Ahmet TAKAN
9 Ekim 2020

Anında satarlar!..


Günlerdir, en son GATA’da başhekim yardımcısı olan Menzil müridi bir sapkının hezeyanını tartışıyoruz… Ne hikmetse gerçek noktaya bir türlü odaklanamıyoruz. Sağa sola yalpalıyoruz. Hain FETÖ yapılanmasının 15 Temmuz’da ülkeyi ne hale getirdiğini ya çok çabuk unuttuk ya da hatırlamak istemiyoruz. Veya gerçekleri görmek işimize gelmiyor. Cemaatlerin, tarikatların devlet idaresinde ne işi var?.. Devleti yönetmek bunların işi mi?.. Asıl odaklanması gereken ve üzerinde kafa patlatılması ve hatta kökten temizlik yapılması gereken sorun bu değil mi?.. Muhalefeti anladık!.. Onlar da belki “Komşuda pişer bize de bir gün düşer” anlayışı içinde bunlardan günü geldiğinde siyaset rantı devşirme beklentisi içindeler. Laiklik anılarda kaldı. Kurulduğu gün itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti ve tüm değerlerinin savunucusu ve koruyucusu olan Diyanet İşleri Başkanlığı şimdi onun düşmanı ve en büyük yıkıcı unsuru oldu. Meydan kime kaldı?..

Hain darbe girişimin yaşandığı sıcak günlerde yazılarımda sık sık vurgu yapardım; bu kafayla gidersek bunlar gider yerlerini başkaları doldurur diye… Haksız çıkmak isterdim ama olmadı. Pekii… Bizim gibi günlük yaşayan vatandaşa ne demeli?.. SÖZCÜ’den Saygı Öztürk, belgeleriyle Ali Edizer sapkının Sağlık Bakanlığı içinde nasıl yükseldiğini, nasıl bakan özel kalem müdürü olduğunu ve daha fazlası; Menzilcilerin nasıl Sağlık Bakanlığı içinde cirit attığını herkesin gözüne içine soka soka yazdı. Sonra?.. SÖZCÜ’ye konuşan Sağlık eski Bakanı Recep Akdağ, Ali Edizer için  “Bu arkadaş anormal” dedi. Gelde inan şimdi!.. Başka ne demiş Recep Akdağ?

“Bana 8 ay süreyle Özel Kalem Müdürlüğü yaptı. Uyum sağlayamayınca ayırdım. Söyledikleri tasvip edilecek şeyler değil, bu arkadaş anormal. Benimle 2012’de çalıştı ve çalışmasını verimli bulmadım, tüm irtibatım bu kadar. Bana, ‘Recep abi’ diyebilecek biri değil. İdari ya da adli soruşturmayı gerektirecek bir şey varsa bunun gereğini de yerine getirirler. Benim şahsımla ilişkilendirilmesi yanlış olur. Genel sekreterlikte çalışmışsa o genel sekreterin takdiridir. Genel müdürlükte genel müdür yardımcılığında çalışmışsa o genel müdürün takdiridir.”

Buna ne denir, biliyor musunuz?… Siz, belki korku imparatorluğunda ödünüz patladığı için yanıtlayamazsınız!.. Ben bir delilik daha edeyim;

Aleni satış!..

Hem de milleti enayi yerine koyarak, aklı ile alay ederek…

Cemaatlerin nasıl bir hiyerarşi içinde, nerelerden icazet alarak, nerelere, hangi yüksek makam ve mevkilere nasıl yükseldiklerini bilmiyor muyuz sanıyorlar!.. Hangi merciden onay almadan bir müridin Bakan özel kalem müdürü olamayacağını bilmeyecek kadar saf mıyız?.. Ve nasıl, nerelere hizmet etmelerini sağlamak için ne şekilde kaydırmacalar yapıldığını…

Eski Bakan Recep Akdağ öyle bir satış yapmış ki, bu sadece Ali Edizer ile sınırlı kalmamış, tüm silsile içindeki müritlerin de canına okumuş. Ne uğruna?.. Şeyhin ve yakın çevresindeki isimlerin çıkarlarına zarar gelmemesi uğruna. Devleti ele geçirme, onu sömürme ve dahası için yaptıkları planların sekteye uğramaması uğruna…

