“Nedir bu sayı?” diyorsanız...
“Ölü çocuk”ların sayısı!
Daha doğrusu, 2013 yılından bu yana iş cinayetlerine kurban giden 17 yaşından küçük çocuk işçilerin sayısı...
Bölün 13 yıla:
Yılda 65 çocuk...
Bunu da bölün 12 aya:
Her ay 5 ya da 6 çocuk...
Bölmeye devam edelim:
Ayın iki haftasında 1, diğer iki haftasında ise 2 çocuk...
Şu anda içinde bulunduğumuz Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı haftasında bile en az 1 ya da 2 “ölü çocuk...”
★★★
Bu sayıları İş Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Merkezi açıkladı...
Özellikle AKP’nin
“işverenler için harika” projesi Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamalarından sonra ölümler daha da arttı...
Sadece ölümler mi?
Ölen çocukların en az 5-6 katı kadar çocuk da ağır şekilde yaralandı ya da sakat kaldı.
Kiminin gözüne demir çapağı kaçtı kör oldu, kiminin parmağı koptu, kimi yüksekten düştü.
★★★
Peki; İSİG’in tek tek isim tutarak hazırladığı bu cinayetler hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ne düşünüyor?
Onlara göre yıllık çocuk işçi ölümlerinin sayısı öyle 65 falan değil; en fazla 13-14 civarında...
Gördüğünüz gibi burada bile gerçekleri saptırıyor AKP iktidarı!
Türkiye İstatistik Kurumu’nun son açıklamasına göre Türkiye’de 21 milyon 375 bin 930 çocuk var...
Bunların 3 milyonu tarım, inşaat, hizmet ve sanayi sektörlerinde düzenli olarak çalıştırılıyor. Üstelik hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan!
Sadece MESEM ve Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri üzerinden yaklaşık 2 milyon öğrencinin işgücüne dahil edildiği tahmin ediliyor. Ancak bu çocuklar öğrenci olarak değil, fiilen işçi olarak çalıştırılıyor.
★★★
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı...
Ancak 3 milyon çocuk farkında bile olmayacak, kutladığımız bayramın...
Onlar yorgun bedenlerini karanlık atölyelere ya da soğuk tarlalara sürükleyerek hayata tutunmaya çalışacak...
Diyeceksiniz ki “Dünyada durum nedir?”
Yasssak efendim!
Mesleki eğitimlerinin gerektirdiği en fazla üç haftalık stajlar hariç, çocukların çalıştırılması Avrupa Birliği’nde de ABD’de de yasak!
★★★
Dünyanın ilk ve tek Çocuk Bayramı’nın kutlandığı ülkemiz için bu durum büyük ayıp ve suçtur! İşte bu yüzden, bu özel günde haykırıyorum:
Çocuk işçiliği kesinlikle yasaklanmalı, çocukların iş cinayetine kurban gitmesi önlenmelidir!
Bu yasağa uymayan işverenler ve aileler de ağır cezalara çarptırılmalıdır!
Neden korkuyorlar?
Kendisini ABD’nin Sömürge Valisi sanan Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın daha önce defalarca yaptığı gibi Türkiye’ye yeni bir rejim önermesinin üzerinden dört gün geçti...
Bugün 23 Nisan...
Ulusal egemenliğimizi kutladığımız böyle bir günde, bizim vatanımız için, bize yönetim şekli biçen bu manyağa duyduğum isyanı daha fazla bastıramayacağım!
Bu küstah bir süre önce, “Türkiye’ye en uygun olan rejim Osmanlı milletler modeli. Ona dönülmeli... 1919’dan beri bu bölgede ulus devletler hep sorun oldu” demişti.
Dört gün önce de Antalya Diplomasi Forumu’nda bu bölge için en uygun modelin “merhametli monarşi” ya da “güçlü lider” olduğunu, çünkü demokrasinin işlemediğini iddia etti.
★★★
Ben bu sömürgeci için kafa yormam...
“Çektir git ulan” der, geçerim...
Benim asıl üzüldüğüm şey, aradan dört gün geçtiği halde Cumhurbaşkanı’nın,
Dışişleri Bakanı’nın, Meclis Başkanı’nın ve AKP Sözcüsü’nün bu şımarık emperyaliste hak ettiği yanıtı vermemeleri!
Washington’daki Türkiye Büyükelçisi, “ABD demokrasiyi beceremiyor, komünizmle yönetilmeli” dese; “non grata persona” yani “istenmeyen kişi” ilan edilmez miydi?
Öyleyse AKP iktidarı neden bu adamı hala muhatap almaya ve Türkiye topraklarında tutmaya devam ediyor!
Korkuyor mu?
Onlar korkuyorsa CHP ve diğer partiler neden bu adamın defolup gitmesi için kitlesel eylemler düzenlemiyor?
Yoksa... Onlar da mı korkuyor?
GÜNÜN SORUSU
Terör örgütü PKK’nın elebaşı Öcalan, şubat ayı başında İmralı’da kendisiyle görüşen DEM heyetine, “Bana ‘Bebek katili’ dediler. Bana bebek katili denemez. 40 yıldır bu savaş tarzının acısını çekiyorum” demiş... Sorum bu “bebek katili”ne:
Senin adamların 21 Ekim 1993’te Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Derince köyüne baskın yapıp 14’ü bebek ve çocuk, 22 sivili katletmedi mi? Bu saldırının emrini bizzat sen vermedin mi? Adın bu yüzden “bebek katili”ne çıkmadı mı? Bunları unutacak kadar bunadın mı, yoksa bizi aptal mı sanıyorsun?