Hüsnü Mahalli
29 Temmuz 2022

Çelişki


Önceki gün TV100’de Erdoğan Aktaş’ın sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin PKK-PYD-YPG’ye karşı verdiği mücadeleye değinerek ABD, Rusya ve İran’ı Ankara’ya destek vermemekle suçladıktan sonra özetle “ABD silah desteğini devam ettiriyor.

Niye bu terör örgütüne bu kadar destek veriyorsunuz. Suriye’yi mi bölmek istiyorsunuz, bize mi karşısınız? Öyle DAİŞ’le mücadele ediyoruz bunları bırakalım. Ta Amerika’dan gelip Irak’ı işgal edeceksiniz benim yanıbaşımda güvenlik güçlerime, askerime, vatandaşıma ve Suriyeli masumlara saldıran teröristlerle mücadelemize karşı çıkacaksın. Üstelik müttefikiz. ABD bir yandan Suriye’yi bölsün diye uğraşıyor. Rusya ise onları (YPG’yi) rejime monte etme çabası içinde. Bu da yanlış. PKK ve YPG ikisini de kullanıyor. İran’a gelelim. İran’ın derdi ne? PKK, PEJAK   ve YPG’nin birbirinden farkı var mı? Üçü de aynı terör örgütü. Terör örgütünün kolları. Türkiye’de PKK, İran’da PEJAK Suriye’de PYD, YPG PKK. Hepsi aynı şey” dedikten sonra ilginç bir cümle kullandı:

“Bu konuda (PKK-YPG) rejimin yapacağı çalışmaya da her türlü desteği veririz. Yani siyasi desteği veririz. Rejimin de kendi topraklarında bir terör örgütünü temizlemesi en doğal hakkıdır.

PKK terör örgütüdür. Ama rejimin de bu bizim hakkımız diye ılımlı muhalefeti de terörist olarak görmesi de doğru değil. Bizim Suriye’ye yönelik harekatımızın aynı zamanda siyasi faydası var çünkü Suriye’nin sınır ve toprak bütünlüğü destekleyicidir. Bizim bu tür harekatlarımız özellikle teröristlerin ülkeden temizlenmesi Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü bakımından da önemli” diye ekledi.

Erdoğan Aktaş’ın araya girip bir tek soru sormadığı söyleşi dış politikanın diğer konularını kapsayacak şekilde öylece devam etti.

Ben orada olsaydım araya girer şu soruları sorar ya da bazı gerçekleri hatırlatmaya çalışırdım:

1- Sayın Bakan “Daha bir hafta önce Tahran’da “Suriye Arap Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğünü tanımıştınız ama şimdi ‘rejim’ diyorsunuz.

2- Bu ‘rejime’ YPG-PYD’ye karşı mücadelesinde siyasi destek verebileceğinizi söylüyorsunuz ama 2012-Haziran 2015 arasında

bu örgütün lideri Salih Müslim’i Ankara ve İstanbul’da bir çok kez misafir ederek Esad’a karşı ayaklanmasını istediniz ve bu örgütlere katılmak üzere Irak’tan gelen Kürt Peşmergelerin Kobani’ye (Ayn El-Arab) geçişine izin verdiniz.

3- PKK Suriye’den önce Türkiye’nin sorunudur ve Türkiye’nin 2011 sonrasındaki Suriye politikası olmasaydı bugün PYD-YPG olmayacaktı. Ayrıca ‘ılımlı muhalefet’ dediğiniz kimse Suriye devleti onlara teröristi diyor tıpkı sizin PYD-YPG’ye dediğiniz gibi. Ayrıca ‘ılımlı muhalefet’ dedikleriniz Suriye devletine karşı ayaklanmış, tankı, topu ve her türlü ağır silahı olan farklı grupların bir araya getirilerek Ankara’da kurduğu ve maaşları dahil tüm gereksinim ve silahları Türkiye tarafından karşılanan Suriye Milli Ordusu militanlarıdır. Bunlar nasıl ılımlı oluyor? Türkiye’nin koruması altında İdlib ise ayrı bir konu. Türk devletine göre de terörist örgüt olarak tanımlanan Nusra işgali altındaki İdlib’in tüm gereksinimleri Türkiye tarafından karşılanıyor. Militanlarının ezici çoğunluğu Çeçen, Uygur Türkü ve başka bir çok yabancı ülkeden (yani Suriyeli değil) olan Nusra hangi kritere göre ılımlı muhalefet sayılıyor ve Türkiye neden İdlib’i koruyor? 17 Eylül 2018’de Soçi’de ve 5 Mart 2020’de Moskova’da İdlib’i temizlemek için imza atan Ankara şimdiye dek bu konuda ciddi hiçbir adım atmadı.

4- “Suriye’ye yönelik operasyonun aynı zamanda siyasi faydası var çünkü Suriye’nin sınır ve toprak bütünlüğünü destekleyicidir çünkü teröristlerin ülkeden temizlenmesi Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü bakımından da önemli” diyorsunuz ama bugün Suriye’nin yaklaşık % 9’u

TSK ve Türkiye’nin farklı kurumlarının kontrolünde.

Özetle görünürde bazı kazanımlara rağmen AKP yönetiminde Ankara’nın dış politikası tümüyle yanlış, çelişkili ve fiyaskodur.

Tek örnekle liderlerine söylemediğimizi bırakmadığımız BAE, Suudi Arabistan, İsrail ve Mısır’la barışmak için neler yaptığımızı henüz kimse unutmadı.

Üstelik hepsi büyük patron ABD ve NATO müttefikleriyle birlikte PKK-PYD-YPG’yi destekliyor.

Yazarlar

Çelişki
Hüsnü Mahalli