Can Ataklı
15 Aralık 2020

Çok kızıyoruz ama Macron halkı için bakın neler yapıyor


DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Çok kızıyoruz ama Macron halkı için bakın neler yapıyor

Şu an sokağa çıkıp da “Türkiye’nin en büyük düşmanı kim?” diye sorsanız birinciliği büyük olasılıkla Fransa Cumhurbaşkanı Macron alır.

Macron ile Erdoğan arasında sürekli bir laf atışması var biliyorsunuz.

Avrupa Birliği Liderler Toplantısı’nda da Macron, Türkiye’ye yaptırım için çok bastırdı ama diğer AB ülkeleri birkaç uyarı dışında önlem alınmasına onay vermedi.

Ama bir gerçek de şu ki, Avrupa ülkeleri, Amerika’da yeni Başkan Biden’in göreve başlamasını bekliyor.

Macron belki Türkiye’ye yönelik en haşin lider ama bu bana sanki danışıklı gibi geliyor.

Avrupa ülkeleri sanki Macron’u ebe seçmişler, “Bizim yerimize sen konuş” diyorlar.

Tabii biz Macron’a hayli öfke duyuyoruz da Fransa Cumhurbaşkanı acaba pandemi döneminde halkına hangi hizmetleri yaptı, nasıl davrandı?

Fransa’da uzun yıllar yaşamış bir dostum, geçenlerde “Sana Macron’un 10 Eylül’de yaptığı konuşmayı göndereceğim. İstersen bir karşılaştırma yap” dedi.

O tarihlerde de Macron’la aramız bozuk olduğu için medya, Fransa’daki korona önlemlerine çok yer vermemişti.

Önce Macron’un giriş konuşmasına dikkat edin;

Fransa ve bütün dünyada bir savaş var. Bu savaş askeri veya sivil bir savaş değil. Hiç kimseye karşı değil. Bu savaş bir virüse karşı bir yaşam savaşıdır. Bu süreçte Fransa hükümeti bütün evlatlarını koruyacaktır. Hükümet, bütün partiler, vekiller, valiler ve belediye başkanları, bu mücadelede tek yürek çalışmaktadır. Hiç kimse paniğe kapılmasın. Bu nedenle alınan önlemler şunlardır:

1. Bu savaş için 300 milyar Euro bütçe ayrılmıştır.

2. Hiçbir şirket bu süreçte iflas vermeyecek. Halkın temel ihtiyaçları karşılanacak.

3. Bu süreçte askerler hastaları nakil etmekle görevli.

4. Bütün şirketlerin zararı ödenip işten çıkarma olmayacak. Çalışmayanların sigorta ve işsizlik parası ödenecek.

5. İşe gidenler veya alışverişlerinde insanlar birbirine bir metreden fazla yaklaşmayacak. El sıkışıp öpüşmeyecek. Evlerinizde kalıp gelişmeleri takip edin.

6. Bütün halkın sabun ve jel ihtiyacı bedava karşılanacak.

7. Bu süreçte bütün otel ve taksiler parasız hizmet verecek, ücretleri devlet tarafından karşılanacak.

8. Bu süreçte banka borçları ve ev kredileri bankalarca dondurulacak.

9. Bütün hastane çalışanlarının çocuklarının evde ve okulda bakımları sağlanacak.

10. Şu anda 25 merkezin maske ihtiyacı karşılandı. Geri kalan illerin maske ihtiyacı çarşamba günü karşılanacak.

11. Avrupa’da Schengen vizesi 30 gün boyunca geçersiz olup giriş çıkışlar yasaklandı. Fransa’ya  sadece Fransız oturumu ve Fransız vatandaşı olanlar girebilecek.

12. Yurt dışındaki Fransız vatandaşları isterse konsolosluklarla temasa geçip yardım alacaklar.

13. Bu süreçte çalışmayanların ev kirası devletimiz tarafından ödenecek.

14. Küçük esnafın zararı devlet tarafından ödenecek…

Bizimle kıyaslamaya gerek var mı?

