CHP'de 'mutlak butlan' kararı sonrası yaşanan gelişmeler ve parti içindeki gerilim sürerken, gözler bugün 13.30’da başlayan grup toplantısına çevrildi.
Seçilmiş CHP yönetimini destekleyen milletvekilleri, grup toplantısından saatler önce CHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantı salonuna geldi.
Ardından partililer de salona akın ederek alanı doldurdu. Grup toplantısı öncesinde vatandaşların “Kurultay”, “Özgür Türkiye özgür gelecek” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.
ÖZEL, KARAR SONRASI İLK KEZ KÜRSİYE ÇIKTI
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mahkemenin tartışmalara neden olan mutlak butlan kararının ardından ilk kez TBMM Grup Toplantısı’nda kürsüye çıktı.
Konuşmasında yürüttükleri mücadelenin “tarihin doğru tarafında yer alma mücadelesi” olduğunu vurgulayan Özel, üç haftalık aranın ardından yeniden olmaları gereken yerde bulunduklarını söyledi.
Süreç boyunca yaşanan gelişmelerin kendilerine önemli deneyimler kazandırdığını belirten Özel, yaşananların dost ile düşmanı ayırt etme konusunda da öğretici olduğunu ifade etti.
|
İstinaf mahkemesinin CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na yönelik iptal kararı ve Özgür Özel'in Grup Başkanı seçilmesi sonrasında, CHP'nin salı günleri düzenlenen haftalık grup toplantısını, Özgür Özel’in mi Kemal Kılıçdaroğlu’nun mu yapacağı tartışmalarının ardından istinafın kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi, Meclis Başkanlığı’na yazı yazarak Özgür Özel’in Grup Başkanlığı’na itiraz etmişti. Konuya ilişkin dün konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye Büyük Millet Meclisi kendini mahkeme yerine koyamaz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu meseleyi kendi iç dinamikleri ve kurumsal yapısı çerçevesinde çözmeli ve sorunu ortadan kaldırmalıdır. CHP Genel Başkanlığına bu çelişkinin giderilmesi için yazı yazarak, bu hususu talep edeceğiz. Bundan sonraki tartışmalarda ve çelişkilerde Meclis Başkanlığının resen bir işlem yapma yetkisi yoktur, vazifesi de değildir" demişti. Meclis Başkanlığı tarafından gönderilen yazıda Kılıçdaroğlu'na, CHP Grup Toplantısı’nın yapılıp yapılmayacağının sorulduğu öğrenildi. Kılıçdaroğlu yönetimi ise yazıya yanıt vermişti. Kılıçdaroğlu’na yakın kaynaklar, Meclis Başkanlığı’na gönderilen yanıtta bugün CHP Grup Toplantısı yapma taleplerinin olmadığının bildirildiğini belirtmişti. |


Özel'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
"Türkiye'nin dört bir yanından dayanışma için, partisine sahip çıkmak için, Cumhuriyet Halk Partisi grubuna sahip çıkmak için koşup gelen değerli örgütümüz, belediye başkanlarımız, tüm dostlarımız... Hepinizi saygıyla selamlıyorum, hepiniz iyi ki varsınız
Meclis çok grup toplantıları gördü. Çok coşkulu, çok kalabalık grup toplantıları gördü. Ama bugün buradaki tablo ve Dikmen Kapı'nın önünde, turnikeler önünde hazır bekleyen, içeri girmek için sıra bekleyen 3200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Bu bir grup toplantısı değildir, sahip çıkma bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma ve partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılarına karşı direnme, yürüyüşe geçme ziyaretidir.
"OLMAMIZ GEREKEN YERDE, KÜRSÜDEYİZ"
3 haftalık aranın ardından milletin meclisinde olmamız gereken yerde, olmamız gereken kürsüdeyiz. Biz bildiğiniz gibiyiz, biraz daha ustalaştık taşı kırmakta dostu düşmanı birbirinden ayırmakta.
