Korkusuz
Can Ataklı

100’üncü yıl doldu da ne oldu şu Lozan yalanlarına?

BUNU YAZMAK GEREK

100’üncü yıl doldu da ne oldu şu Lozan yalanlarına?


AKP zihniyeti ve dinci kesim yıllardır, “Lozan’daki gizli maddelerden” söz eder durur.

Yok başta petrol olmak üzere madenlerimizi çıkarmamız yasakmış, yok Musul-Kerkük masada satılmış, yok adaları Yunan’a peşkeş çekmişiz gibi yığınla yalan halkın beynine sokulmaya çalışıldı.

İşte geldik Lozan’ın 100’üncü yılına.

24 Temmuz’da 100 yıllık süre doldu.

Yalanlar ise ortada.

Size Lozan ile ilgili beyin yıkama amaçlı yalanları ve gerçekleri sıralıyorum;

Yalan 1: Lozan’da 3 milyon kilometrekare toprağımız 780 bine indi.

Gerçek: Sevr’de 480 bin kilometrekareye inmiş toprağımızı 736 bine çıkardık

Yalan 2: Vahdettin direndi, Sevr’i onaylamadı.

Gerçek: Vahdettin yönetimindeki Saltanat Şurası Sevr’in imzalanmasına karar verdi

Yalan 3: Sevr bir “proje”dir, Lozan’la karşılaştırmak yanlıştır.

Gerçek: Sevr “proje” değil, fiilen uygulanmış bir ölüm fermanıdır

Yalan 4: Lozan’ı Sevr ile değil, Misak-ı Milli ile karşılaştırmak gerekir.

Gerçek: Misak-ı Milli bir “niyetler beyannamesi”, Sevr ise Osmanlı’nın imzaladığı ve işgallerle fiilen uygulanmış bir gerçeklikti

Yalan 5: Lozan’ı bir zafer olarak yutturuyorlar, hezimettir.

Gerçek: Lozan, Türklerin 200 yıllık bir gerilemenin ardından imzaladığı ilk muzaffer antlaşmaydı

Yalan 6: Lozan’ın bir zafer olduğu Kemalist tarihçilerin uydurmasıdır.

Gerçek: Batılı tarihçiler de Türklerin zaferini teslim ediyor.

Yalan 7: Takrir-i Sükun yüzünden Türk basını Lozan için zafer dedi.

Gerçek: Batı basını Lozan’ı Müttefikler için “hezimet” Türkler için “zafer” olarak değerlendirdi

Yalan 8: Musul’u Lozan’da verdik.

Gerçek: Musul elimizde değildi ki verelim. Lozan’da bir sonuca bağlanamadı, ertelendi.

Yalan 9: Kıbrıs’ı Lozan’da verdik.

Gerçek: Kıbrıs II. Abdülhamid döneminde 1878’de İngilizlere verildi

Yalan 10: Mısır’ı Lozan’da verdik.

Gerçek: Mısır 1882’de İngilizler tarafından işgal edildi, 1922’de bağımsızlığını ilan etti

Yalan 11: Meis Adası, Sevr’de bile bizimdi Lozan’da verdik.

Gerçek: Meis Adası, Sevr’de İtalyanlara bırakılmıştı

Yalan 12: 12 Ada’yı Lozan’da yitirdik.

Gerçek: 12 Ada, 1911 ‘de İtalyanlar tarafından işgal edilmişti

Yalan 13: Batı Trakya, Halep, Batum, Hatay Lozan’da kaybedildi.

Gerçek: Bu bölgelerin hiçbiri Lozan’da Türk egemenliğinde değildi

Yalan 14: Lozan’da gizli bir madde var, süresi 100 yıllık, 2023’te bitiyor.

Gerçek: Sekiz ülkenin imzaladığı bir antlaşmanın gizli bir süresi olsa bugüne kadar ortaya çıkardı

Yalan 15: İngiltere’yle imzalanan gizli 24 maddelik bir protokol var.

Gerçek: İngiliz gizli belgelerinde bu protokolün iması bile yok

Yalan 16: Lozan Antlaşması’nın tam metni Türkiye’nin elinde yok, yıllarca halktan saklandı.

