?” diye soramaz...
★★★
“AK Subay ve Bürokrat Sınıfı” var... Sultan gibidirler... Ortak özellikleri ütüsüz pantolonlarıdır. Hepsi bir tarikat üyesidir. Oturdukları koltuğun hakkını verip vermemeleri önemli değildir ama atanarak geldiklerini unutup lordlar gibi yaşarlar. Üç beş kamu kuruluşunda birden çalışıyormuş gibi gösterildikleri için, üç beş maaş birden alırlar. Tek işleri; zat-ı şahanelerinin emirlerini yerine getirmektir.
★★★
“AK Zenginler Sınıfı” var... Bütün kamu ihaleleri onlara verilir. Kamu arazilerini onlar yağmalar... Vergi falan vermezler. Bütün ormanları, zeytinlikleri, dağları, bayırları, denizleri, gölleri, ırmakları onlar parseller! İktidarın değişmesine önlem olarak servetlerini yurt dışına kaçırır, yurt dışında yaşarlar. Bunların çocukları askerlik bile yapmaz.
★★★
“AK İmamlar Sınıfı” var... “AK iktidar”dan önce sadece 70 bin kişiydiler; bugün sayıları 140 bini geçti. Devletin bütçesinden en yüksek paylardan birini alırlar. Maaşları, ödenekleri; hep hatırı sayılır miktardadır. Okullarda ders verip ekstra ödenek kaparlar. Tek görevleri “kindar nesil” yetiştirmektir.
★★★
“AK Üyeler Sınıfı” var... Bunlar genellikle bizim gibi sıradan vatandaşlardır. Bizden tek farkları uyanık olmalarıdır. İktidarın şifresini erken çözüp AKP’ye üyea olmuşlardır... Bu sayede çocuklarını işe sokarlar, devletle olan işlerini hallederler, dağıtılan her türlü yardımdan yararlanırlar... Örneğin 23 yıldır kömüre para vermezler! Tüm Türkiye’yi AK
belediyelerin organizasyonlarıyla bedavaya gezip bir de hediye alırlar...
★★★
Türkiye’de bu sınıfların dışında kalanlara ise “halk” denir.
Bunlar vergi verir, hesap verir, ömründen verir...
Çocukları askere gider, şehit olur.
Konuşamazlar, hak arayamazlar. Aramaya kalkarlarsa anında polis dayağı yerler.
İşte; oğlu cinayetle, kendisi delilleri karartmakla suçlanan Vali Bey bu sınıf ayrımlarını çok iyi bildiği için, “Ben devletin valisiyim, emniyette cevap vermem” diyor, diyebiliyor...
★★★
Bir gün elbette biz de “İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz” diye haykıracağız; ama...
Bugün sadece susuyoruz!
Susuyor ve “günümüzün gelmesini” bekliyoruz!
Doruk’taki işçiler!
Haklarını talep etmek için Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçileri, dokuz günün sonunda ulaştıkları bakanlık önünde önceki gün polis dayağı yedi. Dün de tam 110’u, açlık grevi yaparken gözaltına alındı.
Bu insanlar taş atmıyor, kurşun sıkmıyor, kimsenin tavuğuna da kışt demiyor!
Sadece dört aydır ödenmeyen maaşlarını ve tazminatlarını talep ediyorlar.
İşçilere bu zulmü yapan işvereni uyaran bile yok; ama hakkını arayan işçiye tekme var, dayak var, biber gazı var, gözaltı var...
Bu arada bir çift söz de o işçileri Ankara’da yalnız bırakan tüm işçi konfederasyonlarına:
Kalıbınızdan utanın!
GÜNÜN SORUSU
Aydın Güzelhisar Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan üniversite öğrencisi Zeren Ertaş, 26 Ekim 2023’te meydana gelen asansör kazasında hayatını kaybetmişti. Yurt yöneticilerinin yargılandığı davada mahkeme tüm sanıkların beraatine karar verdi. Soru, anne Serpil Ertaş’tan mahkeme heyetine:
“Yurt müdürü suçsuzsa, kazada ölen kızım mı suçlu?”