Bugün her biriniz partiniz saatinin vidasından geliyorsunuz. Siz sokağı bilen sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi bilenlersiniz.
Bizim görevimiz bugün bu tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değildir. Bizim görevimiz bu çatı altına direnci, mücadele ve umut seslerini taşımaktır.
Son grup toplantımızdan sonra hem 19 Mayıs Bayramı'mızı, hem mübarek Kurban Bayramı'mızı, hem de bayramlarımızı zehir eden birtakım gelişmeleri hep birlikte yaşadık.
Yine bu üç hafta içine büyük bir mücadelenin, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokratik itirazlarından olan Gezi eylemlerinin 13. yıl dönümü de girdi.
O dönemde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz Ali İsmail Korkmaz'ı, Ethem Sarısülük'ü, Abdullah Cömert'i, Mehmet Ayvalıtaş'ı, Ahmet Atakan'ı, Medeni Yıldırım'ı, Hasan Ferit Gedik'i ve evladımız Berkin Elvan'ı rahmetle anıyorum. Hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Ayrıca o günlerde hepimizin yerine orada olan, çatışmayı değil barışı, kardeşliği savunan, kimsenin burnu kanamasın diye yüreklerini ortaya koyan, ağaçları savunan, İstanbul'u savunan İstanbul dayanışmasına, Taksim dayanışmasına yıllar sonra bir darbe kumpası çıkardılar.
ÜLKE BECERİKSİZCE YÖNETİLMEKTEDİR.
Hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz ve milletin gündeminden kopamayız. Halkımızın ağır bir ekonomik kriz altında, 2018'den beri ezildiğini görüyoruz. Açlık sınırı 35 bin lirayı, yoksulluk sınırı 114 bin TL'yi aştı. Emekçilerin, yoksulluk ve açlık sınırının altında olduğunu görmekteyiz.
Esnaf kan ağlıyor, çiftçi yaşı 58'i bulmuş. Gıda enflasyonunda Türkiye, Avrupa'da birinci, dünyada ise beşinci sıradadır. Ülke beceriksizce yönetilmektedir. Bunun nedeni liyakatsız kadrolar ve iktidarı kaybetmemek için ardı arkası kesilmeyen operasyonlardır.
Otuz yıl önce verdiği diplomayı inkar eden benim tapumu mu tanıyacak, benim banka cüzdanıma mı değer verecek, onun namusu yarın gittiğinde geri mi ödenecek? Ülkenin ana muhalefet partisinin, ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek lafı işte bu ülkenin, işte bu ülkenin risk primidir.
Bu ülkenin pahalı borçlanmasıdır. Bu ülkenin yüksek faizidir. Bu ülkenin içinden çıkamadığı ekonomik sarmaldır.
"TÜRKİYE'DE 'MİLLET KAZANDI' DEMEDEN BU KRİZ BİTMEYECEKTİR"
Ve öyle bir noktadayız ki bir büyük paradigma değişimi, bir büyük baştan aşağı sarsan bir şey, yani onlar gitti, Türkiye onları geride bıraktı, hukuk tanımazları, mahkeme tanımazları, kendilerinin yenemediklerini hapse attıranları, sırf seçim kazanabilmek ya da sırf yenilmemek için rakiplerinden teker teker kurtulanları ve sadece iktidarını sürdürmek için hukukun H'sini bile anmayanları Türkiye geride bıraktı, Türkiye artık öyle bir ülke değil, Türkiye'de halk kazandı, hukuk kazandı, adalet kazandı, Türkiye'nin önü açık, Türkiye'de artık millet kazandı denmeden bu kriz bitmeyecektir.
ÖZEL 'AKPDEN.COM' İÇİN KONUŞTU
Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu vergi sorunudur. Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu verginin adaletsiz, haksız, yersiz alınması sorunudur.
