Ahmet TAKAN
22 Mayıs 2020

Balta ve sapı…


Goebbels mezarından kalksa, bunların ellerinden öper, hepsine altın madalya takar!.. Goebbelsit propagandanın esasları nelerdi;

“Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır.

Olmazsa yalana devam edin.

Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar.

Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur.

Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır.

Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin.

Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.

Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin.

Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin.

Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın.

Asla kabahat ve suçu üstlenmeyin.

Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın.

Yargı, devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkarı olmalıdır.

Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım.

Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun.

Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır.

İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır.”

Hiç yabancı gelmedi değil mi?.. Hem de uzunca bir süredir!..

Korona gündeminden biraz da olsa sıyırdık. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve ortağı Devlet Bahçeli’nin her fırsatta muhalefete en ağır dille yüklenmesi ile beraber medyada hareketlendi!.. Pelikancılar, Ak troller saldırıyor; HDP eşittir PKK, CHP eşittir darbeci, İYİ Parti eşittir FETÖ… Bir yandan CHP ve HDP’yi şeytanlaştırırken İYİ Parti’yi de oraya eklemlendiriyorlar.  Basit ve tekrarın üzerine kurulu Goebbelist propaganda. Büyük bir korkuları var. Arkasındaki nedeni yazacağım. Ancak önce, dün gündeme damgasını vuran iki önemli açıklamayı tekrarlamakta fayda var;

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, SÖZCÜ TV yayınında Nevşin Mengü’nün sorularını yanıtlarken, “ Ben diyorum ki, seçimlere müdahale edecekler nasıl anlarsanız anlayın. Oylara müdahale edecekler. Çünkü geçmiş seçimlerde müdahale ettiler. Sandık başlarında insanlarımızı katlettiler” dedi.

DEVA Partisi  Genel Başkanı Ali Babacan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yeni partilerle ilgili ‘FETÖ organizasyonu’ suçlamasına yanıt verdi. Babacan, “Bahçeli, 20 banka iflas ederken, Türkiye fakirleşirken ne yapmış onu anlatsın. Şu anda iktidar güçleri ellerinde, Türkiye’yi sıkıntılı durumdan çıkarmak için ne yapıyorlar, onları anlatsınlar. Ülkeye hangi faydası dokunuyor? Ben bunu çok merak ediyorum. Yoksa ona çamur at, buna çamur çok kolay işler” diye konuştu.

Temel Karamollaoğlu’nun net ve sert çıkışlarına alışığız. Ali Babacan’dan yıllar sonra bu kadar köşeli bir açıklama duymak beni çok şaşırttı. Tüm bu gelişmeler, Türkiye’nin gündemine alev topu gibi düşen baskın seçim tartışmalarıyla çok alakalı. Tayyip Erdoğan İstanbul’dan Ankara’ya gelmiyor ama başkent cadı kazanı gibi kaynıyor.

Gelelim panikleyen saraya ve saldırırken kullandığı şeytanlaştırma diline;

Sarayı büyük bir korku sardı. Yeni bir ittifak korkusu… Kalem- kağıt ve hesap makinası hiç ellerinden düşmüyor. DEVA Partisi’nin anketlerde çıkan oy oranı şu anda yüzde 2’lerde. Ancak, ya DEVA, Gelecek Partisi ile birlikte İYİ Parti ile bir ittifaka girerse?.. Saray kaynakları böyle bir ittifak formülünde, AKP’nin oy kaybının en az yüzde 7 olarak görüyor. İYİ Parti’nin Deva ve Gelecek Partisi’ne sahip çıkma ihtimali uykularını kaçırıyor. Ağacın baltanın sapının kendinden olmasına çok üzüldüğü gibi… O yüzden Goebbels’e eskisinden daha fazla sıkı sıkıya sarıldılar!..

Başkentteki siyasi gelişmeleri çok yakından takip eden AKP eski İstanbul Milletvekili Emin Şirin, dikkatimi çekti. Şirin, “Muhalefet partileri olası bir erken seçimde hedefi 360 milletvekili çıkartmak üzere kurdu. Bu çok doğru ve akıllıca bir hedef. 360 milletvekili demek, parlamenter sisteme dönmek için anayasa değişikliğine gitmek ve referanduma gidecek sayıyı yakalamak demek. Referandumu da kazanırlar. O zaman Tayyip Erdoğan orada oturabilir mi?.. İktidar bunun farkına vardı. İyice hırçınlaştı“ dedi.

Tüm Türkiye’nin evine kapanacağı 4 günlük bayram tatili sürecinde siyasetin tatile girmeyeceği kesin. Bakalım ne tweetler okuyacağız!..

Birkaç satır da olsa şu Katar ile yapılan swap anlaşmasına değinmek isterim. Türk ekonomisini batıran ve çıkmaza sokan iktidar, swap anlaşmaları ile sadece mevcut borçların döndürülmesini hedefliyor. Swaplar yeni kaynak mı demek? Hayır!.. İşsizliğe, iflaslara, yeni yatırımlara yeni kaynak var mı? Yok!.. Kuruyan göle, bir damla su gelse ne olur gelmese ne olur?…

Yazarlar

Balta ve sapı…
Ahmet TAKAN