Hüsnü Mahalli
5 Haziran 2022

BOP izin verirse 


Yaklaşık üç haftadır yandaş medyanın uzman ve azmanları TSK’nın olası Suriye operasyonunu tartışıp duruyor. Her fırsatta gündemi belirlemeyi başaran Cumhurbaşkanı Erdoğan her konuşmasında bu konuya değiniyor ama bir türlü de operasyon emrini vermiyor.

İçeride ve dışarıda yapılan yorumlara bakılırsa Washington ve Moskova’dan ‘yeşil ışık’ bekliyormuş.

Amerikalılar; Ukrayna savaşı ile meşgul olan Rusları rahatsız etmek için böyle bir onay verebilir.

Ruslar ise bu aşamada Ankara’yı kızdırmamak için sesini çıkarmayabilir.

Birçok sıkıntı yaşayan Suriye devleti Türkiye ile savaşamayacağına göre Fırat’ın doğusundaki PYD/YPG’liler Amerikalıların baskısıyla ya da geleceğe dönük pazarlıklarla sesini çıkarmayabilir.

Böyle bir hazırlık görünmüyor ama TSK operasyon yapabilir ve şu anda kontrol altında tuttuğu Suriye’nin %9’unu, %11’e çıkarabilir.

Peki ya sonrası!

ABD ve batılı ülkelerin desteğiyle Türkiye sınırından 30-40 kilometre güneye çekilen PYD/YPG’liler yine sorun.

Ne zamana kadar!

Türkiye; Suriye’nin kuzeyinde kaldığı sürece.

Böyle bir durumda PYD/YPG yani PKK yok olmadığına ve olmayacağına göre Ankara neyin peşinde?

NUSRA dahil farklı silahlı gruplardan on binlerce militanla Suriye’nin kuzeyinde yayılmayı amaçlayan Ankara ne hakla ve ne amaçla komşu bir ülkenin toprağını ele geçirir ve o ülkeyi ortadan kaldırmaya uğraşan İslamcı militanlarla iş birliği yapar?

Ankara’nın derdi PYD/YPG değil daha çok Esad.

Sonucu değil nedeni tartışmak gerek!

Mülteciler konusunda olduğu gibi bugün Suriye ile ilgili konuşulan her şeyin nedeni AKP politikalarıdır.

Körfez’deki kral, emir ve şeyhlerin gazı ve ‘Sultan ve Halife olma’ hevesleri olmasaydı bugün Suriye bu halde olmayacaktı.

Türkiye müdahalesi öncesinde Suriye’de NUSRA, IŞİD, ılımlı ve ılımsız yüzlerce silahlı gurup ve elbette PYD/YPG yoktu. PYD/YPG’yi bu duruma getiren Ankara’nın çelişkili ve yanlış politikalarıdır. 2011 sonrasında PYD lideri Salih Müslim’i Ankara ve İstanbul’da misafir eden AKP’liler ona “Esad’a karşı ayaklan sana istediğini verelim” diyordu. Öcalan’la 2011’de başlatılan “Barış Süreci” bu hesapların bir parçasıydı. Haziran 2015 seçimlerindeki yenilgi ve PYD’lilerin, “Bizim Suriye devletiyle bir sorunumuz yok” demesi her şeyi bozdu.

AKP’yi de!

Aynu’l Arap (Kobani) olaylarındaki çelişkiler bu bozulmanın neden ve sonucudur.

Oysa her şey çok kolay.

Ankara’nın derdi PYD/YPG ise o zaman gider Şam ile konuşur ve bu soruna bir çözüm bulur.

PKK’lılar Kandil’de diye şimdiye dek Irak’a yönelik en az 30 sınır ötesi operasyon düzenleyen, bölgeyi havadan yüzlerce kez bombalayan ve işe yaramayınca gidip Kuzey Irak’ta 15-20 kadar askeri üs kuran Ankara’nın politikaları olmasaydı bugün Fırat’ın doğusunda her türlü ağır silahlı 50-60-70 bin PKK’lı olmazdı.

Suriye ve Irak’ın kuzeyine gidip yerleşmek Libya’da türlü türlü İslamcı gruplarla farklı hesaplar yapmak asla sonuç vermez ve vermeyecektir.

Verseydi Cumhurbaşkanı Erdoğan Cidde’ye gidip “testereci” Muhammed Bin Selman’la öpüşüp koklaşmazdı.

Verseydi “15 Temmuz’un finansörü” Muhammed Bin Zayid’i Ankara’da krallar gibi karşılamaz ve ülkesine gidip ‘sevgi dolu’ görüntü vermezdi.

Verseydi kendisinin “katil” dediği İsrail’in cumhurbaşkanını her fırsatta arayıp Türkiye’ye davet etmez ve Çavuşoğlu ile Akar’ı İsrail’e göndermezdi.

Sırada darbeci Sisi var o da nazlanıyor!

Trump mektubunu hatırlatmaya gerek yok.

Bu politikalarıyla AKP Türkiye’yi perişan etti.

Bu politikalarıyla AKP Türkiye’nin hiçbir dış sorununa çözüm bulamaz.

Göreceli bazı kazanımlar geleceğin bataklığına giden ilk adımlardır.

Hiçbir sorun sefalete sürüklenen insanların milli ve dini duygularını kabartmakla çözüme kavuşmamış ve kavuşmayacaktır.

Son on yılın tüm gelişmeleri her şeyi kanıtlıyor ama AKP kendi başarısızlıklarını daha fazla maceralarla örtbas etmeye çalışmaktadır.

AKP demek sorun demek.

AKP’siz bir Türkiye’nin tüm sorunları en kısa zamanda çözülür. 

Suriye’ye müdahale ile başlayan sorunların bitmesi için tek çare 2011 öncesine dönmek ve Şam ile dost olmaktır.

Türkiye’nin iç sorunları, bölgesel ve uluslararası gelişme ve hesaplar bunu gerektirir.

BOP izin verirse!

Yazarlar

BOP izin verirse 
Hüsnü Mahalli