Barış Yarkadaş
27 Temmuz 2022

AKP’nin üstünü örtmeye çalıştığı gerçek…


AKP sözcüleri son günlerde yine o bildik söyleme sarılarak, “fırsatçılar, karaborsacılar” demeye başladı. AKP sözcülerine göre, ‘yüksek fiyatların sorumlusu’ kendileri değil… Onlara göre domatesin, biberin, patlıcanın fiyatının bir türlü düşmemesinin sorumlusu kabzımallar, komisyoncular ve marketler…

Peki bu söylem ne kadar gerçek?

Bu sorunun cevabını alabilmek için, size aylar önce yine bu köşede kendisinden bahsettiğim 30 yıllık dostum Kurtuluş Özaydın’ı aradım.

Kurtuluş Özaydın

Özaydın, İstanbul – Bostancı Sebze Meyve Hali’nde faaliyet gösteren 12 No’lu dükkanın sahibi. Kendisi aynı zamanda CHP Ataşehir Belediye Meclis Üyesi…

Yaklaşık 30 yıldır sebze – meyve işiyle uğraşan Özaydın’a “Kabzımallar, marketler, esnaflar ve pazarcılar fahiş fiyatla mal mı satıyor? İçinizde fırsatçılar mı var? Domatesin, biberin fiyatı bu yüzden mi düşmüyor? Bana domatesin tarladan çıkıp pazar tezgahına geliş sürecini anlatır mısın?” diye sordum.

Tohum, gübre ve ilaç fiyatları el yakıyor

Kurtuluş Özaydın, önündeki güncel tabloya bakarak bir kilo domatesin tarladan pazara geliş sürecini tek tek anlattı. Şimdi Özaydın’a kulak verelim:

“Ben size günde 4 ton domates çıkan ve 4 kişinin çalıştığı bir ortalama bir tarlayı anlatayım. Tarlamız Antalya’nın Söğüt ya da Elmalı Yaylası’nda olsun. 4 kişinin çalıştığı bir tarlada bir traktör günde ortalama 7 saat çalışır. Çapalama, ilaçlama yapılır. Traktör, günde 1400 TL’lik mazot yakar. Bu da ayda ortalama 45 bin TL demektir. Bunu bir kenara koyun şimdi…

Bir işçinin aylak ortalama maliyeti 10 bin TL’dir. 4 kişi 40 bin TL para alır. Tarlanın sahibi ayda 3 bin TL su parası verir. Sulama yapabilmesi için elektrik kullanmak zorundadır. Keza aynı köylü, dövize endeksli gübre ve ilacı da almak zorundadır. Bunların fiyatları el yakıyor. Köylü yanına bile yanaşamıyor. Tarlamızın sahibi köylümüz, ayda 10 bin TL ilaca, ortalama 5 bin TL de gübreye para verir. Dolar – euro yükselince bunların fiyatı da artar. Dolayısıyla bu da maliyete yansır.”

GÜNDE 5 BİN TL MALİYET VAR

Kurtuluş Özaydın sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Köylümüz, ertesi gün 4 ton domates çıkardığında 5 bin TL maliyeti olmuştur. Günde 4 ton domates üreten bir köylünün aylık maliyeti 150 bin TL’dir. Biz bu tarlada Sırık Domates çıktığını varsayalım. 1 kilo domatesin maliyeti, köylünün küçücük karını da içine katarsak, 8 ile 10 TL arasındadır. Köylü, bu malı kabzımala en fazla 11 ya da 12 TL’ye satabilir. Bu paraya ambalaj fiyatı da dahildir. Ki; ambalaj malzemeleri de dövize endesklidir.”

Domatesin pahalı yolculuğu…

Kurtuluş Özaydın, domatesin tarladan paketlenip İstanbul’a geliş sürecini anlatırken, artan maliyetlerin tüketiciye nasıl yansıdığını ise şöyle aktarıyor:

“Yaklaşık 14 ton yükle Antalya’dan yola çıkıp İstanbul’a gelen bir nakliye aracının maliyeti, boş kasaları geriye götürmesini de hesaba katarsak ortalama 14 bin TL’dir. Bir şoför, günde ortalama 500 TL yevmiye alır. Kamyonun gidiş gelişi en az üç gün sürer. Bu sırada şoförün günlük maliyetine 500 TL daha biner. Yeme, içme, sigara vs için… Aynı kamyon 830 TL otoban ücreti öder.

MALİYET DAHA DA ARTIYOR

Bu kamyon İstanbul Bostancı Hali’ne gelip dükkanın önüne yanaştığında, domatesin kilosuna 1.5 maliyet binmiştir. Antalya’dan 12 TL’ye alınan bir kilo domates, İstanbul’daki Hal’e gelene kadar 13.5 TL olur.”

Özaydın, kamyonun Bostancı Hali’ndeki dükkanın önüne yanaşmasıyla birlikte, kilo başına yeni maliyetlerin bindiğini söylüyor. Özaydın bunları, vergi, rüsum, KDV, stopaj, personel maliyeti, kurumlar vergisi, dükkan kirası ve işgaliye olarak özetliyor. Bunların toplamının da kilo başına ortalama 1.25 TL olduğunu belirtiyor.

Dikkat edin, kendi karını henüz hesaba katmadan yapılan bu maliyet hesabı sonucu, domates Hal’deki tezgaha çıkana kadar 14.5 TL’ye mal oluyor.

KABZIMALLAR DA ŞİKAYETÇİ

Özaydın, şu sıralar hiçbir kabzımalın para kazanmadığını belirterek, “Ben bugün domatesi 14.5 – 15 TL arasında sattım. Ve hiç para kazanmadım. Şu an birçok arkadaşımız aynı durumda. Gelecek aylarda işler düzelir umuduyla devam ediyoruz” diyor.

Markete gelene kadar…

Kendisinden sırık domatesi alarak pazarda veya markette satan küçük esnafın da aynı durumda olduğunu belirten Özaydın, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Üsküdar’daki bir market sahibi benden 14.5 TL’ye aldığı domatesi dükkanına götürmek için aracına yüklediği an, nakliye maliyeti biner. Buna dükkan kirası, personel gideri, elektrik su masrafı ve vergileri de ekleyin. Kilo başına 3 TL maliyet biner. Domates o dükkana girdiği an zaten 18 TL’ye mal olur. Dükkan sahibi bunu 20 TL’ye satsa bile zor para kazanır. O zaman şimdi de ben sorayım: Fahiş fiyat nerede? Fırsatçı nerede?

SORUMLU AKP’DİR!

Kurtuluş Özaydın’ın anlattıkları aslında AKP yüzünden katlanarak artan “üretim maliyetleri’’nin hangi sonuçlara yol açtığını gösteriyor. Dövizi iki katına çıkaran ve bu yüzden maliyetlerin katlanmasına yol açan AKP kendi sorumluluğunun üstünü örtmek için esnaf ile kabzımalı, tüketici ile bakkalı karşı karşıya getiriyor.

Oysa ki; yukarıda özetlediğimiz gerçekler, alım gücümüzün düşmesinin ve pahalılığın birinci dereceden sorumlusunun AKP politikaları olduğunu açık ve net bir biçimde gösteriyor.

Yazarlar

AKP’nin üstünü örtmeye çalıştığı gerçek…
Barış Yarkadaş