Gerçek: Antlaşmanın aslı Fransa’da saklı, onaylı kopyası Türkiye’de var, 1923’ten beri de defalarca basıldı

Yalan 17: İnönü “Lozan’da her şeyi kabul ettim, Müttefikler ne istedilerse verdim” dedi.

Gerçek: Görüşmeler kesilince, yabancı basına kamuoyu oluşturmak için verilmiş bir demeçti.

Yalan 18: İngilizler Lozan’da ne istedilerse elde ettiler.

Gerçek: İngilizler istediklerinin çoğunu alamadı

Yalan 19: Görüşmeler kesilince İngilizlerle gizli bir antlaşma yapıldığı için Lozan Konferansı’nın 2. kısmı daha kısa sürdü.

Gerçek: Lozan görüşmelerinin 1. kısmı 76, 2. kısmı 97 gün sürmüştür.

Yalan 20: İngiltere Lozan’ı ancak 1924’te Hilafet kaldırılınca onayladı.

Gerçek: Hilafet konusu Lozan’da hiçbir zaman tartışma konusu olmadı

Yalan 21: Lozan, İslam dünyasıyla bağlarımızı kopardı.

Gerçek: İslam dünyası, Lozan’dan sonra kutlama telgrafları çekti.

Yalan 22: Lozan, büyük bir ekonomik yıkım getirdi.

Gerçek: Lozan bir ekonomik zaferdir. Osmanlı borçlarını azalttık, yabancılardan vergi alabilmeye başladık. Kapitülasyonlar kaldırıldı.

Yalan 23: Yunanlardan tazminat alınamadı, işgal sırasında yaptıklarının hesabı sorulamadı.

Gerçek: Tazminat olarak Karaağaç alındı, ayrıca Birinci Dünya Savaşı için tazminat ödemekten kurtulduk.

BAŞIMDAN GEÇENLER

Tatilin “yazı bölümü” bitti


Sizden tam 1 ay ayrı kaldım.

Tatildeydim biliyorsunuz.

47 yılı dolduran meslek hayatımda bu kadar tatili hak ettiğime inanıyorum.

Bugün çalıştığım alanlardaki “yazı bölümünün” tatili bitti.

Televizyon ise ay başında başlayacak.

Bir tek YouTube konuşmalarımı kesmedim.

Güzel bir tatil oldu.

20 gün Akdeniz sahillerinde gezdik ailecek.

10 gün Side’de kaldık.

Her şey dahil otellerin en iyilerinden biri olan Barut Accantus’a 10 yıldır gidiyoruz, 10 gün boyunca hiçbir şeye karışmadan gönlümüzce tatil yaptık.

Sağ olsunlar eski müşterilerden olduğumuz için açıklanan fiyatların altında bir fiyatla bizi konuk ediyorlar.

Sonra Kaş’a gittik. Burada Granda Apart’ta kaldık.

Kaş’ta “Rockçı İmam” olarak tanınan Ahmet Muhsin Tüzer ile karşılaşmak ve misafirperverliğini yaşamak bizi çok mutlu etti.

Ardından Fethiye Kayaköy’deki Kaya Village’de iki gece kaldık.

Müthiş doğası ve inanılmaz yemekleri ile bize o kadar güzel ağırladılar ki, anlatmak mümkün değil.

Son durak ise yine her yıl gittiğimiz Akyaka oldu.

Sonraki günler ise İstanbul’da geçti, eksik kalmış işlerimiz tamamlayıp tatilin farklı bir keyfini çıkardık.



TATİLİN EN ANLAMLI FOTOĞRAFI: Tam olarak neredeydik hatırlamıyorum, önümüzdeki kamyonun arkasında yazan yazıyı görünce kızıma “Hemen fotoğrafını çek” dedim. Kamyon yazıları pek meşhurdur ama böylesini ilk kez gördüm. Çok da hoşuma gitti

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Tunceli’de çok güzel şeyler oluyor


Türkiye’de Komünist Partisi’nin iktidarda olduğu tek belediye, Tunceli Belediyesi.

Daha önce Ovacık Belediye Başkanı olan Mehmet Maçoğlu bu ilçede gösterdiği başarıdan sonra Tunceli il merkezinin belediye başkanı seçildi.

Tunceli’de son aya kadar bedavaydı, ekmek ise 3 lira.

Nasıl oluyor?

Çok basit, “Çalınmıyor, çırpılmıyor” halktan alınan yine halka veriliyor.

