Ümit Zileli
3 Şubat 2021

“Aşağıya bakmayacağız boyun eğmeyeceğiz!..”


İki kez “orantısız gücün” hışmına uğradılar…

Önce gündüz saatlerinde Etiler semtinde toplanıp Boğaziçi Üniversitesi’ne yürümek istediler, etrafları zaten sarılıydı; üzerlerine gelen güç, süratle gözaltılara başladı, direnmeye kalkışanlar aynı süratle, yerlerde sürüklenme pahasına aynı işleme tabi tutuldu… Gözaltını gerçekleştiren polis öğrencilere sürekli şu sözcükleri söylüyordu:

Aşağı bak, toplu gezmek yasak!

Akşam saatleri ise daha zorluydu… Özel güvenlik görevlilerinin sopalı müdahalesi sonrası devreye çevik kuvvet girdi. Üniversiteye konvoy halinde giren polis öğrencilerin direniş nöbetini dağıttı. Toplamda 159 kişi gözaltına alınmıştı.

Boğaziçi’ni dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına sokacağını söyleyen Rektör Bulu, önce yüzlerce polisi sokmuştu üniversiteye!

Dün ise eylemler hız kesmeden sürdü. Boğaziçi öğretim üyeleri yine sırtlarını rektörlüğe dönüp artık geleneksel hale gelen protestolarını sürdürdüler. Ellerindeki dövizlerde gözaltına alınan öğrencilerin sayısı olan “159” büyük pankartta ise şöyle yazıyordu:

Aşağı bakmıyoruz, kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz!

Öğrenciler ise yine bir araya geldiler, arkadaşlarının gözaltına alınmasını protesto ederek şu sloganı attılar:

Aşağıya bakmayacağız, boyun eğmeyeceğiz!

Galatasaray Üniversitesi akademisyenleri de yaptıkları açıklamada Boğaziçi direnişini şu sözlerle desteklediler:

Bu atamaya karşı Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerinin, akademisyeniyle, öğrencisiyle, mezunuyla, idari personeliyle sergilediği kolektif direniş üniversite idealini ve demokrasiyi savunmak içindir!

Ankara’da da Boğaziçi’ne destek vermek isteyen üniversitelilere biber gazı ile çok sert müdahale eden polis, gözaltına aldığı gençleri yere yatırıp ters kelepçe taktı…

Tam bu sıralarda da iktidarın ortaya attığı yeni anayasa tartışılıyordu, iyi mi!

“Oligarşi yıkılacak demokratik buralı bir yapı kurulacak!”

Yandaş medya ve trolllerin cansiperane “yıkım saldırısı” ise tüm gücüyle, türlü tehditlerle, yalanlarla sürüyor doğal olarak!

Mesela, Yeni Şafak gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan dünkü yazısında Hz. Muhammed döneminden bir örnekle öğrencileri hedef aldı. Medine’de yaşayan Kab Bin Eşref isimli Yahudi şairin, şiirleriyle İslamiyet’e, Peygambere hakaret ettiğini belirtip şöyle dedi:

Kara Gavur tüm uyarılara, ikna çabalarına rağmen aynı şeyleri yapmaya devam edince akıbeti bizatihi efendimiz (s.a.v.)’in emriyle katledilmek oluyor!

Öğrencileri de “kara gavurlar” olarak tanımlayan bu zat, yazısını şöyle bitirdi:

Boğaziçi’ndeki kara gavurlar Kabe’mize açıktan, kamusal alanda hakaret etmişlerdir!

Yazısının altına koyduğu notta ise neyi hedeflediği gayet açık şekilde sırıtıyordu; önce “Efendimiz’in (s.a.v) her uygulaması, her bir hayat parçası başımın tacıdır” diyerek niyetini açıkça ortaya koyduktan sonra şöyle yazdı:

Kimseye ölüm fermanı falan veriyor değilim. Sadece yaptığı pisliği bilenin siyerdeki cezasını hatırlatmakla yetiniyorum!

Ölüm fermanı verse ne diyecekti pek merak ettim doğrusu!..

Sosyal medyada “Boğaziçi’ni içindekilerle birlikte bombalama” tehditlerinin yanısıra, demokrasi güzellemesi yapan yandaşlar da vardı tabii; mesela Pelikan Grubu’na yakınlığı ile bilinen Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan, Melih Bulu’nun atamasının yasal olduğunu, buna rağmen İslam’ın önerdiği bakış açısına değil de liberal mantralara kendini kaptıran bir kısım Boğaziçili dindar öğrencinin de direnişe destek olduğundan şikayetçi olan Kaplan, bakın neler olacağı ile ilgili düşüncesini nasıl özetledi:

Boğaziçi oligarşisi yıkılacak, yerine çoğulcu, demokratik, buralı bir yapı kurulacak!

İktidarın “sıraya sokmayı” başardığı hangi üniversitede azıcık olsun demokrasi yaşanıyor sorusunu bir yana bırakalım; “buralı” sözcüğü ne anlama geliyor? Acaba Boğaz’daki yalıyı mı kastediyor anlayamadım doğrusu…

Hedef “Gezi” ile özdeşleştirmek!

Biliyorsunuz Gezi davası Yargıtay’da bozuldu…

Bu davanın sanıkları tekrar yargılanacak… Ayrıca sanıklar hakkında yurtdışına çıkış yasağı da kondu. Böylece heyeti değişmiş mahkeme, bozma sonrası ilk kararını aldı…

Boğaziçi eylemlerinde de iki öğrenci tutuklandı. Üstelik, haklarındaki iddia “halkı kin ve düşmanlığa tahrik dini değerleri alenen aşağılama” olarak kayıtlara geçti..

İnsan, ister istemez “neler oluyor?”, “acaba iki davanın birleştirilmesi mi amaçlanıyor” diye düşünmeden edemiyor!

Biliyorsunuz Gezi Direnişi iktidar partisinde büyük sarsıntı yaratmış, Gezi’ye karşı öfke asla sönmemişti!

Birleştirilmeye çalışılırsa hiç şaşırmam!

Zaten, kör olanın bile görebileceği şekilde, iktidar suçluyor ardından gelsin, tutuklamalar, gelsin davalar…

Pardon, özgürlükçü yeni anayasa mı dediniz?!

 

Yazarlar

“Aşağıya bakmayacağız boyun eğmeyeceğiz!..”
Ümit Zileli