Bütün gazeteler, televizyonlar, haberi şöyle verdi:

“CHP’li Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, partisinden istifa etti.”

Yanlış...

Bu arkadaş resmen CHP üyesi ama kalben hiçbir zaman CHP’li olamamış...

Kökeni, MHP...

Daha sonra İYİ Parti’nin kurucuları arasında yer almış...

Meral Akşener’e de oldukça yakın bir isim...

CHP’den Keçiören Belediye Başkanı seçilmesini ise tamamen Mansur Yavaş’a borçlu...

İki sene önce Keçiören için bu ismin kayıtsız şartsız arkasında duran Mansur Bey bugün çıkmış, kendisine ağır sözler söylüyor...

Geçiniz beyim, geçiniz!

Madem kefil oldunuz... O zaman bugün sadece eleştirmekle kalmayacaksınız; en azından Keçiörenliler’den, Ankaralılar’dan ve tüm CHP’lilerden özür dileyeceksiniz...

Bir daha da kimseye kefil olmayacaksınız!

★★★

Diyeceksiniz ki; “Adamın MHP kökenli bir İYİ Partili olmasına dikkat çekiyorsun ama 40 yıllık CHP’liler de partilerine ihanet etmedi mi? Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, CHP’nin öz be öz çocuğu değil miydi?”

Değildi...

O da aslen sağcıydı... Babası ve amcası önce Demokrat Parti’nin sonra da DYP’nin Aydın’daki il ve genel kurul delegesiydi...

Özlem Çerçioğlu da tıpkı bugün olduğu gibi “CHP’nin oy tabanının genişletilmesi projesi”nin bir ürünü olarak “sağ”dan devşirildi.

★★★

Dönelim Mesut Özarslan’a...

Özgür Özel’in kendisine hakaret ve küfür ettiğini söyleyerek suç duyurusunda bulundu.

Ama asıl büyük küfürü, hem de öz annesine bizzat kendisinin ettiğini gizledi.

Kendisine, “Partiden istifa edeceğin söyleniyor doğru mu?” diye soran genel başkana, “Ben o kadar o....u çocuğu muyum genel başkanım?” dediği ortaya çıktı.

★★★

Hangi partide olduğu fark etmez...

Şimdi bu arkadaş annesinin, babasının, kardeşlerinin yüzüne nasıl bakacak?

İnsan içine nasıl çıkacak?

Bu nasıl bir yüzsüzlük, pişkinlik, hainlik ve terbiyesizliktir?

Annesinin namusu üzerinden garanti verip sözünden dönen bir adamdan değil siyasetçi, mendil bile olmaz!

Sözüm bütün siyasetçilere:

Kendiniz ne halt yerseniz yiyin; pis işlerinize anneleri karıştırmayın!

Gölge teftiş ekibi!

Cumhurbaşkanı’nın yaklaşık iki yıl önceki “Silkeleyin” talimatından sonra CHP’li belediyelere, önce mali sonra da adli

operasyonlar başladı.

SGK borçları bahane edilerek mal varlıklarına ve gelirlerine el konuldu; çoğu hizmet veremez hale getirildi.

Yetmedi; onlarca başkan eften püften yolsuzluk iddialarıyla hapse atıldı.

Yasa dışı işlemleri tespit edilen bazı başkanlar hakkında da “tehdit sopası” devreye girdi:

Özgür Özel’in deyimiyle bu başkanlara “Ya AKP’ye katıl, Silivri’ye atıl” deniliyor.

Son olarak Keçiören

Belediye Başkanı da

partiden istifa etti.

★★★

Peki; ne yapılmalı?

Bana göre CHP Genel Merkezi, tamamı alanlarında uzman parti üyelerinden oluşmak üzere bir yapılanmaya gitmeli...

Gölge kabine benzeri bir “gölge denetim ordusu” kurulmalı.

Gerek MASAK, gerekse İçişleri Bakanlığı elemanlarından önce “iç denetim” sağlanmalı...

Şaibeli işlere imza attığı düşünülen belediyelerin yönetici ve başkanları da bizzat CHP yönetimi tarafından adalete teslim edilmeli...

Çürük elmalar partiden gönderilmeli; sağlamların arkasında ise hesaplarla, kitaplarla durulmalı.

Tercihli körlük!

Köklü Değişim isimli bir grup, Ankara’nın en işlek cadde ve meydanlarını, “Laikliğe karşı, şeriata bağlıyız”, “Yaşasın İslam, yaşasın şeriat” yazılı pankartlarla donattı.

Kim bu arkadaşlar?

Yargıtay tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Hizbut Tahrir’in Türkiye’deki uzantısı...

İşledikleri, anayasal bir suç...

Laikliği yıkmaya kalkmak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik... Ne ararsanız var!

Ancak ne hikmetse; ne zaman iki kişi yan yana gelip iktidarı protesto etse TOMA’larla, biber gazıyla olay yerinde biten Ankara polisi, onlarca pankart asılırken uykudaydı.

Daha sonra da MOBESE kayıtlarını inceleyip bu yobazları adalete teslim etmeyi akıllarına getirmediler.

★★★

Bu “tercihli körlük”ten dolayı başta İçişleri Bakanı olmak üzere Ankara Emniyeti’ni...

Kınıyorum!

GÜNÜN SORUSU

Meclis lokantasında stajyer kızlara cinsel taciz ve istismarda bulundukları öne sürülen dört sanık “adli kontrol şartı”yla serbest kaldı. Ancak sanıklar 16 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle yargılanmaya tutuksuz olarak devam edecek... Sorum ortaya:

CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk davalarında yargılanan ve en fazla üç-beş yıl hapse çarptırılacak sanıkların tahliye edilmemesinin nedeni, adam öldürmemek ve tecavüz suçu işlememek mi?