Memduh Bayraktaroğlu
20 Eylül 2020

Az sonra okuyacağınız fıkra… Türkiye’yi yöneten kadrolara gelsin…


İki çok eski dost hanımefendi bir AVM’de karşılaştılar…

Birbirlerini görmeyeli yıllar olmuştu…

Bir kafeye oturup hâl hatır sordular…

Biri, diğerine sordu:

“Oğlun büyümüştür… Zeki de bir çocuktu mutlaka başarılı biri olmuştur…”.

Yüzü asıldı karşıdakinin…

“Çok başarılı ama çok talihsiz” dedi…

“Neden?..”

“Neden olacak şekerim…

Bir kızla evlendi düşman başına…

Kız çalışmıyor, hazır yiyor…

Sabah kahvaltısını oğlum hazırlıyor, masayı topluyor, bulaşık makinesini çalıştırıp işe gidiyor…

Oğlum evden çıkar çıkmaz bizim gelin de giyinip süsleniyor haydi sokağa…

Bütün gün o çarşı senin bu mağaza benim dolanıp duruyor…

Oğlum akşam yorgun argın eve geliyor…

Atatürk – İnönü

Yemek hazırlıyor…

Masayı kuruyor, masayı topluyor, bulaşıkları makineye dizip yıkıyor, yatağı da açıyor inan olsun…

Gelin hanım ise oturmuş bütün gece televizyon izliyor…

Zavallı yavrum…

Çok üzülüyorum ama şekerim bugünkü gençlere karışılmıyor ki…

Karşısındaki eski arkadaşı o anda hatırlamış gibi “bir de güzeller güzeli kızın vardı… O ne yapıyor…”.

Az önce gelininden şikâyetçi olan kadının yüzü güldü…

Erdoğan – Çavuşoğlu

“Ah şekerim o çok mutlu…

Çok iyi bir evlilik yaptı…

Damadım dünya iyisi…

Kızım çalışmıyor, sabah kahvaltısını damadım hazırlıyor, masayı topluyor, bulaşık makinesini çalıştırıp işe gidiyor…

Damadım evden çıkar çıkmaz kızım da giyinip sokağa çıkıyor, arkadaşlarıyla buluşuyor…

Bütün gün o çarşı senin bu mağaza benim dolanıp duruyor…

Akşam yorgun argın eve dönüyor yavrum…

Bereket o eve döndüğünde damadım da işten gelmiş oluyor…

Yemeği hazırlıyor…

Masayı kuruyor, masayı topluyor, bulaşıkları makineye dizip yıkıyor, yatağı da açıyor inan olsun… Güzeller güzeli kızım bütün gece televizyon izliyor…

Senin anlayacağın kızım çok şanslı…

Çok mutluyum…”.

AKLIMIZLA ALAY EDİYOR…

Ziya Paşa’nın ünlü sözü şöyle:

“Sen herkesi kör alemi sersem mi sanırsın?..”.

Yani…

Ünlü şair devlet insanı demek istiyor ki:

“Aklımla alay etme…”.

Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanı aklımızla alay ediyor…

Duruma göre…

Ya Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’ye yüklüyor bütün suçları…

Ya da…

Gazi Mustafa Kemal ve İsmet Paşa’nın doğrularına sarılıyor…

Bunun adına ne denildiğini biliyorsunuz…

Ben burada yazmak istemiyorum…

Siz içinizden söyleyin…

NASRETTİN HOCA’NIN KOMŞUSU GİBİ…

Özden Mengi hatırlattı…

Tarih 5 Kasım 2012

Fitch, 19 yıl aradan sonra ilk kez Türkiye’yi “uzun dönemli yabancı para cinsinden yatırım yapılabilir ülke” olarak tanımlamıştı…

Obama – Erdoğan

Tarih 17 Mayıs 2013…

Obama ve Erdoğan Beyaz Saray’da görüştüler…

O görüşmeden dört saat sonra Moody’s de Fitch gibi Türkiye’nin notunu bir kademe arttırarak “uzun dönemli yabancı para cinsinden yatırım yapılabilir ülke” seviyesine yükseltti…

