Can Ataklı
23 Eylül 2020

Amerika’da tuhaf şeyler oluyor


ANALİZ

Amerika’da tuhaf şeyler oluyor

Yandaş tetikçi medyanın dünkü internet sayfalarındaki bir haberi çok gülerek okudum.

Amerika Dışişleri Bakanlığı, Doğu Akdeniz konusunda bir açıklama yayınlamış.

Bakanlık açıklamasında “Yunanistan’ın belge olarak gösterdiği Seville haritasının hukuki değeri pek yok, kıta sahanlığı konusunun denize kıyısı olan ülkeler arasında çözülmesinden yanayız” diyor.

İşte buna çok sevinmiş yandaş tetikçiler.

“Amerika tavrını belirledi” diyorlar.

Yani Amerika, Doğu Akdeniz konusunda Türkiye’nin yanında yer almış.

Buna seviniyorlar.

Kısacası yandaş tetikçiler “dış güçler, şer odakları, şeytan Amerika” gibi sloganları bir anda unuttular ve her zaman olduğu gibi yine Amerikanın ipine sarıldılar.

İktidar tarafı bu tür haberlere sevinirken aslında Amerika’dan çok beter kokular geliyor.

Örneğin Amerika MASAK’ı diyebileceğimiz Mali Suçlar Araştırma Ağı kayıtlarında sızma yaşandı.

Buna göre dünya çapında 2 trilyon dolarlık  kara para trafiği oluşmuş, bunları yapan bazı çok büyük bankalarla ilgili soruşturmalar yapılıyormuş.

Bunun Türkiye’yi ilgilendiren bölümünde Reza Zarrab var.

Zarrab’ın Dubai, İngiliz ve Alman bankaları aracılığı ile çok büyük miktarlarda para transferi yaptığı kaydediliyor.

Eş zamanlı olarak Zarrab’ın kuryesi olarak tanımlanan bir kişi itirafçı oluyor ve kamu alanında dağıtılan rüşvetleri anlatıyor.

Bu kişinin söylediğine göre Zarrab, tam 800 milyon dolar rüşvet dağıtmış.

Hemen bunun arkasından bir şok edici haber daha geldi.

Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brian’dan Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşme kayıtlarını talep etti.

Komitenin kıdemli üyesi Demokrat Parti New Jersey Senatörü Bob Menandez, O’Brien’e gönderdiği mektupta, ‘Trump-Erdoğan yakın ilişkisinin ABD’nin ulusal güvenliğini nasıl etkilediğine’ ilişkin bazı kayıt ve belgeleri Kongre’ye vermesini talep etti.

Amerikalı senatörün “ulusal güvenlikten” kastettiği Erdoğan’ın Rusya’dan S-400’leri almış olması.

Senatör Menendez, Trump’ın Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almasının ardından CAATSA kapsamında yaptırım uygulanmasında isteksiz olduğunu, Erdoğan üzerindeki etkisinin Ayasofya’nın camiye çevrilmesi gibi adımları önlemeye yetmediğini ve Ermeni Soykırımı’nın tanınmasına ilişkin tasarıya Beyaz Saray’dan güçlü bir itiraz geldiğini belirtiyor ve “Bu örneklerin her birinde Başkan Trump’ın sergilediği duruşta ya da sessiz kalmasında, ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarının teşvik edilmesi yerine, Erdoğan’la ilişkisinin veya Başkanın Türkiye’deki şahsi çıkarlarının etkili olduğu görülüyor” diyor.

Biraz daha geriye gidelim.

ABD’li ünlü gazeteci Bob Woodward bir süre önce yazdığı ‘Rage-Öfke’ adlı kitabında Trump’la yapılan röportajların ses kayıtlarına da yer vermiş, ‘Başkan Trump’ın ‘Herkesin ne kadar korkunç bir adam dediği Erdoğan’la iyi anlaştığına’ ilişkin sözlerini yayınlamıştı. Gazeteci Carl Bernstein de CNN’de ‘Trump-Erdoğan yakınlığını sorgulayan’ bir makale yayınlamıştı.

Hepsine birden bakınca Amerika’da tuhaf gelişmeler olduğu yönünde bir duygu oluşuyor insanın içinde.

Bunu nasıl yorumlamak gerek acaba?

Sanki Amerika yine Türkiye’den bir şeyler istiyor ve bunu sağlamak için bir şeyler ima mı ediyor nedir?

FIKRA GİBİ

Çok enteresan, talep artınca EBA tıkanmış

Korona nedeniyle yapılan uzaktan eğitim önceki gün “tam kapasite” olarak başlayınca EBA yani Eğitim Bilgi Ağı çöktü.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın onca zaman içinde bu sorunu hiç düşünmediği ve gerekli önlemleri almadığı da ortaya çıktı.