Türkiye'nin servet sahiplerinin toplam verginin yüzde 11'ini ödediği, bu salondaki gibi Türkiye'deki bütün vatandaşların zenginliklerine fakirliklerine bakılmadan dolaylı vergilerle verginin 64'ünü ödediği, maaş alanlarında gelir vergisiyle verginin 24'ünü ödediği bir düzende, yani esas vergi vermesi gerekenlerin verginin onda birini, az ya da hiç vermesi gerekenlerin verginin onda dokuzunu ödediği bir düzen haksız bir düzendir.
"BİR SONRAKİ İKTİDARA YAPILAN DARBEDEDİR"
Doğrusu milletin dediği olur durur. Kendi sözü İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybederdir.
Yıllar sonra İstanbul üç tercih üst üste kimin yöneteceğine karar vermiş, bundan sonra da o kişinin Türkiye'yi yönetme ihtimali belirginleşmişken işte yapılan iş bir sonraki cumhurbaşkanına, bir sonraki iktidara yapılan darbedir, şimdi yaşanan o iktidara gelecek olan partiye darbedir.
ÖZEL, CHP GENEL MERKEZİ'NE GELEN O KİŞİLERİ AÇIKLADI
Karşımızda, karşımızda, karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenlerle 31 Mart yerel seçimini hazmedemeyenlerin, yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır karşımızda.
Değerli dostlarım, bir mahkeme kararı elde, genel merkezin önüne polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle, sabaha kadar barda pavyonda bodyguardlık yapmış, CHP'nin kapısının önüne hayatında ilk kez gelmiş tiplerle, belde kasaturalarla gelip de gençlik kollarının karşısına, direkt gençlik kollarının karşısına...
Hani diyorlar ya, "İçeride bilmem kimler vardı, kapıyı kapattı." Açıkça söylüyorum bütün kayıtlar ortada. Gençlik kollarının karşısına onlarla gelince, biz o kapıyı kapattırmasaydık bu gençlik kollarının evlatlarının karşısına o olmadık tipler bu partide hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı ama biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk, onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar. Şimdi meseleyi görelim. Meseleyi görelim. Maalesef hızla çözeceğiz, çözmek için emek, gayret, cesaret göstereceğiz.
Ama maalesef şu anda iki tane Cumhuriyet Halk Partisi görüntüsü var. Bir tarafta, bir tarafta butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarıya atıldığı baba ocağımız ve orada oturanlar; bir tarafta burada Gazi'nin diğer büyük eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. -Bugün burada oturanların meziyetleri kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak, kazanınca millete ayırmadan hizmet etmek, haklının yanında haksızın karşısında durmak, mağdurdan yana olmak, her zaman ezilenin yanında durmak, karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece ve sadece kendine güvenmek, günü geldiğinde kazanma ümidiyle iktidara yürümek varken; diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bir haksız, hukuksuz mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var.
ATAKAN SÖNMEZ'E SERT TEPKİ
Burada onları tanımıyorsunuz, onları tanımıyorsunuz, onları tanımıyorsunuz. Örneğin bugün genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değil, bu partinin bir evladı değil, TGRT'nin, 1,5 yıldır TGRT'den maaş alan, 1,5 yıldır her türlü haksız, edepsiz, arkadaşlarımızla uğraşan, partimizle uğraşan, yalanları köpürtenler, köpürten birisi gelmiş partide basın danışmanı olmuş, sizin helal, sizin her bir damlası helal alın teriyle kazanıp da partiye ödediğiniz aidatlarla alınmış arabalara "Haram mal" diyecek kadar yerin dibine geçmişler oturuyor orada.
Gelmiş o iğrenç bıyıklı TGRT’ci, 24 yıldır çalışan hepimize emeği olan canım arkadaşlarımızı tazminatsız işten çıkarmış.
Gün gelecek bugün o binaya o haksızlıkları yapanları sokanları, TGRT aparatlarını, iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim.
