Bu son mektup bu ilişkiyi bitirir mi?..

Yıl 1968 olmalı…

Yıldırım Gürses (Merhum) olağanüstü bestelerini bir bir paylaşıyor kamuoyuyla…

Erkan Yurdaer’in sözlerini “Sonbahar Rüzgarları” adıyla ve Muhayyer Kürdi makamında öyle bir besteliyor ki…

Yediden yetmişe herkesin dilinde…

Ve sonra sırada, dönemin genç aşıklarını kalplerinden yakalayan bir Nihavent eser var…

O günlerde sevgililer araya koydukları bir ortak arkadaşları aracılığıyla mektuplaşıyorlar…

Taraflardan biri mektuplarının ya da resimlerinin iade edilmesini istedi mi…

“Aşk bitmiş” demek…

Aydın Ünsal da şiirinde şöyle diyor zaten:

“Biliyorum ayıracak bu son mektup ikimizi

Bu son mektup koparacak yıllar süren sevgimizi”…

Ve sonra en vurucu sözler geliyor:

“Bitsin her şey bütün aşkın, bunu senden istiyorum

Son mektubu yazarken ben saadetler diliyorum”…

Nerden mi aklıma geldi?..

Trump ikinci mektubu göndermiş de ondan…

Birinci mektup ahbap çavuş ilişkisi çerçevesinde yazılmış “enseye tokat, kulağa parmak” bir mektuptu…

İkincisi diplomasi diliyle yazılmış ama…

“Bitsin artık bütün her şey” demeye getiriyor…

Son Mektup…

“S400 konusunda artık seni ben bile kurtaramam” mealinde

Adam haklı be…

Erdoğan’ı henüz azleden de azledebilecek olan da yok…

Ama Trump gitti mi gider…

Bir daha da gelemez…

Kötüdür bu son mektuplar be…

Hayır, hayır hiç yaşamadım ama…

Yaşayanlardan dinledim, zordur…

TAKSİCİLERİN SEVGİLİSİ EGEMEN BAĞIŞ…

İstanbul’da 17.000’in üzerinde ticari taksi var…

Bunlardan 15 kadarının sürücüsü, “rüşvet aldığı iddiasıyla” görevden alınan eski Bakan Egemen Bağış’ı Prag’a yolcu etmişler…

Biliyorsunuz…

Egemen Bağış, Çekya’nın başkentine “Türkiye’nin Prag Büyükelçisi” olarak atandı…

Avrupa Birliği Bakanı iken, “rüşvet aldığı iddiasıyla” dönemin Başbakanı Erdoğan tarafından görevinden alınmıştı…

Peki rüşveti veren kimdi?..

“Cumhuriyet tarihimizin en azgın kamu soyguncusu” olarak tarihe geçen (Belki bir başkası daha vardır ama kim olduğunu henüz bilmiyoruz) Reza Zarrab’tı…

Yöntem olarak “çikolata kutuları” kullanılmıştı…

Daha doğrusu…

O günlerde “suçüstü” kanıtı olarak yayımlanan görüntülerde çikolata kutuları vardı…

Reza da kaydedilen telefon konuşmasında o yöntemi tavsiye ediyordu zaten…

Uzatmayayım…

Yaklaşık bin taksiciden birisinin (15) Bağış’ı uğurlamaya gelmesi “çok önemli”

Mesela İmamoğlu yurt dışına gitmeye kalksa en az 16 bin kişi onu uğurlamaya gider mi?..

Yok aabi gitmez…

Demek istemem o ki…

Bağış’ın 15 taksici tarafından uğurlanması kamuoyu tarafından bağışlandığının kanıtı…

Zaten Sayın Cumhurbaşkanı da bunu bildiği için kendilerini Prag Büyükelçiliğine atamıştır…

Yoksa onu neden şaapsın ki…

KALDIRIN DA GÖRELİM LAN!..

Bu ABD ve AB’li politikacılar, ülke yöneticileri manyak mı ne?..

Yahu bu millet ne yaptırımlar gördü be!..

Daha da öte…

Bu “erkek” millet AIDS’ten ve depremden bile korkmadı lan…

Uygulayın olan yaptırımlarınızı

Kaldırın lan kaldıracağınız ne varsa kaldırmaya hazırlandığınız…

Sizin yaptırımlarınız varsa…

Bizim de iman dolu Reisimiz var lan

Kodu mu oturtur…

Başka bi şey daha yapar ama hadi neyse daha ileri gitmeyeyim…

BİR DE ŞİKAYET EDİYOR…

Hüsmen, Ramiz’e karısı Hasibe’den dert yanıyor…

“Er sabaa işe giderkene benden 100 kaat istiyo be ya…”

“N’abıyo o kaa parayı be aretlik?”..

“Ne bileyim be agam?.. İç vermedim ki…”

Bizim iktidar misali…

Emekçiden ağlanıyor…

Emekliden ağlanıyor…

İşçiden ağlanıyor…

Memurdan ağlanıyor…

Neden?..

Çok maaş istiyorlarmış…

Yahu ne zaman verdin ki bir de şikayet ediyorsun?..