Memduh Bayraktaroğlu
22 Şubat 2021

Boşuna aramayın, diktaya hevesli tek bir siyasetçi, bulamazsınız…


Türkiye daha önceki yıllarda dikta rejimiyle ekonomisini büyütebilir miydi?..

Bunu göze alabilecek birileri olsaydı belki…

Ama…

3 kere rejime müdahale eden askerler bile bunu başaramayacaklarını görünce…

En geç iki yıl içinde…

Özgür seçimlerle yönetimi sivillere bıraktılar…

Nitekim…

İspanya 38, Portekiz 41 (Light Faşizm çünkü diktatör Salazar sivil siyasetçiydi, seçilerek başbakan olmuştu) yıllarını dikta rejiminde geçirdiler…

Ama yine de demokrasiyle büyüyen kıta Avrupası ülkelerinin çok gerisinde kaldılar…

Yıllar önce…

Demokrasinin böylesine içselleştirilmediği…

Yaygınlaşmadığı yıllarda kimi ülkeler…

Rekabet olmayan bir ortamda…

Kendi kaynaklarıyla ve halkı baskılayarak…

Demokrasiyi ve hukuku önemsemeyerek…

Ekonomilerini büyütebiliyordu…

Ama…

Artık o günler bitti…

Ve asla geri gelmeyecek…

Demek istemem o ki…

Günümüz dünyasında…

Ekonomilerini dikta ile büyütmek isteyenlerin hiçbir şansları yok…

Dünya küçücük bir köy…

Herkes birbirinden etkileniyor…

Herkes birbirinin ne yaptığını görüyor…

GÜNEY KORE BİR ÖNCEKİ CUMHURBAŞKANINI TUTUKLADI HAPSE ATTI ÇÜNKÜ ÇALMIŞTI…

General Park Chung-hee, 1961’de yapılan bir darbe sonrası Güney Kore cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu…

1979’de; Güney Kore Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı tarafından yemek masasında öldürüldü…

İktidarda olduğu 18 yılda Güney Kore ekonomide gerçekten de üstün başarılar gösterdi…

Ama…

Aynı dönem…

Güney Kore demokrasisinin ve yargısının “en ayıplı” dönemiydi…

Güney Kore’de 2012 Aralık ayında yapılan seçimleri General Park Chung-hee’nin kızı Park Geun-hye kazandı…

Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan tam dört yıl sonra…

Meclis tarafından görevden alındı…

Ve…

Yapılan yargılamalar sonucu…

Güney Kore’nin en büyük bazı şirketlerinden rüşvet aldığı kanıtlandı…

Görevini kötüye kullanmak dahil 16 suçtan mahkûm oldu…

Tutuklanarak hapse kondu…

24 yıl hapis ve 17 milyon dolar para cezasına çarptırıldı.

DENEMEYEN BAŞARAMAZ…

Harekete geçenle geçmeyen arasındaki tek fark ne?…

Harekete geçen “yapabilirim” der…

Harekete geçmeyen ise:

“İmkansız, asla yapamam” diye söylenir durur…

Yapacağından kesin emin olan mutlaka yapar…

Emin olmayan, kendi gücüne ve potansiyeline inanmayan ise:

Yapamaz.

Naim Süleymanoğlu kendi ağırlığının 3 katını kaldırabileceğine inanmasaydı…

Denemezdi bile…

Oysa…

Denemeyen başaramaz…

KÜRESEL DÜNYADA CEZADAN KURTULUŞ YOK…

Günümüz dünyasında hiçbir politika lider

Çaldığı paraların…

Yaptığı yolsuzlukların hesabını ödemeden ölemeyecek.

Hatta…

Halklar, soyuldukları için itiraz edemeseler bile…

Küresel dünyada ceza almaktan kurtulamayacaklar…

DİKTATÖRLÜK OLMAYACAK OLAMAYACAKTIR…

Romantik demokrat olduğumu düşünebilirsiniz ama.

İnanın…

Dünyada, aklı başında hiçbir devlet başkanı…

Ülkesini diktatörlükle yönetme girişiminde bile bulunamayacaktır…

Hele Türkiye’de…

Generaller bir “diktatörlük” kuramadılar; sivil bir politikacı mı kurabilecek?..

O nedenle…

“Diktaya hevesli siyasetçi” vehminden kurtulunuz…

Türkiye asla diktatörlük olmayacak…

Olamayacaktır…

O POLİTİKACILARDAN MUTLAKA HESAP SORULACAKTIR…

Canlarım…

Yeni dünyada hırsız politikacılara yer olmayacak…

En kuzu…

En koyun…

En kolay uyutulup…

En kolay kandırılan halkların iktidarı belirlediği ülkelerde bile…

Politik iktidarlar soygun yapamayacak…

Buna…

Diğer gelişmiş ülke yönetimleri izin vermeyecek…

Çünkü…

Hırsız politikacı aynı zamanda “kara para” demektir…

Hırsız politikacı “haksız rekabet” demektir…

Yani canlarım…

Yolsuzluk yapan…

Halkın parasını çalan…

Sandıktan çıkınca…

Kendisini…

Yönetmekle görevli olduğu Devlet’in sahibiymiş gibi gören politikacılardan mutlaka hesap sorulacaktır…

Kendi halkları…

Kendi yargıları sormazsa…

Bu hesabı uluslararası ceza mahkemeleri soracaktır…

Ama…

Mutlaka soracaktır…

KAYBEDEN GİDECEK KAZANAN GELECEK…

O lafları duydukça kahkahalarla gülüyorum…

YouTube kanalımda da atıyorum bu kahkahaları…

Hangi lafları mı?..

Efendim…

Kimilerine göre…

Seçimler yapılmayacak/mış…

Seçimler yapılsa bile…

Erdoğan kaybederse iktidarı teslim etmeyecek/miş…

Bunu düşünmek öncelikle ayıptır…

Bu ülkenin kurucu babalarının çürük temel attıklarını iddia etmektir…

Ve de…

Moralleri bozup…

Seçimlerde halkı “Oy verdiğim taraf kazansa bile iktidar değişmeyecek olduktan sonra sandığa gitsem ne olacak?..” diye düşündürüp umutsuzluğa kaptırmaktır…

Enseyi karartmayın…

Seçimler zamanında yapılacak…

Kaybeden gidecek…

Kazanan gelecek…

MUHARREM İNCE’NİN ASIL AMACI NE?..

Ertuğrul Özkök, Muharrem İnce’ye; “CHP’nin oylarını bölmek ve ‘cumhur ittifakı’na hizmet etmekle eleştirildiğini” söylüyor…

“Hayır bölmüyorum” diyor İnce ve şöyle devam ediyor: “Nasıl İYİ Parti ile birlikte ittifak yapıyorsa, benimle de yapacaklar…”.

Demek ki neymiş…

CHP’de siyaset yapamayacağını anlamış…

“Benimle” dediğine göre…

Partiyi de…

CHP’yi…

Kendisiyle “stratejik ortağı” olmaya zorlamak amacıyla kurmuş…

Belli ki…

Cumhurbaşkanlığı sevdasından vazgeçmiş…

Belli ki tek hedefi kalmış:

CHP’nin kanatları altında kapağı Meclis’e atmak…

Yazarlar

Boşuna aramayın, diktaya hevesli tek bir siyasetçi, bulamazsınız…
Memduh Bayraktaroğlu