Can Ataklı
2 Mayıs 2021

Din diye hurafeyi yutturdular milletin beynini haşat ettiler


ACAİP YAZILAR

Din diye hurafeyi yutturdular, milletin beynini haşat ettiler

Son 19 yılın en önemli özetlerinden birini bana sorsalar “Din istismarı öylesine baskın biçimde yapıldı, hurafeler o kadar prim yaptı ki milletin beyni de haşat oldu” derdim.

Tabii haşat olan sadece milletin beyni değil, 100 yıllık Cumhuriyet de bir anlamda haşat edildi.

Laiklik gibi toplumu diri ve ayakta tutan, ileri gitmesini sağlayan demokrasinin ve hayatın en önemli unsuru neredeyse yok edildi.

Şimdi Ramazan’dayız.

Dini hassasiyetin daha da öne çıktığı bu nedenle istismarın da daha rahat yapıldığı bir dönem bu.

Ramazan dediniz mi medyaya gün doğar.

30 gün dinden ekmek yer gazetelerin ve televizyonların önemli bölümü.

Son yılların modası da biliyorsunuz “pop imamlar.”

Çıkıyorlar ekranlara, “dini sual” adına saçma sapan ne varsa cevaplıyorlar.

Önceleri “belki tuzağa düşüyorlardır” diye şüpheleniyordum.

Sonra baktım ki hiç de öyle değil, tam tersine kendileri körüklüyor bu saçma sapan soruları.

Reytingler yükseliyor tabii, kimi gerçekten “iyi bilgiler öğrendiğini” sanıyor, genellikle gülüyor millet.

Zaten bu televizyonların gazetelerine bakın, onlar da bu “pop imamları” magazin sayfalarına taşıdılar.

İslam dininin magazinleştirilmesi ve hatta sulandırılmasıdır bu.

Olsun, para kazanıyorlar ki zaten tek amaçları para kazanmak.

Bugün sizlere “dini sual” adı altında bu pop imamlara soruların bazı soruları sunmak istiyorum.

Bu soruları soranların beyni haşat olmamışsa ne olmuştur acaba?

Karar sizin;

■ Paris’te yaşıyorum, İstanbul saatine göre orucumu açabilir miyim?

■ Botoks yaptırmak günah mıdır?

■ Tırnaklar ojeli iken namaz kılınır mı?

■ Çift cinsiyetli bir kişi öldüğü zaman cenaze namazı nasıl kılınır?

■ Odama Justin Bıeber fotoğrafı asıyorum, günah mı ?

■ Eşimi aldattım, vicdan azabı çekiyorum. Ne yapmalıyım?

■ Mars’taki su ile abdest alınır mı?

■ Kadın eşine “kendi işini kendin yap” deme hakkına sahip midir?

■ İnternetten oyun indirmek günah mı?

■ Sünnet olmaktan korkuyorum, sünnet olmak şart mı?

■ Uzayda oruç nasıl açılır?

■ Cinsiyet değiştiren kişi öldüğünde kadın hoca mı yıkar, erkek hoca mı?

■ Televizyonda sizi izleyerek müslüman olmaya çalıştım, kabul olur mu?

■ Oruçluyken sigara içilir mi?

■ Bir gelin kayınvalidesine bakmak zorunda mıdır?

■ Çarşamba günü çocuk yıkamanın günah olduğu doğru mu?

■ Karnım tokken annem yemek yediriyor, anneme günah var mı?

■ Bedduanın tuttuğu belli bir saat var mı?

■ Sevdiğin insana umut verip yarı yolda bırakmanın günahı nedir?

■ İnternette müstehcen görüntüler içeren hesapları hacklıyorum, doğru mudur?

■ Başka bir gezegene gidersek kıbleyi nasıl bulacağız?

■ Eşimin dayısı bana helal midir?

■ Banyoda çıplak olarak yıkanılır mı?

■ Ayrıldığım eşimden çocuk sahibi olmak istiyorum, dinen caiz midir?

■ Kandillerde eşim ile birlikte olsam günah mı?

■ Evlendikten sonra balayına hacca gidilir mi?

■ Uzaylılar Müslüman mıdır? 

■ Aile fotoğrafının asılı olduğu duvara karşı namaz kılmak mübah mıdır?

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Kendi yazarları da sorulardan bir demet derlemiş

Pop imam Nihat Hatipoğlu’na ATV ekranlarından gelen tuhaf sorular gazetenin magazin yazarı Yüksel Altuğ’un da dikkatini çekmiş.

Altuğ geçtiğimiz hafta Hatipoğlu’na gelen tuhaf sorulardan ve bu sorulara verilen cevaplardan bazılarını köşesine taşımış.

İşte o sorular;

“Sevdiğime kavuşmak için dua ediyorum. O da kendi sevdiğine kavuşmak için dua ediyor. Hangimizin duası kabul olur?”

“Hocam ben bu yanımdaki oğlumun saçını çok sevdim. (Gencin saçları belini geçiyor) Peygamberimiz de uzun saçlıydı. ‘Uzat oğlum’ dedim. Günaha girmiş olabilir miyim?”

 “Hocam yeni evliyken eşim bana zorla orucumu yedirdi. Şimdi kazasını ben mi tutmalıyım, eşim mi?”

“Uzaydaki astronotlar nasıl abdest alabilir?”

 “İnsanlar dünyaya erkek olarak geliyorlar ama sonra kadın oluyorlar. Bunları erkek hocalar mı yoksa kadın hocalar mı yıkamalı?” Hatipoğlu’nun cevabı: “Allah, cinsiyeti değiştirmeyenlerden eylesin.”

