Ümit Zileli
27 Aralık 2019

Arap kardeşlerimize “Kanal İstanbul” hediyesi!..


Çılgın Proje” gündeme ilk kez 2011 yılında, seçimler öncesinde gelmişti…

Daha sonra adı Kanal İstanbul konulan projeye “çılgın” sıfatı bizzat zamanın Başbakanı Erdoğan tarafından iliştirilmişti… Açıkçası, bizler de ne olduğunu öğrendiğimizde “çılgın” sıfatının böyle bir proje için az bile kaldığını düşünmüştük!..

Önceleri hararetli tartışmalara konu olan kanal projesi, daha sonra ekonomik ve siyasi başka tartışmaların gerisinde kaldı hatta unutulup gitti desem yeridir…

Unutmayanların olduğunu, şakır şakır arazi topladıklarını biz “zavallı Türkler” yıllar sonra öğrenecektik!..

Aradan 8 koca yıl geçtikten sonra Kanal İstanbul bu kez “İhalesi yakın”, “Yakında kazmayı vuruyoruz” söylemleri ile gündemin ilk sırasına “löök” diye oturuverdi… İş ciddiye binince “Ya kanal, ya İstanbul” sloganıyla bayrak açan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bir yandan bilim insanlarıyla mimar ve mühendis odalarıyla projenin “İstanbul’a felaket getireceğini” savunan çalışmalar yaparken, diğer yandan bir önceki İBB Başkanı’nın iktidar kurumlarıyla hukuka aykırı şekilde imzaladığı protokolden çekildiğini de ilan etti… O protokolün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne 23 ile 35 milyar TL yüklediğini de açıkladı!..

Bunun üzerine dün AKP’li Cumhurbaşkanı İmamoğlu’na yönelik şu “aba altından sopa gösteren” açıklamayı yaptı:

Kurumların görevi devletin aldığı kararı yapmaktır, görevini ihmal eden hesabını millete ve hukuka muhakkak verecektir!..

Burada “devlet” kim oluyor, onu da bi zahmet siz buluverin artık!.. Haa bu arada dün uzun uzun sözünü ettiğim ÇED Raporu itirazlar için askıya çıkmıştı ya, bakanlık “Taşınıyoruz, birkaç gün itiraz dilekçesi alamayacağız” diye duyuru yaptı!.. Tesadüf işte 2 Ocak’ta sonlanacak itiraz sürecine denk gelmişti taşınma işlemi!..

Gözünü sevdiğimin demokrasisi!..

Proje güzergahındaki toprakları kimler “lüpledi!”

Şimdi, gelelim “zurnanın zırt dediği yere!..

Yukarıda, bizim yıllar içinde unutup gittiğimiz “Kanal İstanbul Projesi”ni bir an bile unutmayanlar olduğunu, bizlerin uzuuun bir uyku arasından sonra yeni yeni öğrenmeye başladığımızı belirtmiştim ya, hah işte size onlardan söz edeceğim…

Önce hangisini öğrenmiştik? Katar Emiri’nin annesi Şeyha Moza’nın Kanal İstanbul güzergahının en mutena bölümümden 44 dönüm arazi aldığını!.. Mesela, bendeniz saf saf kendime şöyle demiştim:

Vay be, ne şanslı kadınmış, sen git tee bozkırın ortasında toprak al, sonra birden Kanal İstanbul kıyısında değeri artık kaça katlanmışsa, pırlanta değerinde arazi sahibi oluver!..

Ben, önsezi diye, öngörü diye buna derim arkadaş!.. Ancak, kötü niyetli, kıskanç, haddini bilmez çevreler durur mu; hemen dedikoduya, “Nereden haber aldı da arazi satın aldı” demeye başladılar!.. AKP’li Cumhurbaşkanı da ağızlarının payını veriverdi tabii:

Katar Emiri’nin annesinin ülkemizden gayrimenkul almasına mani yasal olarak herhangi bir şey söz konusu mu? Yani bunu herhangi bir yerden George, Hans vesaire gelip almaya kalksa herhalde kimsenin sesi çıkmaz…

Gerçi, bozguncu tayfası “Neden Katar Emiri’nin annesi aldı, Hans, George vesaire almadı” diye sormamış, “O araziyi, nasıl oldu da Kanal İstanbul’un en şahane bölümünden aldı?” diye sormuştu ama olsun; ağızlarının payını aldılar ya siz ona bakın!..

Hans ile George zaten nal toplamış!..

Bu durum ortaya çıkınca doğal olarak herkesi aldı bir merak:

Başka kimler bu arazileri satın aldı?..

Öğrenmesi normalde kolay olması gerekirken bu konuda pek zordu valla! Zaten Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum yaptığı açıklamada teminat vermiş, aynen şöyle demişti:

Kanal İstanbul güzergahı üzerinde arsa rantına müsaade etmeyeceğiz. Daha önce hiçbir projede yapmadığımız gibi burada da bir arsa rantı söz konusu değildir…

İşte bu kadar! Tam içimiz rahatladı derken o da ne, o güzergahta en değerli bölümleri alanlar birer birer dökülmeye başlamasın mı!..

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak, yememiş, içmemiş, araştırmış ve şak diye yapıştırmıştı haberi; 2013 yılında Kuveytli, Wael N Y Alnusef 100 bin lira sermaye ile Nour Alkhair Gayrimenkul Turizm şirketini kurmuş, bu şirket 21 Aralık 2018 tarihinde Arnavutköy Yassıören Köyü’nde “tarla” vasfında 54 bin metre kare arazi almıştı. Tarım yapacaktı herhalde, birden Kanal İstanbul’a komşu oluvermişti!..

Bitmedi; Suudi Arabistanlı İş insanı Sulaıman Al Muhaıdıb da nereden aklına estiyse  Sazlıbosna Köyü’nde “tarla” vasfında 9 bin 500 metrekarelik araziyi yıllar önce, 2015’de satın almıştı!.. Al Muhaıdıb’ın aynı güzergahta başka araziler aldığı da söyleniyormuş; artık onları da ortaya çıkarsa bir başka yazıda anlatırım sizlere!..

Haa, Kanal İstanbul hayata geçerse doğal olarak yeni imar planları yapılacak… Yukarıda sözünü ettiğim “öngörülü” Arap arkadaşlar da kim bilir kaç kat zenginleşecek!..

İBB’nin CHP’li Meclis Üyesi Nadir Ataman, o güzergahın adeta “Arap işgali” altında olduğunu belirterek, “Neredeyse bir Arap Kantonu kuruluyor” diye isyan etmiş…

Hediye olamaz mı sayın Ataman, ne de olsa alıştık!..

Yazarlar

Arap kardeşlerimize “Kanal İstanbul” hediyesi!..
Ümit Zileli