Bugün 30 Ağustos 2023 Çarşamba...

Dönemin Baş Komutanı Gazi Mustafa Kemal’in “taarruz” emriyle başlayan...
Ve...
Dumlupınar Muharebesi sonucunda gelen büyük zaferin...
Bir başka deyişle...
Adını:
“Taarruz” emri veren başkomutan Gazi Mustafa Kemal’den alan:
Baş Komutanlık Meydan Muharebesi’nin 101. Yıl dönümü...

★
Bugün:
Pes etmeyi ve yenilgiyi kabul etmeyip direnen bir halkın:
Kazandığı zaferle...
Bir ailenin kulu olmaktan çıkıp...
Birey/yurttaş olmayı garantilediği gün...
★
Ama be canlarım...
Artık ulus olmaktan (Ne yazık ki) çıktık...
Halkı, “ulus” değil:
“Ümmet” olarak tanımlayan bir siyasi iradenin...
Tek yönlü baskısı altında yönetiliyoruz...
Ve ne acıdır ki...
Parlamentomuzda:
O siyasi iradeye muhalif görünen...
Kimi siyasal İslamcı...
Kimi siyasal Türk ırkçısı olan...
Toplamda:
366 anti demokrat milletvekili var...
★
Ancak unutulmamalı ki...
AKP, anayasayı değiştirerek mevcut rejimi yıkmayı denemeye kalkışırsa:
Halka “ümmet” diyen 30 milletvekilinin (Gelecek -Saadet ve DEVA) de:
Diğerleriyle birlikte hareket edeceğini düşünmek:
Abes sayılmamalıdır...
★
Canlarım...
Sizleri üzmek ve endişeye sevk etmek istemem...
Ama...
Acı gerçeği bilmek zorundayız...
★
Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonrasında:
Çeşitli etnik kökenlerden olmalarına rağmen bu toprakları:
“Vatan” belleyen...
Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal’in güçlü iradesi ve vizyoner karakteri sayesinde çeşitli etnik halklardan oluşan bu güzel Millet artık:
Çok kolay pes ediyor...
Oysa...
Bu güzeller güzeli ülkeyi bize emanet bırakan atalarımız, Kurtuluş Savaşımızı:
Direnmeleri...
Pes etmemeleri...
Galip gelmenin başka bir alternatifi olabileceğini akıllarına bile getirmemeleri sayesinde kazandılar...
Çünkü...
Atatürk, emir komuta ettiği atalarımıza:
“Korkma” diye başlayan bir şiiri “İstiklâl Marşı” olarak seçmişti...
Günün sözü
Bir Rus Özdeyişi der ki:
“Olumsuz düşünen kişi, çiğ bir yumurtayı bütün halde kabuğuyla yutmuş bir adama benzer... Yumurtanın kırılacağı korkusuyla hareket edemez, civciv çıkacağı korkusuyla da hareketsiz duramaz...”.
Pes etmek var mı?

Canlarım...
Son 20 senede çok şey değişti...
Eğer değişim:
Geleceğe...
Çağdaş uygarlıklara doğru olsaydı:
Sorun yoktu...
Ama değişimi:
103 yıl...
Hatta:
1400 yıl öncesine öykünenler gerçekleştirdi...
★
Yani canlarım:
Atatürk’ün o:
Umutlu...
Dirençli...
Mücadeleci halkı gitti...
Yerine:
★
Kötümser...
Karamsar bir:
Orhan Gencebay...
Ferdi Tayfur...
Müslüm Gürses...
Ve...
İbrahim Tatlıses halkı geldi...
★
Bu kötü ruh halinden milletçe derhal çıkmalı...
26 Ağustos 1922 ruhuna dönmeliyiz...
Aksi halde...
Kaybetmek üzereyiz...
★
Ancak canlarım...
İnanıyorum ki:
Pes etmeyeceğiz...
Direneceğiz...
Ve...
Kazanacağız...
Onlardan biri
İstanbul Şehremini (Belediye Başkanı) Ömer Faiz Efendi; Fuat ve Ali paşaların ölümlerinden sonra: Saray’dan ayağını kesmişti...
Çünkü...
Kendisine “Nedimof” dedirtecek kadar Rus taraftarı olan Sadrazam Mahmut Nedim Paşa’dan uzak durmak istiyordu...
★
Sultan Abdülaziz bir gün kendisini aratıp huzura davet etti...
Huzurda sustuğunu görünce de:
“Efendi” dedi, “Siz önce bülbül idiniz şimdi niçin şakımazsınız?..“.
★
Ömer Faiz Efendi padişahın bu sualini Keçecizade İzzet Molla’nın bir beytinde geçen:
“Geldik ki” kelimesini “Kaldık ki” şeklinde değiştirerek...
Ve...
Büyük bir cesaretle...
Şöyle cevaplandırdı...
“Bir mevsim-i baharına kaldık ki alemin:
Bülbül hamuş,
Havuz tehiy,
Gülistan harap...”.
★
Bugünkü Türkçeyle söylersek:
“Güya bahardayız, bülbül susmuş, havuz susuz, güller açmamış...”.
★
Bazı şiirler ve makaleler vardır...
Yazarın kim olduğunu...
Haliyle hangi yıllarda yaşadığını bilmeseniz...
Günümüz şairleri ya da yazarlarından biri tarafından yazıldığını sanırsınız...
Bu beyit de:
Onlardan biri...
Rejim düşmanları
Canlarım...
Demokratik laik cumhuriyetin düşmanları dışarıda değil...
İçeride...
Ve...
Sandıklardan çıkıyor...
★
Enseyi karartmayın...
Endişe etmeyin...
Korkmayın...
Atatürk’ün naçiz vücudu çoktan toprak oldu...
Ancak...
★
Demokratik, laik, hukuk devleti olan cumhuriyet:
İlelebet ayakta ve hükümran olarak kalacak...
Hem de o rejim düşmanlarını...
Sandıklarda yenerek ayakta kalacak...
Üç temel sorun