“Hocam ben yeğenimin kulağına ezandan önce ‘Beşiktaş’ dedim. Şimdi ‘Allah’ deyince tepki vermiyor ama ‘Beşiktaş’ deyince coşuyor. Bunun vebali benim midir?”

5 yaşındaki Halil: “Ben iki gündür rüyamda dinozor görüyorum, çok korkuyorum. Ne dua okuyayım?” Hoca: “Sen televizyonda çok mu dinozor izliyorsun?” Çocuk: “Evet, seni de izliyorum…”

“Hocam küçükken çok şişmandım. Farkında olmadan yeni doğmuş kardeşimin üzerine oturup, öldürmüşüm. Kendimi sorumlu hissediyorum. Yapabileceğim bir şey var mı?”

 6 yaşındaki çocuk. “Hocam ben kardeş istiyorum ama annem bana kardeş yapmıyor. Bana yazık değil mi?”

Sünnet kıyafetli çocuk: “Ben yarın sünnet olacağım ama çok korkuyorum. Sünnet olmak şart mı? Hoca: “Bak ne güzel kıyafetlerini giymişsin. Bu saatten sonra vazgeçmek erkekliğe yakışır mı?”

 10 yaşındaki çocuk: “Arkadaşlarla maç yaparken gol atıyorum, hakem saymıyor. Benim hakkım geçer mi?”

Genç kız: “Astral seyahatle Kabe’ye gidersek Haccımız kabul olur mu?”

ÇOK GÜLDÜM

Bugün 4 fıkra ile pazar günümüze neşe katalım

Her hafta pazar günlerini sokağa çıkma yasağı ile geçiriyorduk. Şimdi tümden kapalıyız. Bayram sonuna kadar böyle.

Nasıl geçer, vallahi ben de bilemiyorum; ama kılıfına uyduran yine sokakta, baksanıza AKP il ve ilçe binalarından sokağa çıkma kartı dağıtılıyormuş kendi yandaşları için.

Lebalep olmak fıtratlarında mı var nedir?.

Neyse artık, biz kendimize bakalım, bu pazarı da gülümseyerek geçirelim.

Yıldırım Tuna dört fıkra göndermiş bu pazar için.

Borcum borç..

Soyguncular yüzlerinde kar maskeleri, ellerinde otomatik silahlar ile bir banka şubesini basmışlar, biri banka güvenlik görevlisini etkisiz hale getirmiş, diğeri kapıyı tutmuş, üçüncüsü bankadaki müşterileri sertçe yere yatırıp “ Ceplerinizdeki cüzdan ve bütün değerli eşyalarınızı çok yavaş hareket ederek yanınıza bırakın..! Cebinizde en ufak bir şey bulursam beyninizi patlatırım..!” diye bağırmış…

Müşterilerden biri tam yanında yerde yatan arkadaşının elini dirseğiyle dürtüp avucuna usulca bir şey sıkıştırmış, başını kımıldatamadığı için ne olduğunu anlamayan arkadaşı fısıldayarak sormuş “ Bu ne?..” diye
Arkadaşı “Aylar önce senden 100 dolar borç almıştım ya..” demiş, “ işte o..!”

“Sokağa çıkılmaz” hikâyesi

Temel bir eve misafirliğe gitmiş, gece vakti tam eve dönecek, müthiş bir sağanak başlamış.. Misafir gittiği evin sahipleri “Bu yağmurda sokağa çıkılmaz, geceyi burada geçir..” diye teklif etmişler,

“Tamam olur “ diye sevinerek cevap vermiş Temel, biraz sonra bakmışlar ki Temel ortada yok.. Ne içeride var, ne de dışarıda..

Az sonra kapı çalınmış, gidip açmışlar, bakmışlar ki Temel kapıda sucuk gibi sırılsıklam..

“Aa?.. Neredesin?..” diye sormuşlar hayret içinde,

“Buradayım işte..!” diye cevap vermiş Temel sırıtarak, “İki dakika eve koşup pijamamı aldım..!” (tam kapanmaya nazire bir alıntı)

Bizim departman farklı

Adam uçakla seyahat ederken uçak müthiş bir fırtınanın içine girmiş, kurtuluş yok gibi gözükünce tam yanında oturan papaza dönüp “Siz Tanrı’nın adamı sayılırsınız” demiş ağlamaklı bir sesle, “Bir şeyler yapsanız?..”

Papaz çaresiz bir bakış atarak “Efendim bizler işin ‘Halkla ilişkiler ve pazarlama’ bölümünde çalışıyoruz” demiş “Patronun ne yapacağını kestirmemiz ve müdahale etmemiz imkansız..!”

Çok bilen Kızılderililer

Kovboy genç oğluyla kanyonda atları ile ilerlerken diz çökmüş, iki eliyle de yere abanıp kulağını yere yapıştırmış bir Kızılderili’ye rastlamışlar

“Bak..” demiş baba kovboy, “Kızılderililer böylece onlarca mil öteyi dinleyebilirler..”

Sonra da Kızılderili’ye dönüp “Hayrola, kolay gelsin, ne yapıyorsun?” diye sormuş.

“Bir posta arabası..” diye cevap vermiş Kızılderili inler gibi ağır ağır konuşarak , “İki at tarafından çekiliyor.. Biri beyaz, öbürü lekeli kahverengi.. Üzerinde erkek, kadın, iki çocuk ve ev eşyaları var..”

Baba kovboy “Yok artık, sallıyorsun..” demiş, “Bu kadar detayı nasıl bilebilirsin?..”

Kızılderili “Ugh..!” demiş belini tutarak doğrulmaya çalışırken “O şerefsiz araba biraz önce beni görmedi, üzerimden geçti..!”

 

Yazarlar

Din diye hurafeyi yutturdular milletin beynini haşat ettiler
Can Ataklı