Şimdi düşünebiliyor musunuz halkına bu hizmetleri sunabilen güçteki bir devletin cumhurbaşkanı Türkiye’yi kıskanıyor.

İRONİ

Bir ay 6 gün oldu damat bey hâlâ ortada yok

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak 9 Kasım’da bir akşamüstü istifa etmişti.

Damat Bey “sağlık sorunları” olduğunu vurgulamış, bu arada her ne demekse “at izinin it izine karıştığını” belirterek görevi bırakmıştı. Bugün 15 Aralık.

İstifadan sonra tam bir ay 5 gün geçti.

Bu süre içinde damadı gören olmadı. Zaten o da ortaya çıkmadı.

Galiba sağlık sorunları çok ciddi…

Ancak neden bir açıklama yapılmıyor?

Bu millet, faizle doları aynı anda patlatma mucizesi gösteren bakanının sağlık durumunu çok merak ediyor.

İşin tuhafı, demek öyle kötü bir hastalıktan muzdarip ki, eşi de kayınpederi de kayınvalidesi de babası da tek kelime etmiyor.

Allah kimsenin başına vermesin, bakanımız tez zamanda sağlığına kavuşup güleç yüzüyle halkın arasına karışsın.

Amin.

ÜZÜLDÜM

Yapma be Ertuğrul abi

Ertuğrul Özkök uzun yıllar Hürriyet’in Genel Yayın Müdürlüğü’nü yaptı.

Ben severim Ertuğrul Özkök’ü.

Beni de çıldırtan pek çok yazısına rağmen Özkök, yaşam gustosu kıskandıracak ölçüde yüksek, nitelikleri olan, entelektüel düzeyi de tüm gazetecilerin arasında en önlerde olan bir gazetecidir.

Kimi zaman yurt dışı gezilerinde, kimi zaman ortak yemeklerde bir araya geldiğimizde sohbetinden çok keyif aldığım biridir Ertuğrul Özkök.

Bazı yazılarını çok eleştirdim, hatta TV ekranlarından hafiften dalgamı bile geçtim, bazen de sert sözler söyledim.

Ancak dünkü yazısı çok canımı sıktı ve kendi kendime “Yapma be Ertuğrul abi” diye geçirdim.

Elbette bir gazeteci günü gelir çalıştığı kurum hakkında iyi şeyler yazar.

Gün gelir yine patronunun medya dışı işlerinden de söz edebilir, onlarla ilgili güzel şeyler yazar. Ertuğrul Özkök, dün patronunun bir başka şirketiyle ilgili yazı yazmış. Son günlerde çok çeşitli açılardan eleştiri bombardımanına tutulan Milli Piyango’yu aklayıp paklamış. Milli Piyango, Özkök’ün patronunun sahibi olduğu bir şirket.

Ertuğrul Özkök, çok şaşırtıcı biçimde bundan bir kelime bile etmeden sanki Milli Piyango bir başkasına ait şirketmiş gibi yazmış yazısını.

İşte onun niteliklerine hiç yakıştıramadığım bir tutum bu.

Özkök’ü okuyan sıradan okurlar, aklanıp paklanan Milli Piyango’nun aslında Hürriyet’in sahibi olan aileye ait olduğunu anlamadı bile.

Ertuğrul Özkök, Milli Piyango yazılarına bugün de devam edecekmiş.

Umarım bugün küçücük de olsa Milli Piyango’nun, patronuna ait olduğunu belirtir.

O zaman üzüntüm bir nebze azalır.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Bu, ayrımcılığın dik alasıdır

Bu köşede dün Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile eşi Fatmanur Altun’un çalıştıkları bazı kurumlardan maaş almadıklarını açıklamalarını eleştirmiş ve sormuştum, “Neden böyle kurumlarda çalışırsınız da maaş almazsınız?” diye.

Öyle ya örneğin THY’de yönetim kurulu maaşı, Fatmanur Altun’un açıklamasına göre 20 bin liraymış. Yani aşağı yukarı ailesini geçirdirmek için gece gündüz çalışan 8 kişinin aldığı asgari ücretin toplamı kadar.

