Can Ataklı
30 Haziran 2021

Abicim adın neydi senin?


KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Abicim adın neydi senin?

Yerde yatan adam gazeteci…

LGBTİ’nin “Onur Haftası” kapsamında Taksim’de yapmak istedikleri gösterinin polis tarafından engellenmesini yerinde izliyor.

Ancak polis çılgın gibi.

Başlarındaki müdür, “Ağzından laf çıkanı alın” diye talimat vermiş.

Gazeteci olup olmaması önemli değil artık polis için.

Yatırmışlar yere, polisin biri gırtlağına basmış dizini, diğeri de arkadan kelepçe takıyor.

Büyük bir nefretle.

Kinle.

Düşmanlıkla.

Neden bu kadar öfkeli polis?

Başlarındaki müdürler neden çok telaşlı?

Sonra bir bakıyoruz, aynı polis bu kez bir parti binasını basan ve etrafa ateş açarak bir kişiyi öldüren saldırganı da olay yerinde suçüstü halinde iken yakalıyor.

Ama ne yere yatırma var ne itip kakma ne de ters kelepçe.

Tam tersine sarılmış polisin biri katile, bir eliyle de başını korumaya çalışıyor.

O polis, katile; “Adın neydi abicim senin?” diye sormuştu.

Gazeteciyi ve tabii pek çok LGBTİ’liyi yerlerde sürükleyerek, tekmelerle vurarak, ters kelepçe takarak gözaltına alan polislerle ilgili belki bir soruşturma açılır.

Çünkü görüntüler ister istemez medyaya yansıdı.

Sosyal medya üzerinden de milyonlar izledi bu rezil görüntüleri.

Şimdi polisler savunmalarında “Tartaklamadık kimseyi, sadece ‘adın ne abicim?’ diye sorduk. Gürültüden isimler anlaşılmayınca biraz daha yakından sormayı denedik” derler mi?

Derlerse şaşırır mıyız?

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Beyaz Saray böyle olunca dünya yıkılmadı

Bütün ülkelerde LGBTİ Onur Haftası kutlanıyor şu sıralarda.

Türkiye’de de kutlanabiliyordu.

Ancak iktidar dinci anlayışta giderek sertleştikçe kutlamalara da sınırlar getirilmeye başlandı.

Son üç yıldır hep olaylı geçiyor Onur Yürüyüşleri.

İşin kötüsü, yıllardır ilkokullardan itibaren kullanılan gökkuşağı görüntüsü de neredeyse yasaklı hale geldi.

Herhangi bir yerde gökkuşağını andıran renklerden oluşan bir obje mi var, iktidarın şerrinden korkanlar bunu hemen yok ediyorlar.

Ama örneğin Amerika’da, Başkan Onur Haftası’na saygı gösterdiğini dile getirmek için Beyaz Saray’ı bir geceliğine gökkuşağı renkleri ile ışıklandırıyor.

Dünyanın sonu da gelmiyor.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Bakalım “FETÖ’cü diye üzerine çökülenlerle ilgili bir inceleme yapılacak mı?

Sedat Peker henüz video çekemiyor ama tweetleriyle ortalığı darmadağın ediyor.

Korkmaz Karaca isimli Cumhurbaşkanlığı elemanının ipliğini pazara çıkardı önce.

Bu kişinin Soylu ile ilişkisini göz önüne serdi.

Ardından “FETÖ’cü suçlaması yapılan iş insanlarından nasıl devasa rüşvetler alındığını, bazılarının ise mallarının üzerine çöküldüğünü” anlatıyor.

Peker bunları isim isim veriyor.

Paramount Otel’in sahibinin nasıl ilişkiler içinde olduğunu açık ediyor.

Sırf “kafa koparmak için” kimi hakim ve savcılara milyon dolarlık rüşvetler dağıtıldığını ileri sürüyor.

Aslına bakarsanız Peker, videolarını yayınlamaya başladığı 2 Mayıs’tan bu yana inanılmaz ifşaatlarda bulunuyor.

Şu ana kadar sadece iki gazetecinin durumu biraz sarsıldı.

Biri şimdilik mesleğinden olmuş gibi görünüyor.

Diğeri ise ilk iki haftanın şokunu atlattıktan sonra kaldığı yerden devam ediyor.

İddialarda adı geçen bakanlar, kamu görevlileri, iş insanları hakkında tek bir işlem bile olmadığı gibi hepsi de son derece pişkin biçimde sanki hiçbir şey yokmuş gibi dalgalarını geçiyorlar.

Muhtemelen bu son iddialar karşısında da kimsenin kılı kıpırdamayacak.

İyi de nereye kadar?

Türkiye’nin kanalizasyonu patladı.

Öyle ya da böyle bu lağım suları birilerini önüne katıp sürükleyecektir.

NOSTALJİ

Lahmacun İstanbul’a böyle gelmişti

Bugün artık sosyete lokantalarının da değişmez yemeği olan lahmacun ile 1960’lı yılların başında tanışmıştı İstanbul.

O zamanlar lahmacun satan kebapçılar yoktu.

Oval bir kap içinde seyyar satıcıların sattığı bir yiyecekti lahmacun.

Lahmacun kabının iki tarafa açılan kapakları vardı.

Bir tarafta lahmacun, diğer tarafta da içine konacak domates ve yeşillikler bulunurdu.

Satıcı lahmacunu alır, sonra diğer kapağı kaldırıp yeşillikleri alır, ardından masa gibi kullandığı kabın üzerinde hazırlardı içi doldurulmuş ve dürülmüş lahmacunu.

Çıtır lahmacun hiç yoktu, yumuşacıktı hep.

Şimdi sosyetik mekanlarda 250 liraya lahmacun satıldığını görünce çocuk yaşlarda 50 kuruşa aldığımız lahmacunlar geliverdi aklıma işte.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Kanal İstanbul için kazma vurmadan önce kime sordular acaba?

Erdoğan “çılgın projem” diye sunduğu Kanal İstanbul’un güya temelini attı hafta sonunda.

Aslında Kuzey Otoyolu kapsamında zaten yapılacak bir köprünün temel atma törenine “Böylelikle Kanal İstanbul için de ilk kazmayı vurmuş oluyoruz” dedi.

AKP’ye oy verenler dışında Kanal İstanbul’un yapılmasını isteyen pek yok.

AKP’liler de kanalın ne işe yarayacağını bilmiyorlar aslında ama proje Erdoğan’ın olunca her zamanki gibi alkışlıyorlar.

Bana göre tıpkı S-400’lerde olduğu gibi bu proje de gerçekleşmeyecek.

Çünkü akla mantığa olduğu gibi bilime de çok aykırı.

Erdoğan ise bunların hiçbirini dinlemiyor bile.

Kazma vurma töreninde yaptığı konuşmada, “Çıkmışlar kendilerine bir şey sorulmadığını söylüyorlar. Onlara mı soracaktık? Biz kime soracağımı biliyoruz, onlara da sorduk” dedi.

Ama kime sorduklarını söylemedi.

Sadece her zaman olduğu gibi kendilerinden olmayanlara sormayacaklarını tekrarladı.

Çok merak ediyorum, bu olmayacak proje için akıl danışılanlar kimler?

Hangi bilim insanları, “Çok güzel, çok doğru bir proje, elinize sağlık” dedi acaba?

Ortaya çıksalar da biz de tanısak bu büyük bilim insanlarını.

 

Yazarlar

Abicim adın neydi senin?
Can Ataklı