TBMM’ye sunulan yeni kanun teklifi, Türkiye’de uzun yıllardır süregelen kamulaştırma ve mülkiyet uyuşmazlıklarında köklü bir düzenlemeyi gündeme taşıdı. Düzenleme, kamu kurumlarının üzerindeki dava yükünü azaltmayı ve geçmişten gelen çok sayıda tapu ihtilafını sonlandıracak.
1956 ÖNCESİ TAŞINMAZLARDA YENİ HUKUKİ STATÜ
Teklife göre, 1956 yılından önce resmi kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış olsa bile kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan taşınmazlar için yeni bir hukuki statü oluşturulacak. Bu kapsamda, yol, okul, hastane, karakol gibi kamu hizmetlerine tahsis edilen alanlar geçmişe dönük olarak kamulaştırılmış sayılabilecek.
Düzenleme ile birlikte bu tür taşınmazların eski sahipleri veya mirasçılarının yeniden mülkiyet talebinde bulunmasının ve tapu iadesi istemesinin önü kapatılacak.
Vatandaşlara ise yalnızca taşınmazın kamu hizmetine fiilen ayrıldığı tarihteki rayiç bedel üzerinden başvuru hakkı tanınacak. Böylece güncel piyasa değeri yerine, geçmişteki kullanım başlangıç değerleri esas alınacak.
DEVAM EDEN DAVALARDA RET DÜZENLEMESİ
Teklifte dikkat çeken bir diğer madde ise devam eden davalara ilişkin oldu. Buna göre, 1963 yılından sonra açılmış ya da halen görülmekte olan kamulaştırmasız el atma ve bedel talepli davaların reddedilmesi öngörülüyor.
Ayrıca taşınmazların ilgili kamu kurumları adına doğrudan tescil edilmesi planlanırken, dava süreçlerindeki harç ve vekalet ücretlerinin de sabit (maktu) tutar üzerinden uygulanacak.
Düzenlemeden en çok, uzun yıllardır kamu hizmetlerinde kullanılan arazilerin tapusunu elinde bulunduran vatandaşlar ve mirasçılarının etkilenecek..