Ümit Zileli
16 Ekim 2020

AYM’nin ışıkları neyi kararttı!..


Bu iktidarın 19 yıllık yönetimi sırasında en başarılı olduğu konu nedir sizce?..

Bana sorarsanız, açık ara “algı yönetimi” derim! En başarısız oldukları hatta “batırdıkları” konularda bile “kitle imal silahı” olarak başvurdukları algı yöntemlerini gerçekten parmak ısırtacak denli başarılı kullandılar, kullanıyorlar!..

Tabii bu konuda, “tarihin çöplüğüne” atılana dek, solcu eskilerinin, liberal döneklerin engin destekleri de unutulmamalı; birbirlerine çok şey öğrettiler, çok faydaları dokundu!

Mesela son olaya bakalım; aynı gün içinde iki mahkeme kararı ortalığı karıştırmış, büyük tepkilere neden olmuştu… İstinaf Mahkemesi, SÖZCÜ gazetesi yazar ve yöneticilerine verilen hukuksuz hapis cezalarını onamış, 14. Ağır Ceza Mahkemesi de, CHP milletvekili Enis Berberoğlu’na verilen cezanın hak ihlali olduğunu ve yeniden yargılanması gerektiğini oy birliği ile karara bağlayan Anayasa Mahkemesi’ni tanımayarak yeniden yargılamayı reddetmişti!

Öncelikle vurgulayayım; SÖZCÜ’ye verilen hapis cezalarına Türkiye’de kaç kişi inanmıştır, bilemiyorum! 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, en yüksek yargı mercii olan, aldığı kararlar yasama, yürütme, yargı dahil her Türk yurttaşını bağlayan Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımaması, o ağızlarda çok dolaşan “Darbe” durumuna en uygun eylem olarak tarihe kazınmıştır!

Bir yerel mahkeme TC Anayasası’na karşı eylem yapmıştır!

AYM’nin ışıklarını Genelkurmay’ın ışıklarına benzetmek!

Aynı günün akşamı iktidarın pek seveceği, algı yöntemlerine çok uygun bir olay meydana geldi!..

13 Ekim gecesi Anayasa Mahkemesi Üyesi Engin Yıldırım  AYM binasının fotoğrafını sosyal medya hesabında kullanarak, altına da şunu yazdı:

Işıklar yanıyor!

İçişleri Bakanlığı da, buna karşılık bakanlık binasının fotoğrafını paylaşarak şu karşılığı verdi:

Işıklarımız hiç sönmüyor!..

Peki ne oldu böylece? Ertesi gün manşetler, TV programları, iki mahkeme kararına odaklanacakken, tüm gözler bu yeni duruma çevriliverdi… İktidarın “algı yöntemleri” anında ve başarılı şekilde devreye girmişti…

AYM’nin ışıkları gündemin tepesine oturmuş, iki mahkeme kararı karartılmıştı!

Adaletin ve Anayasanın “iğfal edilmesinin” üstü bi güzel örtülmüş, AYM bir kez daha hedefe oturtulmuş, Devlet Bahçeli’nin “AYM yeni hükümet sistemine uydurulsun, Divan-ı Ali kurulsun” çıkışı bir kez daha gündeme getirilmişti!

Anayasa Mahkemesi Üyesi Yıldırım alenen “darbeci” olarak yaftalandı. Yanaşma bir gazete o üyeyle ilgili olarak şu başlığı attı:

Eşkali sünepe Haşhaşilere benzeyen AYM Engin’e sözümüzdür: Seni o bayrak direğine asarlar…

Durum iyice dallandırılıp, budaklandırıldı; AYM, “Şahsi paylaşım kurumsal görüşümüzü yansıtmaz” dedi olmadı, Üye Yıldırım, “Aklımdan öyle bir şey geçmesi mümkün değil, kastımı aştım özür dilerim” dedi, yine olmadı.

Zaten hedefteki AYM’den “Tanrılar kurban istiyordu”!

10. Cumhurbaşkanı ışıkların neden açık olduğunu anlattı!

AKP’li kurmaylar salvo atışına başlamışlardı bile.

AYM yerden yere vuruluyordu; hiç kimse, “Yahu AYM’nin 16 üyesinden 15’i AKP döneminde atandı” diye düşünmüyordu!

Sonunda AKP’li Cumhurbaşkanı konuştu, “Çok talihsiz bir açıklama. AYM Başkanı ve heyeti düşünmeli… Gereğini de onlar yapmalı” dedi!

Televizyonlarda aynı kişiler, her konuda olduğu gibi bu konuda da entelektüel birikimlerini sergileyip, AYM ışıkları ile genelkurmay ışıklarını bile karşılaştırdılar!..

Sonunda yıllardan beri hiçbir polemiğe girmeyen Anayasa Mahkemesi eski Başkanı ve 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’a konuştu ve aynen şöyle dedi:

13 Ekim Ankara’nın başkent oluşunun 97. yılıydı, bu yüzden tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ışıkları açıktı!..

Yaa, işte böyle; bir bardak suda fırtına kopartılmış, günlerce bir AYM üyesi üzerinden “cellatlık” denemeleri yapılmıştı…

Ama olsun, istediklerini almışlardı ya, mühim olan da oydu!

Yazarlar

AYM’nin ışıkları neyi kararttı!..
Ümit Zileli