Ancak ne gariptir ki Milli Eğitim Bakanı sanki bu sorun kendilerinden kaynaklanmıyormuş gibi “Bu bizim için iyi oldu” dedi.

Sorunu sanki anında çözmüş gibi konuşan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk “Yüz yüze eğitimle birlikte talepte sıçrama oldu. Sorunun çözülmesi için çalışma devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Ne kadar da enteresan.

Eğitim başlayınca talepte sıçrama oluşmuş.

Ne olacaktı peki?

Bakan “Dünyanın en büyük sitelerinde duraksamalar oluyor. Şu anda arkadaşlar çalışmanın içerisindeler. Bu altyapı giderek güçlenecek, her türlü tedbiri alıyoruz” demiş.

Gerçekten fıkra gibi bir olay.

Milyonlarca öğrenci uzaktan eğitime başlayacak.

Siz bunu “talepte sıçrama oldu” diye açıklıyorsunuz.

İnşallah bakanın söylediği gibi Bu iyi olmuştur” ve gerekli önlemler alınır.

ŞAŞIRDIM

Öğretmenin önlüğünde Osmanlı arması neden var?

Korona nedeniyle yapılan uzaktan eğitimde bir  öğretmenin giydiği önlük çok dikkat çekici geldi bana.

7’nci sınıf sosyal bilgiler dersi anlatan öğretmen üzerine beyaz bir önlük giymiş.

Önlüğün üst cebinde bir Türk bayrağı görülüyor.

Ancak önlüğün eteğinde Osmanlı İmparatorluğunun arması var.

Neden acaba?

Bir öğretmen ders anlatırken giydiği önlüğe neden Osmanlı arması işletir?

Bunun ders anlatırken sürekli görünmesinden nasıl bir fayda bekler?

Acaba öğretmenler
ders videolarını doldururken Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelen yönergelere göre mi hareket ediyor yoksa kendi canları nasıl istiyorsa öyle mi davranıyor?

AÇIKLAMA

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden büfelerle ilgili açıklama geldi

Gazete, dergi ve sigara satan büfelere yapılan son zamların biraz fazla olduğunu anlatan yazılarım üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın danışmanlığından bir açıklama geldi.

Açıklamayı sizlerle de paylaşmak istedim.

Şöyle demişler:

Bugünkü köşenizde ‘Büfelere bu kadar fahiş zam ayıptır’ başlığıyla yayınlanan yazınıza ilişkin aşağıdaki hususları paylaşmak isteriz.
İBB Meclisi, büfelerin işletmesini Kültür A.Ş.’ye verdiği için, büfelerle yapılan kira sözleşmelerinin yenilenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla 2015 yılından bu yana sabit kalan kira bedelleri yeniden ele alınarak, büfelerin konumu, özellikleri ve günümüz fiyatları üzerinden düzenlemeye gidilmiştir.
Sayın Ataklı,

İstanbul’un en değerli bölgelerinden; Mecidiyeköy, Kadıköy, Beyoğlu, Fatih, Bostancı gibi yerlerde, bin 165 ila 2 bin 100 lira arasında değişen oldukça düşük bu kiralar, günün gereklerine göre ele alınmıştır. Bu sayede, kamu mağduriyeti de önlenmiştir.

Ayrıca belirtmek isteriz ki; İBB, pandemi süresince işletmecilere borçlarını ödemede önemli kolaylıklar getirmiştir. İzolasyon sürecinin yaşandığı Mart, Nisan ve Mayıs aylarındaki borcun yüzde 75’inden fedakarlık edilmiştir. Normalleşme sürecinin başlamasıyla işletmelerden, kira borçlarının sadece yüzde 75’ini ödemeleri talep edilmiştir. Bununla birlikte, pandemi veya mücbir sebeplerden dolayı kapalı kalınan her gün için kira bedeli alınmaması kararlaştırılmıştır.

Öte yandan İBB, kent genelindeki gazete ve ürün satış büfelerinin yenilenmesi kararlaştırılmıştır. İstanbul’a yakışacak bu yeni büfelerin 70 ila 100 bin lira arasındaki maliyeti de işletmecilerin üzerine yüklenmeyecektir. İlk etapta işletmeciler, 12 eşit taksitte yenileme bedellerini Kültür A.Ş.’ye ödeyecek, daha sonra bu bedel, kiradan düşmek suretiyle geri ödenecektir.
Sayın Ataklı,

İlginize teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı

Yazarlar

Amerika’da tuhaf şeyler oluyor
Can Ataklı