“Çerçeve yasa”ya başlangıçta imza koymayan YENİ Parti’nin de yarın yapılacak oylamada “Evet” oyu vermesi bekleniyor.

Hakları için Ankara’da direnen bir gazi, kendilerini ziyaret eden YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e ne demişti?

“Eğer bu çerçeve yasada şehit ailelerini ya da gazileri ağlatırsanız, size de hakkımızı helal etmeyiz!”

Umarım bu sözler bugün son kararını verecek olan Özgür Özel ve arkadaşlarının doğru tavır almasını sağlar...

Yoksa kendisini destekleyen ve bu partiyi kurmaya zorlayan milyonların önemli bir bölümünü, “ilk hayal kırıklığı”na uğratmış olur...

★★★

Soma’da yaşayan emekli öğretmen Erdoğan Özlem bir elektronik posta göndermiş, bana kızıyor:

“Sol görüşlü olduğunu söyleyen bir insan barışa, kardeşliğe niye karşı çıkar? Bana göre siz solcu da değilsiniz, Atatürkçü de...”

Eyvallah!

Ama ben yine de anlatmaya çalışayım neden karşı çıktığımı:

★★★

Bir: Ben barışa karşı çıkmıyorum. Koskoca devletin bir terör örgütüyle pazarlık yapmasına...

Eşit koşullarla masaya oturmasına...

Buna da “barış” denilmesine karşı çıkıyorum.

Çünkü barış iki eşit güç, yani savaşan iki ülke arasında olur. Bir devletle terör örgütü arasında barış görüşmesi yapılmaz.

★★★

İki: Diyelim ki adamın biri eşinizi, oğlunuzu, kızınızı katletti.

Geride iki çocuğunuz ve siz kaldınız...

Haber yolluyor ve “Gelsinler barışalım... Eğer barışırsak bir daha elime silah almayacağım ve ailenin kalanını öldürmeyeceğim” diyor...

Ne yaparsınız?

Sırf yeni cinayetler işlemesin diye, işlediği önceki cinayetleri unutur musunuz?

Eğer siz Erdoğan Hocam, “Unuturum” diyorsanız... Sizin de kanınız kurusun!

★★★

Bizde adettir; ülke, Kuran’ın Türkçe çevirisini hayatlarında bir kez bile okumayan milyonlarla dolu... Arapça duaları ezbere söyleriz ama anlamını bilmeyiz...

Bir başka kesim de Atatürkçülük nutukları atar ama Atatürk’ün “Nutuk”unu okuma zahmetine katlanmaz...

Herkesin evinde, hem de birkaç tane Kuran da var Nutuk da...

Ama sayfasını çeviren olmaz!

Şimdi önümüze konulan Çerçeve Yasa da böyle:

Bu “barışçı” arkadaşlar zahmet edip birkaç sayfalık bu metni bile okumuyor ama okuyup itiraz edenlere hakaret ediyor.

“Sen barış düşmanısın!”

★★★

Hayır Erdoğan Hocam...

Ben barışa değil, “böyle barış”a karşıyım.

Her türlü yalana ve aldatmaya...

Gaflete, cehalete, ihanete, dalalete karşıyım.

Ve sen 12 Eylül 2010’daki Anayasa referandumunda kandırıldığın gibi bir kez daha kandırılmaya gönüllüysen...

Benim gibi düşünenlerin seni bundan döndürme şansımız yok...

Ama en azından küfretme, hakaret etme!

Git; evladının katillerinin özgür kalması için havaya kalkacak ellere destek ol!

CHP’de kalan şey!

CHP’de seçilmiş kimse kalmadı...

Milletvekillerinin ve belediye başkanlarının tamamına yakını ayrıldı.

İl, ilçe örgütleri ayrıldı.

Delegeler ayrıldı.

Üyeler ayrıldı.

Seçmen ayrıldı.

Ne kaldı?

Kemal Bey...

Gürsel Tekin...

Onun paralı figüranları...

Gürsel Tekin’in fedaisi Barış Yarkadaş, partinin Kripto Başkanı Erdoğan Toprak, Kaf Dağı’ndaki Faik Öztrak, butlan kararını önce eleştirip koltuğu görünce havada kapan Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç...

Başka?

Akit’in sarışın kadını...

Hani şu çikolatacı!

Ankara pavyonlarından kiralanan iri yarı korumalar...

MHP’nin eski yöneticileri...

AKP rozetli ilçe başkanları!

Bir de...

Milyarlarca lira para!

Önemli olan da zaten bu...

★★★

Düşünüyorum da içinden çıkamıyorum:

Atatürk bugün yaşasaydı “iki büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin mi yoksa CHP’nin mi bugünkü haline daha fazla üzülürdü?

GÜNÜN SORUSU

Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, dünyaca ünlü futbolcu Mohamed Salah’ın transferinde kendilerine verdikleri destek nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Sorum kendisine:

“Destek” derken neyi kastediyorsunuz? Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salah’ın transferi için para mı verdi?

Acaba kim, kim?

Rasim Ozan Kütahyalı, TGRT programcısı Cem Küçük, Beyaz TV sunucusu Tahir Sarıkaya derken sıranın yandaş bir gazetenin genel yayın yönetmenine ve iki yandaş gazeteci ile bazı futbol yorumcularına geldiği iddia ediliyor.

İddia sahibi gazeteci Fatih Altaylı...

Onun “gazete genel yayın yönetmeni” diyerek kimi kast ettiğini bilmiyorum ama...

Hedefteki kişinin sakallı...

“Hem öyle, hem böyle”ci...

Fatih Camii cemaatine de Nişantaşı ve Cihangir sosyetesine de aynı yakınlıkta bir arkadaş olduğunu tahmin ediyorum!

İyi ki zamanında dalağını aldırmış...

Yoksa Allah korusun, bu heyecanlı bekleyiş sırasında düşürmesi işten bile değildi!

Eeee; ne demişler?

Düşmez kalkmaz bir Allah!