Can Ataklı
23 Aralık 2021

Dakika bir, kandırmaca bir


ANALİZ

Dakika bir, kandırmaca bir

Dolar sanki gerçekten düşmüş gibi gariban vatandaşlara halay çektiriyorlar.

Oysa dolar sanıldığı gibi düşmedi.

7-8 lira arasında seyrederken; bir anda, “Biz Müslümanız, faiz konusuna nas ortada, bu faizler düşecek” dedi Erdoğan ve döviz fiyatları yükselmeye başladı.

Önce “9 lira olur mu?” diyordu herkes, “10 lirayı belki yılbaşında görürüz” diye analizler yaptı kimi ekonomistler ama dolar hızla yükseldi. 10 derken 12 oldu, sonra 15 ve sonunda 18 lirayı bile gördü.

İşte bir ay içinde 8 liralardan 18 liraya çıkan dolar, garip biçimde yarım saat içinde 12 liraya düştü.

Merkez Bankası, dün saat 11.00’de dövize endeksli kuru 12.34 olarak açıkladı.

Bu rakam açıklandığında, görünen resmi kur 12.53’tü.

Ancak bu rakamla ne bankalardan ne de döviz büfelerinden işlem yapmak mümkün değil, inanmayan gitsin bir döviz büfesine ve 100 dolar almak istediğini söylesin, bakalım kaçtan verecek.

Aynı şekilde bankalar da internet üzerinden döviz işlemlerinde çok daha farklı rakamlar uyguluyor, dün de size aktarmıştım tam rakamlarıyla birlikte.

Kısacası döviz fiyatlarındaki anormal şişme indi hepsi bu.

Zaten bu anormal şişme sırasında da kimlerin çok büyük miktarlarda kazandığını bilemiyoruz, Merkez Bankası bütün ısrarlara rağmen ne işlem hacmini ne de kimlerin alışveriş yaptığını açıklamıyor.

Sadece Ziraat Bankası tasarruf sahiplerinin hesaplarından 1 milyar dolarlık satış yaptığını açıkladı.

İşte bu da büyük muamma.

Erdoğan konuştukça, doların arttığı bilinmesine rağmen 20 Aralık gecesi ne oldu da birden dolar bozdurulmaya başlandı anlamak mümkün mü?

Ziraat Bankası, belli ki hızlı düşüşe bahane göstermek için böyle bir doğru olmayan habere sarılmış.

Ayrıca bir haftada piyasaya 6 milyar dolar sürülmesine rağmen ateşin düşmediği bir ortamda; 1 milyarlık doların bozdurulmasıyla, doların çakılacağına herhalde kargalar bile güler.

Gelelim henüz ekonomik kahramanlık naraları atılırken yapılan bir kandırmacaya.

Kamuoyu ilk açıklamalardan şunu anlamıştı: Vatandaşa Türk Lirası tavsiye ediliyor. Ancak Türk Lirası’na olan güvensizliğin ortadan kaldırılması için TL mevduatı dövize endekslenecek, eğer döviz fiyatı mevduat gelirinden (faizinden yani, bu bile aldatmaca) yüksek olursa aradaki fark vatandaşa ödenecek.

Ancak daha dakika bir aldatmaca bir olduğu ortaya çıktı.

Çünkü konunun açıklanmasından 24 saat sonra yayınlanan tebliğe göre bu garanti vadeli hesap açtıran herkese uygulanmayacak.

Eğer bankada döviz hesabınız varsa, bunu bozdurup Türk Lirası’na geçerseniz ve bunu 6 ay veya bir yıl vadeli tutmaya söz verirseniz bu garantiden yararlanabiliyorsunuz.

Belki bunun böyle olması daha doğrudur ama açıklamanın ilk anda değil de sonradan yapılması bile bu iktidarın her işe hile karıştırdığı iddiasını güçlendiriyor.

Burada amaç bankalardaki toplam mevduatın üçte ikisini oluşturan döviz hesaplarını TL’ye kaydırmak.

Kısa sürede kaç hesap bozulur, ne kadar döviz TL’ye döner kestirmem mümkün değil.

Ancak büyük bir kesimin bir süre bekleyeceğini tahmin ediyorum.