Bakın Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Maçoğlu neler yapmış?

- Maçoğlu’nun makam otomobili yok, başkan toplu taşıma aracına biniyor.

- Başkanın makam aracı olmayınca, daire müdürlerinin de yok.

- Belediye önünde uzayan milyonluk makam araçları yok.

- Belediye şirketi müdürün çiftliği değil; şirket zarar edip müdür zenginleşmiyor.

- Herkesi ilan reklam haracına kesen danışman yok.

- Başkan, kamuya ait arsaları parsel parsel satmıyor.

- Canın istediğine ihale, canın istediğine kiralama yapmıyor.

Mesela Maçoğlu;

- Halka en ucuz ve bedava hizmet veriyor.

- Su, otobüs, ekmek zamlarını halka soruyor, halkın verdiği rakamları uyguluyor.

- Belediyenin ekmek fırını var. Çalışanları kadın...

- Belediye Halk Mutfağı var. İhtiyacı olanlara yemek ulaştırıyor. Çalışanları kadın...

Bugün Tunceli’de;

- Ekmek 3 TL

- Su: 12 tonun üzeri 2 lira 50 kuruş

- Otobüs: Öğrenci 2 TL, sivil 2TL 50 kuruş

- Belediye işçi maaşı: 21 bin 200 TL

Acaba Tunceli Belediyesi’nin hizmetleri ders kitabı mı olsa?

FIKRA GİBİ

Ulaştırma Bakanı, “Yapacağımız iş bize mi yoksa yerel yönetime mi yarar?” diye düşünmezmiş


İstanbul’un taksi sorunu yılların derdi.

İstanbul’un nüfusu henüz 10 milyon bile değilken, tahsis edilen 17 bin 500 taksi nüfus 20 milyona dayandığı halde hala aynı sayıda.

Çünkü taksi ağaları var.

Bunlar AKP’li.

Böyle olunca “Pastadan k imse pay kapmasın” telaşı içinde belediyenin tüm çabaları baltalanıyor.

İstanbul’da ulaşım konusuna, zamlar dahil, belediye değil çoğunluğu AKP’lilerden oluşan UKOME isimli heyet karar veriyor.

Bu heyet yıllardır taksi sayısının artmasına karşı çıkıyor.

Hürriyet ve yazarı Ahmet Hakan, başlarına taş mı düştü nedir, birden şu taksi konusuna girdiler.

Ahmet Hakan dün Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu ile konuşmuş, meğer bakan da taksi sorunundan şikayetçiymiş.

Ama diyor ki; “Biz İstanbul’un taksi sorununa yaklaşırken bu iş yerel yönetime mi yarar merkezi hükümete mi yarar yaklaşımında değiliz. Sorunun çözülmesini istiyoruz. En önemli önceliğimiz vatandaşımızdır. Vatandaşa yarasın yeter.”

Fıkra gibi değil mi?

Sanki Belediye Başkanı, muhalefete geçtiğinden beri halka sıkıntı çektirmek için ellerinden geleni yapanlar başkası.

Ama olsun.

İnananı var bu zihniyetin.

ÇOK GÜLDÜM

Sakın “Yapamaz” demeyin AKP her şeyi yapar


Muhalefetin bana göre en büyük hatalarından biri AKP iktidarını hafife almaları.

Oysa AKP, “Yok canım o kadar da olur mu?” denilen pek çok şeyi hayata geçirdi.

Birkaçını sıralayalım isterseniz.

Dolar 3 lira iken kim “Dolar bu gidişle 30 liraları görür” derdi.

Yaptılar. Dolar neredeyse 30 lira.

Seçim günü 18 lira olan benzinin fiyatının iki ay içinde 20 lira zamlanacağını kimse hayal edebilir miydi?

Yaptılar işte.

40 liralık etin 300 liraya satılacağını söyleyeni tefe koyarlardı, hatta mahkemeye bile verirlerdi.

Yaptılar ama. Bazı lüks kasaplarda et 500 lirayı bile geçti.

Ya emekli maaşı.

Kim düşünürdü 7 bin 500 liraya yükseltilen maaşlara bir zam daha yapılacağını.

Yaptılar. Gerçi zam yapılmasına rağmen maaşlar yine 7 bin 500 lirada kaldı ama o kadar kusur kadı kızında da olur.