Dönemi için bir:
“Şaheser” olan “Aşk-ı Memnu/Yasak aşk” romanı ilk kez...
1975’te...
TRT tarafından:
Çekildi...
★
Sanırım...
Nüfusa oranla...
Bütün zamanların...
İzlenme rekorunu:
Kırmıştı...
★
Yok, hayır...
O günün yasak aşk ve entrikalarından söz etmeyeceğim...
Zira...
Bugün de:
Değişen bir şey yok...

★
Varsa da...
Değişen tek şey...
O günkü Behlül ile...
Bugünkü Behlül benzerlerinin...
O günkü Bihter ile...
Bugünkü Bihter’e yaptıkları iltifatlardır...
★
Bundan 123 yıl öncesinin Behlül’ü...
O günkü Bihter’e şöyle iltifat ediyordu:
“Sizin güzelliğinizi ben, güneş çekildikten sonra renkleri silinmeye, tatlılaşmaya başlayan bir akşam güneşine benzetirim...”.
★
Bugünkü Behlüller ise...
Bugünkü Bihterlere (Muhtemelen) şöyle diyorlar...
“Yok artık... Babanın milyonlarca doları var ha!.. Büyük o.ospusun aşkım...”.
★
Elbette...
Ne o günlerin tüm genç kızları ve erkekleri...
O günkü Bihter ve Behlül idi...
Ne de bugünün tüm genç kız ve genç erkekleri...
Bugünün Bihter ve Behlülleri...

★
Nereden mi aklıma geldi?..
Sevgilimle...
Netflix’te...
Aralıksız 4 saat...
Andropoz dizisini:
İzledik...
★
Taylan kardeşlerin yönetimi:
Harika...
Oyuncu kadrosu:
Mükemmel...
Ve...
Engin Günaydın’ın senaryosu:
Süper...
★
Yok efendim...
Tabii ki filmi önceden anlatıp (Spoiler...).
Etki yönlendirmesi yapacak değilim...
Ama...
★
Günümüzün...
Henüz 15 yaşındaki Bihter ve Behlüllerinin de...
Birbirlerinin ruh ikizleri olmadıklarını...
★
İkiz kardeşlerin bile...
Ahlâk anlayışının...
Birbirine hiç benzemeyebileceğini...
★
Ve...
Andropoza girmiş üç erkeğin...
Nasıl büyük hatalar yapabileceğini anlatması bakımından...
Tavsiye ederim...
★
Göreceksiniz ki:
123 yıl önceki insan ile...
Günümüz insanı arasındaki fark...
Giyim...
Kuşam...
Yaşam...
Ve...
Teknoloji...
★
Ruhlar...
İhtiraslar...
Ve...
Kötülükler ise:
Aynı...
★
Bu söylediklerim: Politikacılar için de aynı...
108 yıl önce...
Osmanlıyı, siyasi ikballeri için savaşa sokan İttihatçılar ile...
Bugün ülkemizi savaşa sokmak için çabalayan İttihatçılar: Aynı çamurun: Hamuru...
Biz haklı çıktık...
Bugün Pazar...
Yani: Daha “suyuna tirit” şeyler yazmanın sakıncası yok...
★
Canlarım...
Günümüzde...
“Aydınların ve entelektüellerin eğlencesi” haline gelen Bay Nebati üzerinden konuyu bir fıkrayla anlatmaya çalışayım...
★
Bay Nebati’nin yolda otomobili bozulmuş...
Kaldığı yer kuş uçmaz...
Kervan geçmez bir yer...
Cep telefonunu yoklamış: Çekmiyor...
İnmiş otomobilden...
Açmış motor kapağını...
Arızanın nerede olduğunu anlamaya çalışmış...
O sırada:
“Platine bak, meme yapmıştır” diyen bir ses duymuş...
Dönmüş bakmış:
Bir eşek...
Başka da kimsecikler yok...
Şaşırmış tabii...
O şaşkınlıkla...
Güzel gözlerinin içine baktığı eşek tavsiyesini tekrarlamış:
“Aptal aptal gözlerime bakacağına, platine bak diyorum sana platine, kesin meme yapmıştır...”.
Bay Nebati, bir eşeğin konuşabileceğine ihtimal vermemiş...
“Cinlere mi karıştım?” ne diye düşünüp korkmuş...
Otomobili öylece bırakıp...
Başlamış koşmaya...
Az sonra bir köye gelmiş...
Bir köylüyle karşılaşmış...
Köylü Bay Nebati’yi tanımış:
“Hayrola muhterem Bakan Bey” demiş... “Arkandan ayı mı kovalıyor?..”.
“Yok kardeşim ne ayısı, arabam bozuldu?..”.
“Eeee?..” diye bir ses çıkararak “devam et” demek istemiş köylü...
“Yahu bir eşek konuştu... Bana akıl verdi...”.
“Ne dedi?..”.
“Arıza platindendir, platin meme yapmıştır, dedi...”.
Köylü gülümsedi:
“Siz onun lafına bakmayın muhterem Bakan Bey... O eşek, otomobil motorundan değil, traktör motorundan anlar!.. Ukalalık etmiş...”.
★
Erdoğan, Nebati ve Kavcıoğlu üçlüsü...
Benim gibileri...
Eşek yerine koymuş olabilirler...
Ama...
Öyle bile olsa...
Biz haklı çıktık...
Nebati’nin yanlışı
TBMM eski Başkanlarından...
AKP eski Milletvekillerinden...
Ve...
Devlet eski Bakanlarından Bülent Arınç...
Tv5 Haber Müdürü Mustafa Deniz’in başörtüsüyle ilgili yorumunu anlamlandıramayınca:
“Senin sorunlarını dinlerken aklıma Nebati Bey geliyor. Bunun epistemolojik açıdan anlamı nedir diye düşünüyorum” dedi...