Parası olan AKP’lilerin bile bu tür konularda iktidara fazla güvenmediğini sanıyorum.

YENİ ÖĞRENDİM

Maliye Bakanı, o geceden bir gün önce Berat Albayrak’ın evinde 4 saat ne yaptı?

Tarih 19 Aralık Pazar.

Eski Maliye Bakanı damat Berat Albayrak’ın oturduğu sitenin kapıları açılıyor, içeri yoğun koruma araçları eşliğinde siyah bir araç giriyor.

İçindeki kişi yeni Maliye Bakanı Nureddin Nebati.

Yeni bakan, doğru eski bakanın evine gidiyor, evin yanındaki kış bahçesine geçiyorlar ve tam 4 saat burada kalıyorlar.

İçeri yemek ve içecek servisi yapanlar dışında hiç kimse girmiyor.

Nebati 4 saatlik ziyareti bitirdikten sonra ertesi gün sabah uçağı ile Ankara’ya dönüyor.

Şu tesadüfe bakın.

Doların çakılmasından bir gün önce “Damat Berat Albayrak’ın adamı” denilen Maliye Bakanı, böyle bir ziyaret yapıyor.

Hem de dört saat boyunca.

Şimdi gel de o gece sıradan vatandaşların bir milyar dolar bozdurmaları sonunda, doların çakıldığına inan.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Bir emekli askere uygulanan keyfi yasağın hazin ama sonu mutlu hikayesi

Herhalde bu köşenin okurları, Ümit Yalım adını mutlaka çok iyi biliyordur.

Özelikle bu iktidarın Yunanistan’a teslim ettiği Adalar konusunda yürüttüğü mücadele herkesin malumu.

Ancak bu mücadele Ümit Yalım’ı çok üzen gelişmelere de yol açmıştı.

Şimdi Milli Savunma Bakanı olan Genelkurmay eski Başkanı Hulusi Akar, mevcut genelkurmay başkanı ile el ele vererek, Ümit Yalım’ı hukuka ve ahlaka aykırı biçimde orduevlerine sokmama kararı almışlardı.

Önceki gün, Ümit Yalım’dan bir mesaj geldi.

Hazin öykünün mutlu sonunu bizzat Ümit Yalım’dan okuyalım;

Adaların işgali konusunu gündeme getirdiğim için Hulusi Akar-Yaşar Güler ikilisinin 1 yıl süreli orduevi yasağını nedeniyle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde 2014’te açtığım davayı kazandım.

Tayyip Erdoğan’ı eleştirdiğim yazı için Hulusi Akar-Yaşar Güler ikilisinin 1 yıl süreli orduevi yasağı nedeniyle, Ankara 17. İdare Mahkemesi’nde 2020’de açtığım davayı da kazandım.

“Türkiye, darbe suçu işleyen AKP hükümeti tarafından yönetiliyor” makalem için Hulusi Akar-Yaşar Güler ikilisinin 2 yıl süreli orduevi yasağı nedeniyle, Ankara 9. İdare Mahkemesi’nde 2021’de açtığım davayı da 03 Aralık 2021’de kazandım.

Katar ve Yunan askerlerinin elini kolunu sallayarak girdiği orduevlerine Türk subayı olarak mahkeme kararı ile giriyorum.

Akar-Güler ikilisi bugüne kadar açtığım 3 davanın 3’ünü de kaybetti. Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. Orduevi yasağı için kanun yok. Yasaklama kararları yönetmelikle veriliyor. Orduevi yasağı kanunsuz emirdir. Akar-Güler ikilisi, Anayasa’nın 26, 38 ve 137. maddeleri ile AİHS’nin 7. maddesinde tanımlanan kanunsuz suç ve ceza olmaz (No punisment without law) ilkesini ihlal ediyorlar.

Kendilerini Anayasa’nın üstünde gören, Türk Hukuku yerine Kuzey Kore Hukuku’nu uygulayanlar kaybetmeye mahkumdur. Savunulmadan Yunan askerlerine teslim edilen 20 Türk Adası ve 2 Türk kayalığını; Yunanistan’a da, Erdoğan, Akar ve Güler’e de yedirmeyeceğim.