"ÇİKOLATA DAĞITMA" GÖRÜNTÜLERİNE ATEŞ PÜSKÜRDÜ
Ferdi Zeyrek’in vefat ettiği gün ‘Çarpıldı’ diye manşet atan kişi, CHP’nin genel merkezinde biz gittik diye çikolata dağıtıyor.
"GÖBEK ATIYORLAR ALÇAKLAR"
Evladımız Gülşah'a, İl Başkanımın gözüne bakarak söylüyorum; evladımız Gülşah ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda, ölünce kabrinde namusuna iftira atanlar, şimdi gidiyorlar o partide göbek atıyorlar alçaklar
Ama, ama milletimiz, sizler bu oyunu bozdunuz. Genel merkezden polisle atıldığımızda meclise yürüyüşümüz, bu çatıya sığınışımız ve buradaki başlangıcımız bir milattır. Meclisin önünde Milli Egemenlik Parkı'ndaki dolu altında yürüyen o on binlerin sahip çıkışı bir milattır.
Biz o yürüyüşle eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bir kara düzeni ve o kara düzenle iş birliği yapanları arkamızda bırakarak iktidar yürüyüşüne başladık sizinle birlikte.
DELEGELER İÇİN BAŞLATILAN İNCELEMEYE TEPKİ
Değerli arkadaşlar, kurultayımızı iptal etmek için 2,5 yıldır her şeyi yaptılar. Önce delegelere 1.200 tane cep telefonu dağıtıldı dediler, bir tane bile ispat edemediler, iddianameye bile yazamadılar. Utanmadan, KİPTAŞ'tan ev verildi dediler.
"Hangi ev, göster" dendi, bir kelime bile edemediler, iddia dahi edemediler. Dava yürüyor, hakim soruyor; "Para verildi demişsin, nerede gördün?" "Görmedim." "Nerede duydun?" "Başkasından duydun." "Kimden duydun?" "Kimden duyduğumu da unuttum." Bu iftiracılarla yürüyen bir süreçteyiz.
Şimdi dün bütün kurultaylar iptal edilip 38. Kurultay'ın delegeleri ayaktayken, Anayasa Mahkemesi de "Delegenin yarıdan bir fazlası diyorsa önünde kurultayın hiçbir engeli olamaz" derken biz 15 gün sürede 552 delegemizden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik.
Ve, ve dün sabah harekete geçmemizle birlikte "15 günde 552 olur mu?" sorusuna cevap aranırken, ben onlara inanan, genel başkanlığa olarak "3 günde bile toplanır o sayı" derken 12'yi çeyrek geçe 600 sayısına ulaştı delege, 600 sayısına. Ve rakam hızla 800'ü aşıp bine doğru ilerlerken bir soruşturma haberi daha.
Aklınca gözdağı verecek, aklınca korkutacak, diyor ki; delegelerin ve yakınlarının hesaplarına bakacağım. Bakın, bizim elinizden geleni ardınıza koymayın. Zaten kurultayı iptal ettiyseniz bir şeyleri biliyor, ispat ediyor olmanız lazımdı, anlaşılıyor ki yeni bakıyorsunuz.
Buradan söylüyorum, buradan söylüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi'nin hangi dönem seçilmiş olmuş olursa olsun hiçbir delegesi ne kendi iradesini sizin hani tek adaylı kongrelerinizde delege başına verdiğiniz o kol saatleri var ya, o güzel saatler var ya, dağıtıyorsunuz ya, "Kesin bunlarda da yapıyordur" diyorsunuz ya; delegelerin hesapları ortada, yakınlarının hesapları ortada, bütün hesap ortada. -Bir selamımla bir imza yollayanlara helal olsun, sonuna kadar yolları açık olsun. İmam-ı Şafi'ye soruyorlar: "Fitne zamanında hakikati ve hakkı tutanları nasıl anlarız?" "Düşman okunu takip ediniz" diyor, "O sizi hak ehline götürür." Bugün düşmanın oku demokrasi ve adalet isteyenlere, bugün düşman oku Gazi Mustafa Kemal'in partisine, Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelmiştir. Tüm demokratik sistem saldırı altındadır. Milletimizin iktidarı değiştirme iradesi saldırı altındadır.
