Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yedi yıl önceye ait iddialar yüzünden tutuklanmasının ardından belediyede başkanvekili seçimi yapıldı. CHP’nin protesto ettiği oylama sonucunda belediye başkan vekilliğine AKP’nin adayı Şahin Biba getirildi.

★★★

Bugünden sonra bana kimse Türkiye’nin bir demokrasi ülkesi olduğunu söylemeye kalkmasın!

Nedir demokrasi?

Halkın egemenliğidir.

Vatandaşların yönetime doğrudan veya seçtikleri temsilcileri aracılığıyla katıldığı bir yönetim biçimidir.

Kelime anlamı, “halkın yönetimi”dir...

Demos, halk...

Kratos, iktidar demektir çünkü...

Demokrasilerde iktidarlar sadece seçim sandığından çıkar...

Onların yetkisi başka güçler kullanılarak gasp edilemez!

Çünkü hukukun üstünlüğü kuralı vardır...

Herkes eşit, herkes özgürdür.

İnsan, çocuk ve kadın haklarına saygı esastır.

★★★

Onu, bunu bilmem:

Bursa halkı iki yıl önce tam 150 bin oy farkla, “Bursa’yı CHP’li başkan yönetecek” dedi...

Belediye Meclisi’nde ise çoğunluğu AKP’ye verdi.

Yani CHP’ye “Sen yönet”AKP’ye de “Sen de denetle” dedi...

CHP’den seçilen kişi çok eskiden işlediği iddia edilen bir suç nedeniyle tutuklanıp cezaevine konulunca...

AKP’nin çoğunlukta olduğu Bursa Belediye Meclisi, “Biz hem yöneteceğiz, hem de denetleyeceğiz” dedi.

Halka sorma gereği bile duymadan, hatta CHP’li üyeleri seçimin yapılacağı salona bile almadan kendi içlerinden birini “başkan” yaptı!

Halka ait “hak”kı gasp etti. “Hak” dilimizde, 
“Allah” anlamına gelir...

‘O’nun doksan dokuz adından biridir.

O yüzden dün Bursa’da işlenen suç sadece bir demokrasi cinayeti değil; aynı zamanda büyük bir günahtır!

GÜNÜN SORUSU

Dünkü Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili seçiminde aday göstermeyen ama izlemek isteyen CHP’liler polis tarafından hastanelik edilerek engellendi. Sorum Bursa Emniyet Müdürü’ne:

Sıradan bir vatandaş bile bu seçimleri izleme hakkına sahipken, CHP’li meclis üyelerini, parti yöneticilerini ve milletvekillerini içeri almama, hatta dövme emrini size kim verdi?

Bit taraması gibi!

Çoook eskiden okullarda her pazartesi günü bit taraması yapılırdı... Amaç olası bir bit salgınını önlemekti.

Sonra buna görme taraması, işitme taraması, ağız ve diş sağlığı taraması, fiziksel yetenek taraması gibi taramalar eklendi.

Şimdi okullarda buna benzer taramalar yapılıyor mu bilmiyorum.

Bu konuda tek bildiğim artık savcıların, ünlülere yönelik bir “uyuşturucu taraması” yaptığı...

Kendi alanlarında öne çıkmış, isim yapmış ne kadar ekran ünlüsü varsa onar-on beşer gözaltına alınıp uyuşturucu testine gönderiliyor; sonra da bir iki kişi dışında neredeyse hepsi “temiz” çıkıyor...

Ama operasyon sırasında iki polis arasında çekilen görüntüleri, bir daha silinmemek üzere internete düşüyor...

★★★

Peki; uyuşturucu kullanma riski olanlar sadece “ekran ünlüleri” mi?

Örneğin bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar, genel müdürler, hakimler, her türlü başkanlar, savcılar büyükelçiler... Neden onlar bu “uyuşturucu taraması”ndan geçirilmiyor?

Bu ayrıcalığın nedeni ne?

Onların itibarı önemli de ekran ünlülerinin itibarı önemsiz mi?

★★★

En kısa zamanda bu faydalı taramanın tüm meslekleri kapsayacak şekilde genişletilmesini umuyorum!

‘Miş’li gazetecilik!

TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik“mişli mışlı” CHP haberleriyle dikkat çekiyor...

Yolsuzluk yaptığı iddiasıyla Ankara’daki bir otelde skandal bir şekilde gözaltına alınan ve özel hayatıyla eleştirilere neden olan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i tehdit ettiğini söyledi...

Fatih kardeşim, Özkan Yalım’la görüşen bazı CHP’lilerle konuşmuş...

Özkan Yalım görüştüğü o kişilere, “CHP benim arkamı kollamazsa, yalnız bırakırsa bildiğim her şeyi anlatırım. Ben CHP’den istifa ediyorsam Özgür Özel de istifa etmeli” demiş...

★★★

Böyle gazetecilik olmaz...

Tutuklandıktan sonra Özkan Yalım’la görüşen CHP’liler kimler?

O kişiler, bu kadar CHP muhabiri dururken, neden senin gibi CHP’yle kavgalı bir medya kuruluşunun temsilcisine bu bilgiyi veriyor?

Neden sana bu bilgiyi aktaran kişiler (tabii varsalar), Özkan Yalım’a, “Madem bildiğin önemli şeyler var, neden bugüne kadar sustun... Susmak da suça iştirak etmek değil midir?” diye sormamış mı?

Ayrıca; Özkan Yalım’ın istifası istenmedi, ihraç istemiyle disipline sevk edildi. Bunu kendisi mi, bu bilgiyi sana aktaranlar mı, yoksa sen mi bilmiyorsun?

★★★

Gazeteci soru sorar... Korkmadan, tırsmadan her soruyu sorar...

Ama asla belgeleyemeyeceği bilgileri haber yapmaz...

Yaparsa ne olur? Güvenilirliğini kaybeder... Bu da onun mesleki hayatının sonu olur...

★★★

Mezarlıklar, “tetikçilik yapan gazeteciler”le dolu...

Hangisinin ismini hatırlıyorsunuz?