Korkusuz
Memduh Bayraktaroğlu

Bu huyumu seviyorum

A Milli Kadın Voleybol Takımımız...

“Filenin Sultanları” olarak anılıyordu...

Avrupa Şampiyonu olduktan sonra:

“Gönüllerin de Sultanı” oldu...





Ancak...

İktidar koruması altındaki:

Kafa tasçıların...

Siyasal İslâmcıların...

Ümmetçilerin...

Örümcek kafalıların saldırısına uğradı...

Ama...



Türk Milleti kadınlarını bağırlarına bastı...

Bu çağdışı saldırılara karşı:

Kadınlarımızın yanında yer aldı...



Bu; akıl, vicdan ve ahlâk dışı saldırılar beni:

26 yıl öncesine götürdü...

Kamuoyunda:

 “28 Şubat Süreci” olarak anılan...

Benim ise:

“RefahYol Hükümeti dönemi” dediğim o sürece...



O günlerde...

Başörtüleriyle dersliklere alınmayan kız öğrencileri koruyordum...

Pek çoğunun içinde birer:

“Hilal Kaplan” yattığını nereden bilebilirdim ki?..



O gün, o genç kızlara verdiğim destek nedeniyle bugün pişman mıyım?..

Evet...

Ne yazık ki pişmanım...



İktidar olduklarında...

Onların pek çoğunun içinden:

Şeytanlar çıkacağı konusunda beni uyaranları kırdığım için:

Bugün onlardan:

Özür diler miyim?..

Elbette dilerim...



Kendimi savunmak için değil...

Ancak...

Yetiştiğim kültürü anlatmak için söyleyeyim:



Ben de...

  1. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra doğan çocuklar gibi:


Yeşilçam’ın “iyi insan, mutlu son” anlatan filmleriyle büyüdüm...



Ezilenin...

Ve...

Mağdurun yanında durmanın...

İnsanı:

Zengin değilse de...

Onurlu ve erdemli yapacağını:

O filmlerden öğrendim...



Peki...

Yeşilçam kültürünü aldığım için pişman mıyım?..

Asla...

Asla...

Asla...



Ezilenlerin...

Mağdurların...

Yargı tarafından haksızlıklara uğramış her kişinin yanında durmaya:

Devam...

Günün sözü


“Temiz kalpli insanlar hiçbir zaman rahat bir hayat yaşayamazlar çünkü, kendilerini başkalarının mutluluğu için
feda ederler...”.

Aldous Huxley

Alkışlarım onun için




Avrupa Şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızın en başarılı oyuncularından biri olan

Ebrar Karakurt’u...

Eleştiri sınırlarını da aşarak:

Aşağılayan...

İtibarsızlaştırmaya çalışan...

“Millilik” sıfatını...

Kendisinden daha çok hak ettiği halde...

İktidarı ve federasyonu:

Millilik sıfatının elinden alınmasını teklif eden Melih Gökçek’e:

“Senin nasıl para kazandığın belli değil!..

Yolsuzluk iddiaları tavan yapmış!..

Sen ne iş yapıyorsun da böyle bir servetin var?..

Nasıl zengin oldun?..

Hadi bekliyoruz!..

Senden korkan da senin gibi olsun, hadi yaz...

Bu ülke senden tiksiniyor!..

Vatandaş olarak ben de tiksiniyorum!..” diyen Güntekin Onay’ı:

Avuç içlerim patlayıncaya kadar alkışlıyorum...

Daha iyi olmaz mıydı?..


TÜİK’e göre ağustosta aylık enflasyon yüzde 9,09...

Yıllık enflasyon yüzde 58,94...

8 aylık enflasyon ise:

Yüzde 43,06 olarak gerçekleşti...



ENAG’ın aylık enflasyonu ilk defa...

TÜİK’in açıkladığı oranın altında kaldı:

Yüzde 8,59...

ENAG’ın yıllık enflasyonu ise yüzde 128,05 oldu...



