Kürt ırkçısı DEM’in, Nusaybin’deki “halka açık grup toplantısı”ndan sonra Türk bayrağı gönderden indirildi.

Sonra ne oldu?

DEM Parti Sözcüsü hanımfendi, “Bayrağa saygısızlığı kabul etmiyoruz” dedi.

Yasak savdı...

Kendilerine yönelecek okları “havadayken” yakaladı!

Bayrağa saygısızlığı kabul etmiyorlarmış...

Aman ne büyük lütuf!

★★★

Peki; PKK’lılar bayrağımızı indirirken askerlerimiz ne yaptı?

Kalabalığın dağılması için önce havaya uyarı ateşi açtı... Sonra biber gazı ve göz yaşartıcı kapsüller kullandı.

Sadede gelelim:

Bayrağımızın indirilmesini önleyebildiler mi?

Bayrağı indiren “düşman”a hak ettiği hediyeyi verebildiler mi?

Hayır!

★★★

Bir yıldır DEM’le demlenen MHP’liler de AKP’liler de şimdi çıkmış, “Hesap sorulacak”
diyor...

Siz bırakın hesabı, adres bile soramazsınız beyler!

Çünkü sizin başka planlarınız var!

Daha cumhurbaşkanını yeniden seçtireceksiniz...

Bunun için anayasayı değiştireceksiniz...

Onun için de DEM’in Meclis’teki oylarına muhtaçsınız!

Bu nedenle bırakın hesap sormayı “Tü” bile diyemezsiniz!

Gücünüz ancak sokak röportajında sizi eleştiren kadınlarla meydanlarda masum sloganlar atarak hak arayan gençlere yeter...

Onları enselerinden tutup kodese tıkarsınız ama bayrak indiren soysuzları içeri atsanız bile, iki gün sonra salıvermek için binbir bahane yaratırsınız.

★★★

Kardeşliği isteyenle, kardeş olunur...

Sana kurşun sıkanla, canını almaya yemin edenle, bayrağını indirenle “kardeş” falan olunmaz...

Olsan olsan, ona teslim olursun!

Siz de sadece vatan millet edebiyatı yaparsınız, boğazınızı yırtarak nutuklar atarsınız; o kadar!

Hani; “mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” ya...

İş o aşamaya geldiğinde, yine kıvrak bir manevrayla kenara çekilirsiniz...

Nasıl milyonlarca emekliye, “İttifak ortağıyız ama iktidar ortağı değiliz!” diyerek hayal kırıklığı yaşattınız; yine aynısını yaparsınız!

★★★

Bayrağımız kirli eller tarafından indirilirken...

Sevsinler sizin ittifakınızı...

Sevsinler sizin iktidarınızı!

Ağla Şivan ağla!

Şivan Perwer’i bilirsiniz... Kürt ırkçısı şarkıcı...

Kapağı yıllar önce Almanya’ya atmış, sırtını da PKK’nın bu ülkedeki uyuşturucu baronlarına dayamış...

2013 yılındaki “birinci çözüm süreci”nde Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı Diyarbakır’daki törende İbrahim Tatlıses ile birlikte sahne almış ve “zafer marşları” söylemişti.

İşte; bu arkadaş önceki gün Suriye’deki operasyonlara ilişkin olarak Instagram hesabından bir paylaşım yapmış ve ağlayarak ABD’ye seslenmiş:

“Bizi kullanıp attınız!”

★★★

İyi de sen ne ummuştun?

Toptan ABD vatandaşlığı alacağınızı mı hayal etmiştin?

Türk askerine, öğretmenine, köylüsüne, mühendisine karşı kullandığınız silahları, “sizi çok sevdikleri” için mi verdiklerini sanıyordun?

ABD’nin, Ortadoğu’daki büyük hedeflerine ulaşmak için kullandığı bir mendildiniz...

Ama artık size ihtiyaç kalmadı...

ABD, sizin yerinize daha kullanışlı ve daha büyük bir mendil buldu Suriye’de...

O yüzden düne kadar “bağımsızlık savaşçıları” olarak gördüğü PKK’ya, YPG’ye bugün “sümüklü mendil” muamelesi yapıyor...

★★★

Ağla Şivan ağla...

Saflığınıza, aptallığınıza ağla...

Hadi; şimdi başka bir Amerika bulun da biraz da onların silahıyla ve gücüyle öldürmeye devam edin!

Demek ki para var!

Uyguladığı politikalarla emeklileri ve çalışanları yoksullaştıran AKP iktidarı, “vatandaşlık maaşı” vermeye hazırlanıyormuş...

Yani hak edilmiş ücrete ve maaşa zam yapmayanlar, bizzat Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla yeni bir sadaka verme yöntemi geliştirmişler...

Buna göre önce asgari geçim sınırı belirlenecekmiş...

Sonra da gelirleri o sınırın altında kalanlara “vatandaşlık maaşı” adı altında sadaka verilecekmiş...

Bu “ayıplı maaş”, seçim yılı olan 2027’de devreye girecekmiş...

★★★

Madem dağıtacak paranız var; iyi de neden maaşlarımıza yapılması gereken zammı yapmıyorsunuz da... “Sadaka” gibi veriyorsunuz?

Ayıp değil mi?

GÜNÜN SORUSU

AKP’nin kurucularından ve eski bakanlarından Hüseyin Çelik, partisinin kuruluş ilkelerinden koptuğunu... Tek adam partisine döndüğünü... Partinin demokratik programının rafa kalktığını... Yargının siyasetin sopası haline geldiğini... Kayyum uygulamasının yanlış olduğunu... AKP’nin kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir siyaset dili kullandığını söylemiş... Sorum kendisine:

Bugün size cumhurbaşkanı yardımcılığı görevi teklif edilse bayıla bayıla kabul etmez misiniz?