KILIÇDAROĞLU'NA ÇAĞRI
Bugüne kadar asla ağzımı açıp cevap vermedim, kötü söz söylemedim, bugünden sonra da bu ortaya çıkan açık ifşaatla, bu milletin tepkisiyle, Cumhuriyet Halk Partisi'ni aşan muhalefetin tüm bileşenlerinden güç alan, dayanışma alan, muhalefeti aşan milletin vicdanında köpürüp taşan bu haksızlıklara karşı doğru adımlar atılır, geri adımlar atılır, en kısa zamanda milletin talebi olan, partinin talebi olan, partilinin talebi olan kurultay yapılırsa bu defter kapanır, önümüze bakılır, iktidara yürünür. -Genel başkan oldum, iki kişinin işine son verdim, iki. Kurultay salonunda anonsumuzu yapmayan, şarkımızı çalmayanla o gün bizim arkadaşların tartaklanmasına vesile olan ikisini çağırdım.
"İĞRENÇ BIYIKLI TGRT'Cİ"
Birlikte çalışacak yüzümüz kalmadı, yüz yüze çalışamayız" dedim. Daha önceden görüştüğüm iki kuruma, birine birini, birine birini aynı şartlarda işini vaat ettim ve dedim ki, dedim ki; "Burada gerginlik olur ama çoluğunuz çocuğunuz var, tazminatınızı vererek sizi başka iki yere gönderelim", bu kadar. Onun dışında bir tane emekçinin ekmeğiyle oynamadım, ekmeğine elimi sürmedim.
Genel başkanla gelip onunla giden özel kalem gitmişti. Teklif ettim, "Büronuzda çalışabilir, maaşını biz öderiz" dedim. "Ocağa kadar duysun, sonra tazminat alsın" dediler, "olur" dedim. Ne araca, ne koruma araçlarına, ne bir başka şeye ta artık işler çığırından çıkıp bir tasarruflu bizim korumalarla birlikte bir tasarruf genelgesini bahane edip bugünlere geldiklerini görüp köprüleri atmaya vesile olana kadar bugün, bugün partiye bu kötülükleri yapan şahsi avukatın dahi görevini sürdürmesi için önceden nasıl maaş alıyorsa aynısını almasına devam ettirdim. Şimdi gelmiş o iğrenç bıyıklı, gelmiş TGRT'ci... Bu partide 24 yıldır çalışan, hepimize emeği olan Baykal'a, Kemal Bey'e, bana emeği, hizmeti olan canım arkadaşlarımızı, 24 yıllık emeği tazminatsız çıkarmış, kamuoyu tepki gösterince "Bir, bir inceleyeceğim" diyor, "bir inceleyeceğim". Gün gelecek, bugün o binaya o haksızlıkları yapanları, o berduşları sokanları, TGRT aparatlarını, iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim, çok güzel bir şekilde. Sözün sonu, saflar nettir. Otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir.
Ben buradan bu mücadelede uğradığımız bu haksızlıkta dayanışma gösteren başta siyasi partilere, genel başkanlarına, sendikalara, barolar birliğine, barolara, bütün meslek örgütlerine, sivil topluma, tüm kurumlara, Atatürkçü Düşünce Derneği'ne, Tarih Vakfı'na, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne, tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ediyorum. Ama teşekkür bir son değil, bir virgüldür. Bundan sonra eğer mücadele sürerse biz kazanacağız, destek sürerse biz kazanacağız, dayanışma büyürse biz kazanacağız, Türkiye kazanacak.