Ahmet Takan
2 Aralık 2021

Bir yerlere çökecekler ama nereye?..


AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan konuştukça döviz coşuyor!..

“Aman ne olur konuşma” uyarılarını kâale alan yok…

Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarına odaklanan muhalefetin nasıl gözünden kaçıyor, neden bu konunun üzerine ciddiyetle ve ısrarla gitmiyorlar anlayamıyorum. Şöyle izah edeyim;

Peş peşe adımlar atıldı… Önce, döviz bürolarından yapılan tüm döviz işlemlerine kimlik tespiti şartı (12 Ekim’de) getirildi. Sonra mini bir esneme yapıldı. Kimlik tespiti, 100 dolar ve üstündeki döviz alım satımları için şart koşuldu. Bu ay içinde de birbiri ardından iki önemli gelişmeye şahit olduk. Milli Güvenlik Kurulu’nda “ekonomi” güvenlik tehditleri arasına girdi. MGK açıklamasındaki o maddeyi hatırlayalım;

“Türkiye’nin inşa ettiği sağlam altyapı üzerinde, hedeflerine uygun şekilde yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomi politikalarını hayata geçirme sürecinde karşılaştığı ve karşılaşabileceği sınamalar ile tehditler değerlendirilmiş, cumhuriyetimizin 100. yılına her alanda olduğu gibi iktisadi olarak da güçlü şekilde ulaşma kararlılığı teyit edilmiştir”

Yaklaşık 35 yıldır Ankara’da gazetecilik yapıyorum, MGK toplantıları her zaman  en yakından takip ettiğim alanlardan biri olmuştur. Ne ekonomik krizler gördük!.. Ancak ben böylesi bir karar hatırlamıyorum.

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan bununla da yetinmedi. Devlet Denetleme Kurulu’na son dönemde döviz piyasasında yaşanan anormal değer artışının sebeplerini araştırmak üzere talimat verdi. Kurum da “dövizdeki manipülasyon” iddialarını araştırmak üzere çalışma başlattı.  Saray iktidarı döneminde Devlet Denetleme Kurulu’nun adını ve varlığını unutmak üzereydik!..

★★★

Konuşması gereken Maliye bakanı suskun… Lütfi Elvan’ı ortalarda gören yok… Merkez Bankası’nda buharlaşan 128 milyar dolara ne olduğu hâlâ kamuoyuna açıklanamıyor… Ancak peş peşe yukarıda sıraladığım bu adımlar atılıyor. Şahit olduğum; sadece siyaset çevrelerinde değil, iş çevrelerinde de büyük bir tedirginlik hakim. Kulağıma gelenler spekülasyon niteliğinde olduğu için buraya taşımayacağım. Ancak, Sözcü’den değerli gazeteci, arkadaşım Çiğdem Toker’in dünkü “Manipülasyon araştırması ve DDK” başlıklı yazısı çok önemliydi. Çiğdem Toker, ekonomi dehlizlerini en iyi bilen gazetecidir. Çok dikkatlidir, kılı kırk yararak yazar. Şu cümleleri çok önemliydi;

“Partili Cumhurbaşkanlığı’na geçilince DDK’nın yetkileri çoğaltıldı. Geçen ağustosta çıkarılan Cumhurbaşkanı kararıyla da yetkiler, meslek kuruluşları, birlikler, vakıflar, kooperatifleri de kapsar hale getirildi. Sadece bu kadarla da sınırlı kalmadı. DDK’ya denetleyeceği kuruluşların bünyesindeki denetim kurullarının yetkileri de verildi. Bu da şu demek: DDK, denetlediği kurumların, yani bir meslek örgütü, dernek ve vakfın yöneticisini, personelini de görevden alabilecek. Her şeyin çok süratli değiştiği bir konjonktürde, dövizde manipülasyon olup olmadığına ilişkin bir araştırmanın, kaç hafta, kaç ay süreceği, bulguların kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağı önemli.”

Çiğdem Toker’in, “Ama bundan daha önemli görünen, bugünkü bir numaralı gündem, TL konusunda, DDK’nın, kamuoyuna duyurularak görevlendirilmiş olması. Üç ay önce verilen yeni ve geniş yetkilere sahip DDK’nın çalışması sonucunda çıkacak rapor ve işlemler, farklı siyasi sonuçlar üretir mi, izleyeceğiz” ifadeleride çok dikkate değer.

★★★

Saray iktidarının siyasetlerini belirleme noktasında güvenlikçilerin  ağır etkisi herkesin malumu… Alınan kararlarla bu etki ekonomi alanına da iyice sirayet etti. Yanlış anlamayın; iç ve dış manipülasyonların üzerine gidilmesin, hainlerin yaptıkları yanına kalsın demiyorum. Saray iktidarın güvenlikçi politikalarından neyi  ima ettiğimi siz anladınız!.. Hukukun, devletin kurumlarının birilerinin kitabına uydurulmasına,  özel keyfiyete göre şekil almasına karşıyım. DDK, 128 milyar dolar buharlaşırken yıllık izinde miydi?.. Tamam, enseyi karartmayalım, DDK, dövizde manipülasyonları incelesin. Ancak çok merak ediyorum. Bu konuda neden bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuyor?.. Meclis neden devre dışı bırakılıyor?.. Yoksa yoksa…  Ulaşılacak bilgilere muhalefet partilerinin ortak olması mı istenmiyor?… Ankara’da dolaşan dedikodulara ve tedirginliklere bakıyorum, saray iktidarının iş görme metotlarını da çok iyi bilenlerdenim… Bu yüzden yazıya o başlığı attım!..

★★★

Bir ara ortadan kaybolur gibi oldu ama gündeme yeniden kafasını uzatmaya başladı…  Doğrusunu söylemek gerekirse, ortamda tam onun mizacına uygun bir avantaj sağladı kendisine.  Her zamanki gibi yine perde arkasında duruyor ama kendisini gündeme sokan yolları itina ile seçiyor. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığı tartışılıyor. Papatya falına bakılıyor; “Cumhur İttifakı’ndan mı”, “Millet İttifakı’ndan mı”… Dün kaleme aldığım kulis haberlerine ek olarak; eskisine göre Abdullah Gül’ün reytingi AKP içinde çok arttı. Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki seçimde AKP parlamento yapısını önemli bir oranda değiştireceği apaçık ortada. Bunu ben değil has AKP’liler söylüyor. Bir daha listeye giremeyeceğine kanaat getiren AKP mebuslarının dilinden bugünlere “Abdullah Gül” hiç düşmüyor. Gelecek hesapları ona göre yapılıyor!..

“Abdullah Gül’ün İstanbul ofisinde durumlar nedir” diye sual ederseniz. Yakın çevresinden duyduklarıma göre; Abdullah Gül, “Bu iş inşallah üstüme kalmaz” diyormuş. Tercüme edeyim efendim;

İstemem yan cebime koy!..

★★★

Ulu Tanrı,  tüm şehitlerimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Bir yerlere çökecekler ama nereye?..
Ahmet Takan