Gelelim, günlük yaşayan vatandaşımızın artık kafalarına dank etmesi gereken duruma;

Allah yolunda gittiklerine sanırsınız ama canınız yanmadan içine düştüğünüz bataklığın farkına varmazsınız. Her türlü dolap ve numarayı çevirmekten asla çekinmezler hem de aldatarak. Her türlü yokluğunuzdan, yoksulluğunuzdan, zaafınızdan faydalanırlar, önce kullanırlar işlerine gelmediği zaman da fırlatır atarlar. Hain emellerine ulaşabilmek içinde her türlü fırıldağı çevirirler. Kimi zaman salya sümük ağlarlar, kimi zaman Allah’ın adını kullanarak pembe hayaller üretirler, vaat ederler vaat ederler… Ancak o vaatlerin hepsi kendi çıkarları içindir. Garipler ise maklubeye kaşık sallamaktan öte geçemezler!..

Allah ile aldatırlar!.. 15 Temmuz’da tescillenmedi mi?..

Allah ile aldatırlar!.. Sonra da satarlar!.. 15 Temmuz’da tescillenmedi mi?..

Aldatılanlardan bir olan Tayyip Erdoğan (!) dememiş miydi; “Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı hiyanet…” diye…

İğneyi batırmak istediğim yer; tabandakiler… O saf ve temiz insanlar…

Elektrik faturasını Bank Asya’ya yatırdığı için mapuslarda çürüyenler… KHK’larla işlerinden atılıp aklandıktan sonra açlığa mahkum edilip bir türü görevlerine iade edilmeyenler… Sahip çıkabiliyor mu FETÖ bu garip insanlara?.. Ağa babalarının bir çoğu yurt dışında zevkü sefa içinde yaşıyor. Hâlâ Türkiye’nin başına yeni çoraplar örmek için dış güçlerin oyuncağı olarak hain planlar yapıyorlar. “Tabanı ibadet” olan gariplere sahip çıkıyorlar mı?.. Sahip çıkan var mı?.. “Onlar kodeste bizim için dua etsin”… Öyle mi?..

Çok acı ibretlik bir fotoğraftır;

“Torinolu Şaban” lakaplı ünlü FETÖ’cü ve de topçu Hakan Şükür’ün başına gelenlerden de mi ders alınmıyor?..

Yakın zamanda medyaya düşen video görüntüleri ve haberleri görmediniz mi?..

“Torinolu Şaban” ağlıyor,  FETÖ dolandırmış, “Bütün birikimimizi kaybettik” diye…

Demek ki, sadece tabandakiler satılmıyor… Ara sıra piyango “orta”ya da vurabiliyor!..

Ya “tavan”ı?.. Bir kez daha haykırayım; BO-ŞA-NA-MI-YOR-LAR!..

Bakın işte… Sadece Sağlık Bakanlığı mı?.. Menzil’in ünlü siyasetçilerinden Taner Yıldız’ın bir dönem koltuğuna oturduğu Enerji Bakanlığı’na gidin. Tüm Ankara biliyor, her kritik kademede Menzilciler görevlerine devam ediyor. (Başka Bakanlıklarda olup bitenleri de saymak isterdim. Yine elektrik kesintisinin azizliğine uğradım. Yazı uçtu. Vaktinde yazıyı yetiştirmek için ayrıntılara girmiyorum) Ha bir gün oralardan biri de bir meczupluk yaparsa Taner Yıldız da çıkar “Bu adam anormal” der geçer… Hiç şüpheniz olmasın. Yeter ki, şeyh, cemaat, tarikat zarar görmesin. Vee mevzi kaybetmesin!..

Canım ülkemde tarikat ve cemaatlerin gerçek fotoğrafı budur işte!..

Eh boşa da dememişler; “Şeyh uçmaz mürit uçurur” diye…

Müritler, şeyhi uçurur… Şeyh vatandaşların tepesinde savaş uçaklarını…

Ne zaman aklımız başımıza gelecek? O da bilinmez!..

-Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Anında satarlar!..
Ahmet TAKAN