Bİ SORALIM BAKALIM

Nesini gösterecekmiş Nebati Bey Maliye Bakanlığı’nın

Televizyonda izlerken pek güldüm Nureddin Nebati’nin hal ve hareketlerini görünce.

Sunucuya “Gözlerime bak, ne görüyorsun?” diye soruyordu.

Kanal TRT olmasına rağmen sunucu cesaret gösterip “Gözleriniz neşeli görünüyor ama ekonomi rakam işidir” dedi. (İnşallah ‘Sana mı kaldı laf sokuşturmaya kalkmak’ diye azar işitmemiştir.)

Nebati sonra şöyle dedi; “Fiyatlarını çekmeyenler… Çok net söylüyorum… Fırsatçılık yaparsan, bundan sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın nasıl bir bakanlık olduğunu anlayacaksın.”

Çok güzel de, bu bakanlığın nasıl bir bakanlık olduğunu 19 yıldır neden kimse anlatmamış acaba?

Stokçuluk yapana gününü göstermek için tehditler savuracağına stokçuluk yapılmayacak ekonomik ortam yaratmak zorunda olduğunu unutuyor galiba bu bakan.

Öyle ya stokçuluk durup dururken ortaya çıkmaz, ekonominin en beter olduğu dönemlerde fırsatçılık, stokçuluk mantar gibi bitiverir.

Ayrıca bu bakanlığın aslında pek de işe yaramadığı, 20 Aralık gecesi ortaya çıkmadı mı?

Yukarı çıkan dövizi durdurmak için bu milletin 6 milyar dolarını saçtılar, dolar bir gram bile geri düşmedi.

Ama vatandaş güya yarım saatte 1 milyar dolar bozdurdu, döviz fiyatları “hooooop” düşüverdi.

Gözleri parlayan bakan önce bu mucizenin nasıl olduğunu ekonomik olarak anlatsa daha iyi olmaz mı?

Gerçi son günlerde “ekonomik olarak ne olup bittiğini” anlayacak kadar bilgisi var mı, onu da bilenlere sormamız lazım.

BUNU YAZMAK GEREK

Saray, doların asla düşmeyeceğine inanıyor

Bir saat içinde güya ekonomiyi kurtaran dahiyane formülün işleyişi şöyle olacak.

Bankada döviz hesabın varsa bunu bozdurup TL hesabına geçeceksin ve paranı 6 ay veya 1 yıl çekmeyeceğine söz vereceksin.

Yani vadeli TL hesabı açtıracaksın.

Bu şunu gösteriyor: Bu kararın, normal vatandaşla ilgisi yok. Çünkü onların zaten döviz hesapları yok. Onlar ekonomideki kötü gidişin yarattığı aşırı pahalılık altında ezilmeye mahkumlar.

Ekonominin kurtarılması demek zengin olanların daha da zenginleşmesi anlamına geliyor bu iktidar için.

Şimdi gelelim konunun öteki yüzüne.

Saray; bu kararı almakla, doların daha uzun bir süre asla düşmeyeceğine inanıyor.

Nedeni basit: Her ne kadar TL hesabı, dolara göre korumalı gibi görünse de döviz fiyatlarında düşüşler karşısında bu hesapları tutmak mümkün değil.

Dün itibarıyla 12.34’ten hesaplanan dolar fiyatı bu noktadan aşağı düşerse TL’ye dönen vatandaşlar hemen panikleyecektir.

Bir iki liralık düşüş belki çok korkutucu olmayacaktır ama dolar fiyatı 10 liranın altına düştüğü an TL’ye dönüştürülmüş hesaplar anında bozulur ve dolara kayar.

Diyeceksiniz ki, “Ama parayı bozarsa faizden yararlanamaz.”

Olsun, ne fark eder, her durumda iyice düşmüş doları almak parası olanın işine gelecektir.

Tabii buna uyanıp “Dövizden TL’ye dönmüş vadeli hesapların vade boyunca bozdurulması kesinlikle yasaktır” diye bir yönetmelik çıkarmazlarsa.

Yaparlar mı?

Niye yapmasınlar, her şeyi günlük düşünmüyorlar mı?

Yazarlar

Dakika bir, kandırmaca bir
Can Ataklı