★
Canlarım...
Aslında ve bana göre...
Bay Nebati doğru şeyleri...
Yanlış cümlelerle:
Anlattı...
★
“Epistemolojik kopuş” yerine...
“Ekonomide doğru bilinen ama günümüzde yanlışlanan bilgilerden vazgeçiyoruz...”.
Ya da:
“Doğru bildiğimiz eski ekonomik modellerin üzerine sünger çekiyoruz” deseydi...
★
Nöroekonominin...
Tüketicileri:
Arzı, talebe yetişmeyen ürünleri tüketmekten vazgeçirmek için...
Medya aracılığıyla subliminal mesajlar verilmesinin...
Dijital iletişim sürecinde olağan olduğunu:
Anlatsaydı...
Hem herkes anlardı...
Hem de: Alay konusu olmazdı...
★
Mevlâna, Mesnevi’nin bir yerinde şöyle der:
“Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin, karşındakinin anladığı kadardır...”.
★
Demek istemem o ki...
Bay Nebati...
Türk Müslümanlarının Kuran’ı...
Arapça okuyup...
Hiçbir şey anlamadığı gibi bir şeyler söyledi...
Tam tercüme etmese de...
Kuran gibi:
Mealen tercüme edebilirdi...
Yoksullukta eşitlendik
Ecevit’in başbakanlığı dönemindeki ekonomi politikalarını eleştiren AKP’liler:
“Ecevit hakikatten de söylediğini yaptı ve zengin fakir herkesi fakirlikte eşitledi” derdi...

★
AKP Genel Başkanı Erdoğan ise...
İktidarı devraldığı Ecevit’i itibarsızlaştırmak için sürekli...
Merhumun başbakanlık dönemlerini eleştirir...
Ve bir de:
Ecevit’ten yaklaşık 25 santim kadar uzun boylu olan ABD Başkanlarından Clinton’un...
Bülent Bey’le aynı baş hizasına gelebilmek için...
Koltuğun kenarına ilişmesini...
Türkiye’nin Başbakanı’nı istiskal etmek olarak anlatırlardı...
★
Şuraya bakın ki...
Erdoğan...
Bülent Bey’i eleştirmek için kullandığı her eylemi...
Kendisi de yaptı...
Biden’le tokalaşmak için kalkarken...
“Elini öpermiş” gibi bir pozisyonda yakalandı...

★
Ekonomide de:
Zengin fakir ayrımını ortadan kaldırdı...
Ve...
Herkesi değilse de...
Halkın %90’ını:
Fakirlikte eşitledi...
Günün doğrusu
Nihan Kaya
@nihanka
İngiltere’deki yetenek yarışmasını izleyen eşim, ailelerin çocuklarını sahneye “Başarılar” değil, “Enjoy” (Keyfini çıkar) diyerek yolladığını söyledi.
Dün de jüri sınavıma beni “İyi şanslar”, “Başarılar” gibi sözlerle değil, “Go and enjoy” (Git ve keyfini çıkar) diyerek uğurladı.
Dünün tweeti
Oya Başar
@OyaBasarfan
Erzurum’un bir köyünden çıkıp 4.5 milyon Euro’ya yat, 300 bin Euro’ya Yunanistan’dan ev alan bu AKP milletvekilini sosyal medya olmasa öğrenebilir miydiniz?
Günün ayıbı
Cemil KILIÇ
@m_cemilkilic
Tiyatrolar da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı, cemevleri de...
Biri kalkıp camileri Kültür veTurizm Bakanlığı’na bağlasa ne olurdu?
Ayıp değil mi?
Yazık değil mi?
Biliyor muydunuz
Doktorlarımıza “giyim yardımı” olarak...
32 lira verildiğini...
Bu parayla ancak...
Bir çift spor çorap satın alınabileceğini:
Biliyor muydunuz?..