Erdoğan ve AKP’liler o günlerde Moody’s ve Fitch’in dünya çapındaki saygınlığını ve güvenilirliğini ballandıra ballandıra anlatıyorlar; başarılarıyla övünüyorlardı…

Ve son bir haftadır…

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olan Erdoğan; her iki kuruma da hakaret ediyor…

Saygınlıklarının olmadığını…

Ciddiye alınmamaları gerektiğini anlatıyorlar…

Nasrettin Hoca’nın; tenceresinin doğurduğuna inanan ama…

Kazanının öldüğüne inanmayan komşusu gibiler…

YARI YARIYA FAKİRLEŞMEK Mİ BAŞARI?..

E hani başkaları, Türkiye ekonomisinin büyümesini…

Halkımızın özgür olmasını kıskandıkları için Erdoğan’ı cumhurbaşkanı olarak görmek istemiyorlardı?..

Hiç de öyle olmadığını bizzat Erdoğan itiraf etti:

Biz Türkiye’yi, başkaları böyle istediği için değil, milletimiz layık olduğu için kalkındırmaya, geliştirmeye, ülkemizdeki hak ve özgürlükleri en geniş manada tesise çalışıyoruz.”.

Demek ki…

Başkaları ekonomimizin büyümesini, halkımızın özgür olmasını istiyorlarmış ama…

Erdoğan, o başkaları istediği için değil…

Kendisi istediği için ekonomimizi büyütecek, halkımızı özgürleştirecekmiş…

Oysa…

Halkımız son 7 yılda neredeyse yarı yarıya fakirleşti…

2013 yılında 12.480 dolar olan kişi başına milli gelirimiz, bugünkü kurla (1 Dolar = 7.56) 6.800 dolara düştü…

Demek ki istemekle olmuyormuş…

Bilgi, beceri ve yetenek de gerekiyormuş…

Özgürlüklerimizi ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim…

PROF. CAHİLLİĞİ ÇOK VAHİM…

Kulaklarıma inanamadım ya…

Arkadaş akademisyen…

Adının başında da “Prof.” sıfatı var…

Televizyon kanalının birinde ne dedi biliyor musunuz?..

“Balkan göçmenleri Türk değildir, Türkleşmiştir” dedi…

Ben Bulgaristan Türkü bir ailenin torunuyum…

Dedelerimin dedeleri Afşar Boyu’ndan…

1000’li yıllarda Kafkaslardan çıkıp (Alpaslan’dan önce) Silifke’ye (Mersin) gelmişler…

Silifke kesmemiş onları…

Bizans Tekfuruna temsilci gönderip yükseklerde yer istemişler…

Tekfur, Mut’u (Karaman) vermiş onlara…

İlerleyen yıllarda da Karaman Beyliği’ni kurmuşlar…

Fatih Sultan Mehmet, kayınpederini (Fatih, Karaman Bey’i İbrahim Bey’in kızı Gülşah
Sultan’la evliydi) savaşta mağlup edip topraklarını ele geçirince…

Karaman Beyliğinde yaşayan dedelerimi Bulgaristan’a götürüp yerleştirmiş

Bir bakıma dedelerimize “misyonerlik” görevi vermiş yani…

Peki…

Çok mu önemli?..

Yooo…

Benim için hiç mühim değil ama…

Bir akademisyenin bu kadar cahil olması hepimiz için çok önemli ve…

Çok vahim…

BANKA SOYMAYIN SANDIKTAN ÇIKIN

Gençler zaman zaman soruyorlar:

“Dede, zengin olmak için ille de banka mı soymalıyız?..”

“Delirdiniz mi siz?” diyorum… “Banka soyup risk alacağınıza iktidar şansı olan bir partiye üye olun ve aktif siyaset yapın… Seçim sandığından çıkıp cumhurbaşkanı, başbakan ya da bakan olduktan sonra zaten kamunun bütün bankaları sizin olur…”.

Yazarlar

Az sonra okuyacağınız fıkra… Türkiye’yi yöneten kadrolara gelsin…
Memduh Bayraktaroğlu