Gece yarısı televizyonun karşısında uyukluyordum ki bir son dakika haberiyle uyandım. Haber, “Resmi Gazete”de yayınlanan cumhurbaşkanı kararnamesiyle ilgiliydi:
“Görevden affını isteyen ve af talebi kabul edilen Yılmaz Tunç’tan boşalan Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek, Ali Yerlikaya’dan boşalan İçişleri Bakanlığı’na Mustafa Çiftçi atanmıştır...”
★★★
“Görevden affını isteyen ve af talebi kabul edilen” sözlerini işitince uyku sersemliğiyle ağzımdan çıkan ilk cümle, “Ne suç işlemişler ki?” oldu.
Sonra hatırladım ki Erdoğan, “istifa” sözcüğünü kabul etmiyor.
Bunun yerine istifasını istediği kişiye önce “af” diletiyor; sonra da “affediyor...”
Yani, tamamen “tek yanlı bir müessese” olan istifayı bile yönettiği ülkenin bürokrasisinden alıyor; “kendi yüce gönüllülüğüne” bağlıyor.
“Siz istifa edemezsiniz; olsa olsa sizi görevden affetmem için benden ricada bulunursunuz, ben de sizi affederim ya da affetmem” diyor!
★★★
Böyle olunca da akla başka sorular geliyor:
“Bakanlık, Merkez Bankası Başkanlığı, genel müdürlük, rektörlük gibi görevler suç işleme makamları mı ki bu görevlerden ayrılmak isteyenler, af talep ediyor?”
Ve bir soru daha:
“Acaba bu iki bakan gerçekten görevden aflarını istedi mi; yoksa istemek zorunda mı bırakıldı? Yani görevi bırakma kararları kendilerine mi ait? Yoksa onların adına bu kararı da en tepedeki kişi mi verdi?”
★★★
Bu atamalar yargı bağımsızlığını ve iç güvenliğimizi nasıl etkiler, iktidarın muhalefete yönelik sertlik politikasının dozu daha da artar mı; ben bunları bilmem!
Ekranlarda ahkam kesenlere de aldırmayın; kimse de bilemez...
Bu soruların yanıtını verecek tek kişi var, o da konuşmaz!
O yüzden benim derdim “af” meselesi!
Türkiye ne zaman normalleşecek biliyor musunuz; bu “tek adam” sultası ne zaman bitecek?
Devlet adamları hür iradeleriyle babalar gibi “istifa” etmeye başladıklarında...
İşte; o zaman...
Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu cumhuriyeti yeniden ilan edebileceğiz!
1.092.168 kişi!
Çiçeği burnunda Adalet Bakanı Akın Gürlek, görevi devraldığı törende yaptığı konuşmada, “Adalet sistemi 85 milyon vatandaşımızın ortak güvencesidir” dedi.
Oysa TÜİK daha iki gün önce açıkladı:
Türkiye’nin nüfusu resmi rakamlara göre 86 milyon 92 bin 168 kişi...
Koskoca Adalet Bakanı’nın Türkiye’nin nüfusunu bilmemesi söz konusu bile olamayacağına göre... O zaman bu sözler, 1 milyon 92 bin 168 kişinin, “adalet sisteminin ortak güvencesi”nde olmadığı anlamına geliyor.
Kendisine sormak istiyorum:
Kim bunlar?
İktidara muhalif kesimin başını çeken siyasetçiler, belediye başkanları, gazeteciler, sanatçılar, akademisyenler, hukukçular, laik cumhuriyet savunucuları mı?
Sizde vardır; tam listeyi bize de verseniz de...
Bu insanlar en azından temiz çamaşır, yeşil soğan stoğuna başlasa...
17 basamak birden!
Uluslararası Şeffaflık Örgütü, 2025 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’ni açıklamış... Türkiye bir önceki yıla göre 17 basamak birden gerileyerek 182 ülke arasında 107’ncilikten 124’üncülüğe gerilemiş!
Endeksin kuralı şu:
Puanınız 100 ise bu, ülkenizde yolsuzluğun sıfırlandığını...
Sıfırsa ülkenizde yolsuzluktan geçilmediğini gösteriyor.
Gelelim Türkiye’nin puanına: 31!
Diyeceksiniz ki; yolsuzluk artınca ne oluyor?
Rüşvet patlıyor, kara para çığrından çıkıyor, gelir dağılımında adalet falan kalmıyor, yabancı sermaye kaçıyor, üretim azalıyor, işsizlik artıyor, ülkenin doğal, tarihi ve turistik zenginlikleri yağmalanıyor...
Ve en önemlisi dünyadaki itibarınız tükeniyor!
Önemli mi?
Değil tabii...
Yeter ki AKP iktidarda kalsın!
Barım’a 12.5 yıl...
Menajer Ayşe Barım, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırma teşebbüsüne yardım suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Ne yapmış?
İddialara göre temsilcisi olduğu sanatçıları Gezi Direnişi’ne katılmaya zorlamış...
Şimdi, ülkemizdeki tüm hukukçulara soruyorum:
Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak isteyenler, başkenti “Kahrolsun Laiklik” diye afişlerle donatanlar elini kolunu sallayarak dolaşırken, Ayşe Barım hakkında verilen karar vicdanlarınızı sızlatmadı mı?
GÜNÜN SORUSU
Sorum CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i “meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamak”la suçlayan partili Cumhurbaşkanı’na:
Dini bütün bir Müslüman olarak siz o jargonu nereden biliyorsunuz?