İşçisine, emeklisine, memuruna gerçek enflasyonun yarısı kadar bile zam yapmayan AKP iktidarı, yetmezmiş gibi şimdi bir de cebimizdeki paraya göz dikti.
İster işçi olun, ister memur; tam 32 milyon 737 bin çalışanın cebinden her ay bin... 12 ayda 12 bin liraya yakın bir parayı almayı kafasına koydu!
Böylece kendisine yılda 385.2 milyar lira... Ya da diğer deyişle bugünkü kurla 8.9 milyar dolar bir ek kaynak yaratacak!
Peki; nasıl yapacak bunu?
★★★
Sosyal hukuk devletinin en önemli görevlerinden belki de birincisi, kaliteli sağlık hizmetini tüm vatandaşlarına ücretsiz ve zamanında sunmaktır.
Bu, anayasal bir görevdir.
Bunun için de bir “sosyal sigorta” sistemi kurulmuştur.
İnsanlar sağlıklı günlerinde bu sisteme her ay düzenli olarak prim öder. Böylece yaşlandıklarında ya da hastalandıklarında ücretsiz ve “tam” sağlık hizmeti alır...
★★★
AKP bu sistemi değiştirdi. Parası olanlar için kurulan özel hastanelerin yaygınlaşmasına izin verdi.
İktidara geldikleri 2002 yılında yüzde 22 olan özel hastane oranını, yüzde 40’lara çıkardı.
Devlet hastanelerinde verilen hizmeti kısıtladı.
Hatta bu hizmetin “yarım” ya da “eksik” olduğunu itiraf edercesine, “tamamlayıcı sigorta” diye bir şey uydurdu.
Sonra da emeklilere dedi ki:
“Devlet hastanelerinde verilen hizmeti beğenmiyorsan ve ‘yarım’ buluyorsan, tekrar her yıl prim ödeyerek özel hastanelerde ‘tam’ hizmet al...”
★★★
Biz o primleri neden ödemiştik?
Tam hizmet almak için...
Şimdi devlet; diyor ki, “Ben bu hizmetin ‘tam’ını veremem... Gerisini kendi paranla sen tamamla...”
★★★
Bu saçma ve hukuka aykırı “tamamlayıcı” sağlık sigortası sistemi, şimdi tüm çalışanları kapsayacak şekilde, hem de zorunlu olarak genişletilecekmiş...
Bunun için de nisan ayından itibaren maaşlarımızdan ayda bin, yılda 12 bin lira ek “tamamlayıcı sağlık sigortası” primi kesilecekmiş...
Muhalefet partilerinin henüz uyanmadığı ve tepki göstermediği bu düzenleme, anayasaya aykırıdır.
Devlet, vatandaşa vermek zorunda olduğu hizmeti, bir daha satmaya kalkmaktadır.
Bu büyük yüzsüzlüğü akıl edenlere...
Oturup projelendirenlere...
Ve hayata geçirenlere...
Tam 385 milyar kez yazıklar olsun!
Kim ve neden?
Bu ülkede kadına şiddeti protesto etmek için sokağa çıkan kadınlar polis şiddeti görmüyor mu? Görüyor...
Dertlerini anlatmaya çalışan öğrenciler “devlet dayağı” yiyip zindana tıkılmıyor mu? Tıkılıyor...
Ücretlerinin artırılmasını isteyen işçiler, memurlar; kış günü Ankara Güvenpark’ta polis copundan kaçmak için buz gibi havuza atlamak zorunda kalmıyor mu? Kalıyor!
Açlık sınırının altındaki gelirleri üç kuruş daha artırılsın diye meydana çıkan emeklilere gaz sıkılmıyor mu? Sıkılıyor...
Duruşma izlemeye giden sanık yakınları dövülmüyor mu? Dövülüyor...
Çevrecilere, köylülere meydan dayağı atılmıyor mu? Atılıyor...
Gazze’deki soykırımı protesto etmek isteyen “dinci olmayan” gruplar tazyikli suyla dağıtılmıyor mu? Dağıtılıyor.
Atanamayan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı önünden kovulmuyor mu? Kovuluyor.
Siyanürle altın çıkarılmasına direnen çevrecilerin üzerine TOMA’lar sürülmüyor mu? Sürülüyor.
Kayyum rektöre karşı çıkan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencilerine beş yıldır aralıksız psikolojik şiddet uygulanmıyor mu? Uygulanıyor...
Bayramlarını kutlamak isteyen emekçilere her 1 Mayıs, zindan edilmiyor mu? Ediliyor...
★★★
İyi de o zaman Menzil tarikatının “şeyi”nin...
On binlerce müridiyle...
İzmir’in göbeğinde...
Hem de akşam karanlığında...
“Tövbe eylemi” yapmasına...
Kim?
Neden?
Nasıl izin veriyor?
On kadının bir araya gelip “Kadın cinayetlerine dur” demesine tahammül edemeyen devletin hangi yöneticisi, hangi başkanı ya da müdürü, laik, demokratik cumhuriyet devletini yıkmaya ant içmiş bu güruha göz yumuyor?
Evet; İzmir Emniyet Müdürü...
İzmir Valisi...
Emniyet Genel Müdürü...
İçişleri Bakanı...
Size bir gazeteci sorusu soruyorum:
Bu büyük ayrımcılığı kim, neden ve hangi yetkiyle yaptı?
GÜNÜN SORUSU
AKP’nin en düşük emekli maaşını 20 bin liraya çıkarmayı hedeflediği yasal düzenleme bugün Meclis’e geliyor... Sorum MHP’li vekillere:
“Emekli maaşlarını sefalet ücreti olmaktan çıkaracak bir seviyeye taşamalıyız” diyen Genel Başkanınız Devlet Bahçeli’nin dediğini mi yapacaksınız; ya da onu yok sayıp sefalet ücretine evet mi diyeceksiniz?