Türkiye’nin üç büyük sorunu var:
Birinci sorun:
Erdoğan zihniyeti...
★
Bu zihniyet:
Demokrasi...
Hukuk...
İnsan hakları...
Özgürlük gibi çağdaş değerlerden habersiz olduğu için...
Gelişmiş ülkeler nezdinde itibarsızdır...
★
İkinci sorun:
Külliyen muhalefet...
Hırsızı yakalayan ama...
Hem adalete teslim edemeyen...
Hem de...
Hırsız tarafından tutsak edilen çocuk gibi...
★
Üçüncü sorun:
Seçime 5 yıl kala...
Oyunu kime vereceğini kararlaştıran:
Seçmenler...
Günün çılgını
Türkiye Aile Birliği Başkanı Adem Çevik:
“Laiklik kaldırılıp ‘Devletin dini İslamdır’ ibaresi yeniden anayasaya eklenmelidir.
Yönetim şekli İslam Cumhuriyeti olmalıdır.
Kısas, idam ve hırsızlara el ayak kesme cezası tekrar gelmelidir.”
Nerden çıktı bu yazı?

Canlarım...
Bir ülke ekonomisinin istikrarı da aynen:
Hayat yolu gibidir...
★
Soruyorum:
Yol arkadaşınızın...
Yürümekte olduğunuz yol kadar önemi:
Yok mu?..
★
Bu yolda yürürken yaşayacağınız:
Korku...
Kuşku...
Endişe...
Ve...
Hayal kırıklıklarının:
Yol arkadaşınızdan kaynaklanma ihtimalini:
Hesap etmez misiniz?..
★
Mehmet Şimşek...
Ve...
Gaye Erkan hedeflerini açıklayınca...
Aklıma...
Yol arkadaşları...
Hatta:
Komutanları geldi de...
Oradan çıktı bu yazı...
Bize de lâzım
Baş Tanrı Zeus, Ticaret Bakanını (Tanrısını) seçecekti...
Diğer evlâtlarını tek tek gözlerinin önüne getirdi...
Öyle ki...
Seçilecek Tanrı/Bakan:
Mal ve hizmet takasını geliştirecek...
Yapılacak sözleşmeleri (Nasları) tespit edecek...
Ticaret özgürlüğünü (Liberal Ekonomi) sağlayacaktı...
Bunun için:
En uyanık...
En kurnaz...
En kolay yalan söyleyebilen biri olmalıydı...
★
Bu karakter özelliklerini düşünürken aklına:
Apollon’un koruması altındaki inekleri çalan...
İşlediği suçtan dolayı cezalandırılacağı sırada babası Zeus ve “baba bir ana ayrı” ağabeyi Apollon’a Lir çalan Hermes gelir...
★
Öylesine başarılıdır ki çalmakta...
Zeus da Apollon da onu affederler...
Hatta Zeus daha ileri gider...
Ve Hermes’e:
Kanatları altından yapılmış, uçan bir çift sandalet hediye eder...
★
Demek istemem o ki...
Bize de bir Hermes lâzım...
Ama...
Bizimkisi:
“Baba bir ana ayrı” ağabeyinin ineklerini çalmamalı...