Demek ki Altun Ailesi 20 bin lira THY’den, en az bir o kadar da Borsa’dan gelecek paralara tenezzül etmeyecek kadar varlıklalar.

Allah artırsın tabii.

Ancak gördüğüm kadarıyla Fatmanur Altun, sosyal medyada yapılan kendisine yönelik eleştirilere çok alınmış ve kızmış.

Hedefinin kim veya kimler olduğunu bilmediğim kişilere yönelik şöyle bir tweet atmış;

“Kendileri benzer şartlarda olsa Karun gibi gezecek olanların, bizim kesime hiçbir şeyi layık görmediklerini bugün bir kez daha gördüm. Maaştan feragat ettiğimi açıklamam da kinlerini eksiltmedi. Yüz verdikçe astar isteyen, kendi ayıplarına kör, edepsiz, hasut bir topluluk bunlar”

Dikkat ettiyseniz Fatmanur Altun, “Bizim kesim” diye bir tanım kullanıyor.

Ne anlama geliyor bu?

Ne demek “Bizim kesim” anlamadım.

Diğer kesim kim?

Bana göre işte böyle bir tavır
“ayrımcılığın” dik alasıdır.

“Layık görmeme” söylemi ise bana göre biraz aşağılık duygusundan kaynaklanıyor.

Bir dönem kendisini itilen kakılan olarak görmenin verdiği bir öfke sezinledim bu mesajda.

İyi bir şey değil bu.

Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Birbirimizi yok edemeyiz.

O halde bunca kin ve nefretin de bir alemi yok.

DEDİKODU

Halk TV’den çıkarılanlar nereye gidecek?

Size bugün bir medya dedikodusu yazmak istiyorum.

Halk TV’de yayınlanan “Şimdiki Zaman” programı, kanal yönetimi tarafından kaldırıldı. Programın 4 katılımcısının da işine son verildiğini muhtemelen duymuşsunuzdur.

Gürkan Hacır’ın hazırlayıp sunduğu Şimdiki Zaman programının daimi katılımcıları Barış Yardakaş, İsmail Saymaz, Erol Mütercimler ve Elfin Tataroğlu idi.

Programın kaldırıldığını bizzat Gürkan Hacır attığı şu tweetle duyurdu; “Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş beni arayarak, Şimdiki Zaman siyaset programımızın yayından kaldırıldığını iletti. Toktaş, gerekçe olarak da ben, İsmail Saymaz, Elfin Tataroğlu, Barış Yarkadaş ve Erol Mütercimlerin’in başka TV kanallarındaki tartışma programlarına çıkmamamızı gösterdi. Bu durum Halk TV’nin diğer günlerdeki raitinglerini etkiliyormuş. Son 2 sezonda tam 28 hafta tüm haber kanalları içerisinde gün birinciliğini bize veren izleyicilerimize ve onlarla buluşmamızı sağlayan Halk TV’ye teşekkür ederiz. Başka mecralarda görüşmek üzere.”

Peki program gerçekten katılımcıların başka kanallara çıkması ve Halk TV’nin o saatlerdeki reytingini düşürmesi nedeniyle mi kaldırıldı?

Halk TV’den bu konuda hiçbir resmi açıklama yapılmadı.

Medya kulislerindeki yaygın inanışa göre ise; özellikle Barış Yarkadaş’ın CHP’de ortaya çıkan bazı taciz-tecavüz olaylarını İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu da suçlayarak açıklaması, CHP’de rahatsızlık yarattı ve CHP bu programın kaldırılması için Halk TV’ye baskı yaptı.

Şimdi duyduğum dedikoduya gelelim.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin bu olayla böylesine ilişkilendirilmesinden çok rahatsız olmuş.

CHP yöneticileri, KRT’nin yönetimiyle görüşmüşler.

Halk TV’den çıkarılanlar önümüzdeki günlerde aynı programı KRT ekranlarından sunmaya başlayacaklarmış.

NOT: Sahiplik açısından KRT, CHP’ye Halk TV’den çok daha yakın bir televizyon kanalı.

Yazarlar

Çok kızıyoruz ama Macron halkı için bakın neler yapıyor
Can Ataklı