Memduh Bayraktaroğlu
22 Eylül 2020

Zulüm yüreğine vurulmuş bir prangadır, yüreğine zulümdür, kurtar onu…


Ahmet Taşgetiren’in, “İçindeki zalimi kov!” başlığı altında yayımlanan makalesinden bir bölümü sizlerle paylaşacağım (KARAR Gazetesi. 20 Eylül 2020.).

Lütfen okuyunuz…

“Birine zulmedersin, o başka zulümleri getirir beraberinde…

Sana da zulmedilir sonunda. ‘Hak etti’ denilir.

Zulüm başladı mı bir yerle sınırlı kalmıyor…

Onun için Kutadgu Bilig’de ‘Zulüm yanar ateştir, yaklaşanı yakar’ denir.

Kov zulmü içinden, bak dünya nasıl güzel görünüyor. Kov kinleri, ön yargıları, sevgisizlikleri, şablonlara mahkumiyeti…

Yüreğini aç arkadaş, yüreğini aç.

Zulüm önce yüreğine vurulmuş bir prangadır, yüreğine zulümdür, kurtar onu…

Nerede bir zulüm tortusu varsa arındırmalıyız bu ülkeyi ondan…

İçimizdeki tortulardan arındırmalıyız öncelikle…

Diyorum ki, bugün her birimiz için içimizi yoklama günü olsun…

Kime yönelik bir zulüm tortusu varsa, farkına varma ve arındırma günü…”

Ahmet Taşgetiren

Taşgetiren’in içinde bu bölüm de yer alan makalesi ilk kez, 11 Ağustos 2003’te Yeni Şafak’ta yayımlanmış…

Aynı makale bugünkü Yeni Şafak’ta yayımlanır mıydı?..

Yayımlanacak olsaydı Ahmet Bey halen Yeni Şafak’ta yazıyor olurdu…

ALLAH’IN HUZURUNA NASIL GİDECEKLER?..

Günümüzde adaletsizliğin canları acıtan, sağlam vicdanları sızlatan noktaya geldiğini hatırlatan Taşgetiren; yazısının bir yerinde vicdan sahibi diyor ki:

“Bu kadro (Adalet ve Kalkınma Partili) ‘Ahiret inancı’ olan bir kadro. Yani orada ‘Büyük muhakeme’ var ve herkes yaptığının hesabını verecek. En zor hesap zulüm hesabı. Çünkü en büyük ‘kul hakkı’ zulümle oluşur. Zulmettiğin varlıkla helalleşmeden kurtulmak söz konusu değil.”…

Modern hukuka inandığını ve uyulması gerektiğini her zaman vurgulayan sevgili Taşgetiren o kadar umudunu kesmiş ki günümüz yargısından…

Ve…

Bütün yürekleri yakacak bir soru ile bitiriyor yazısını:

“Biliyorum birileri ‘Hukuk devleti’nde ahiretten bahsetmemi yadırgayacaktır. Ne yapalım, her çaresiz ‘Bu işin mahşer boyutu var’ diyerek teselli olmuyor mu? Çığlıkların dört duvar arasına gömüldüğü bir durumda ‘Yahu Allah’ın huzuruna gideceğiz’ demekten başka çare mi var?”.

Bu cümle ancak çok samimi bir müminin kurabileceği bir cümledir…

Umarım…

Ülkeyi yönetenler de samimi mümindirler…

Ve umarım…

Ahmet Bey’in bu sessiz, hiç bağırmadan yöneltilmiş uyarısını duymuşlardır…

Umarım gereğini yaparlar…

İDDİA EDERİM VE İNANIRIM Kİ…

Hiçbir NATO, BM ve AB üyesi devlet Türkiye’yi kıskanmaz…

Türkiye’nin insani gelişmişliğini ve ekonomik büyümesini engellemek istemez…

İstedikleri şu:

Temiz bir müttefik…

Temiz bir devlet yönetimi…

Temiz politikacılarla muhatap olmak…

REZA HAPİSTE BİLE ZIPIRLIK EDİYOR

Erdoğan’ın “Tanırım, şerefli ve namuslu bir iş adamıdır” dediği Reza Zarrab, ABD’de tutukluyken bile birilerine (Tabii ki etkin ve yetkin kişilere) para göndermeye devam etmiş…

Halen, ülkenin temiz kişiler tarafından yönetildiğini iddia edenlere hatırlatırım…

“Hükümdar göz yummazsa eşkıya kervan basamaz…”.

Reza Zarrab

Yok efendim…

Söz bana değil…

Sadi-i Şirazi’ye ait…

BİZ YİNE AYNI YERDEYİZ…

“28 Şubat Süreci” diye bilinen o günlerde Taşgetiren ile aynı saflardaydık…

Oysa…

Ne inançlarımız benziyordu birbirine…

Ne yaşam tarzımız

Ama…

İkimiz de hukukun üstünlüğü ilkesinden yanaydık…

İkimiz de gelişmiş bir demokrasi, bağımsız ve tarafsız, ideolojilerden arınmış bir yargı istiyorduk…

Aradan 20 yıldan fazla bir zaman geçti…

Taşgetiren ve ben o günkü demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesine olan bağlılığımızı aynen sürdürüyoruz…

O gün onun da benim de zulümden koruduğumuz siyasi kadrolar ise bugün…

İdeolojileriyle körleşmiş vicdanlarının ürettiği kin ve intikam duygularıyla yönetiyorlar ülkeyi…

CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK YALANI

Daha önceki cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar:

Hain miydiler?..

Yoksa…

Aptal mıydılar…

Ki…

Müttefikimiz olan devletleri yöneten politikacıların kötü niyetlerini çözemediler?..

Nereden mi çıktı?..

Birileri ısrarla cumhuriyet tarihinin en büyük yalanını söylemeye devam ediyor da ondan…

Hangi yalanı mı?..

“Bütün dünya bize düşman” yalanını…

Çünkü…

Daha öncekiler asla böyle bir bahaneye sığınmayı akıl edememişlerdi…

Yazarlar

Zulüm yüreğine vurulmuş bir prangadır, yüreğine zulümdür, kurtar onu…
Memduh Bayraktaroğlu