Temel çocuklarına sürekli:

“Ula uşaklar hastayum daaa” diyormuş...

Ama...

Çocukları:

“Hiçbir şeyin yok daa turp cibisun” diye onu tersliyorlarmış...

Ölmüş Temel...

Vasiyeti üzerine mezar taşında şöyle yazıyormuş:

“Hastayum, dedum dedum inanmadinuz... N’ooldi?..”.



TÜİK’e yıllardır:

Yaptıkları bu yanlış oran açıklama için:

“Hem bürokratik ahlâkınıza...

Hem akademik ahlâkınıza yakışmıyor” dedik...

İnanmadılar...

N’oldu?..



Bu dürüstlüğü daha önce gösterseydiler de...

Maaş ve ücretleriyle geçinenler böylesine mağdur olmasa...

Gelir dağılımındaki adaletsizlik bu kadar bozulmasa:

Daha iyi olmaz mıydı?..

Eleştiriniz var mı?..


Canlarım...

Ceza kanunumuza göre...

Bir erkek ya da kadının cinsel tercihi:

Yasak değil...

Ama...



Bir erkeğin dört kadınla...

Aynı çatı altında...

Dilediğince seks yapması...

Dilediği kadını koynuna alması...

Kadın kabul etmezse yumruklaması...

Yani...

Evini geneleve çevirmesi yasak...



Şimdi bu Hacı ve Hacı gibilere soruyorum:

Evini...

Yasa dışı k.rhaneye  çeviren erkeklere yönelik...

Herhangi bir eleştiriniz:

Var mı?..

Kazandı


TÜİK’i:

Uzun yıllar sonra nihayet...

Aylık bazda doğru enflasyon oranı açıklamaya ikna eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek: kazandı...

Ahlâksız kafa


 

Modern dünyanın modern sporlarından biri olan Voleybolda...

Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızın gördüğünüz bu smacı:

Küçük kız çocuklarının ırzına geçenleri suçlamak bir yana...

Ayıplamayı bile göze alamayan...

Ama...





Bireylerin sportif kıyafetlerinden:

“Ahlâksızlık” üreten:

Utanmaz...

Arlanmaz...

Ve...

Gerçekten ahlâksız kafaya indi...

Kaybetti




Ey Hacı Yakışıklı!..

Eğer ahlâk senin zannettiğin gibi...

Cinsellikle ilgili bir değer ise...

Ve sen de...

Herkes gibi...

Bir cinselliğin sonucu doğduğuna göre...

Anne ve babanın ahlâkından da şüphe ediyor musun?..



Yoksa sen halen...

Seni nasıl dünyaya getirdiklerini anlatmaya utanan ebeveyninin:

“Seni leylek getirdi...”.

Ya da:

“Tarlayı çapalarken sen lahananın içinden çıktın” dedikleri gibi...

Cinsel birleşmesiz doğanlardan mısın?..



Sen o masala inanabilirsin...

Ama...

Ben bilirim (İnanırım değil) ki:

Babamın milyonlarca sperminden biri...

Annemin yumurtasını buldu...

Dölledi...

Ve...

Anneciğim dokuz ay çektiği onca çileden sonra:

Beni doğurdu...



Ey Hacı Yakışıklı!..

Yoksa sen bizim gibi doğmadın mı?..

Seni...

İsa gibi:

Tanrı tarafından hamile bırakılmış bir hanımefendi mi doğurdu?..



Demek istemem şu canlarım...

Sporcunun ahlâkını sportif başarısında aramak yerine...

Cinsel tercihlerinde ve kıyafetlerinde arayan Hacı Yakışıklı:

Kaybetti...

Dünün tweeti


Mahfi Eğilmez

@mahfiegilmez

 

Işık Ökte’nin bir önerisi var, çok beğendim: Kadın voleybolcularımızın isimleri doğdukları kentlerde, semtlerde ya da kasabalarda birer sokağa isim olarak verilsin.