Zırhlı sanayinin dökülen boyası!..

11 Kasım 2019

ABD ve Rusya ile yapılan 2 ayrı mutabakat sonucunda durdurulan  Barış Pınarı Harekatı…Bu mutabakatlar sonucu Türkiye ne kazandı?.. TSK’nın sahada elde ettiği başarıya diplomasi masasında ne oldu?.. İktidar sözcülerinin bizzat kendi ağızından dökülen “YPG/PKK çekilmedi” açıklamalarına bakarsak bir süre iç politikaya gaz veren hamaset söylemleri buhar olup yerini acı gerçeklere bırakıyor!..

ABD ve Rusya kapı arakasında yaptığı gizli anlaşmalarla  Suriye’nin Kuzey’inde terör devletçiği kurmakta kararlı görünüyor. YPG/PKK terör örgütü, Türkiye’nin “güvenli bölge” olarak  tanımladığı bölgeden çıkmadıkları gibi TSK’ya karşı tacizlere de devam ediyor. Hem de Türkiye ile Rusya  ortak devreye atarken!.. Dün de öğle saatlerinde Savunma Bakanlığı’ndan yapılan şu manidar açıklamayı bir kere daha hatırlayalım;

“TSK tarafından Barış Koridoru tesisine yönelik mevcut mutabakatlara tam olarak uyulurken, PKK/YPG’li teröristlerin Barış Pınarı Harekât bölgesine yönelik tacizleri sürüyor. Teröristler son 24 saatte havan ve roket atışlarıyla toplam 16 taciz/saldırı gerçekleştirdi.”

Yani!.. Ne demek isteniyor?.. Türkiye mutabakatlara uyarken, ABD ve Rusya uymuyor… Bunun böyle olacağı belli değil miydi? Tahmin etmek –hele yüzlerce acı tecrübenin ardından- çok mu zordu?.. Hani, Mehmetçiğe karşı en ufak bir saldırı, taciz görürsek veya niyet bile tespit edersek anında müdahale edecektik!.. Kimsenin göz yaşına bakmayıp kendi göbeğimizi  kendimiz kesmeye devam edecektik?.. TSK’ya karşı yapılan tacizlerin ABD ve Rusya destekli olduğunu kestirebilmek için kahin mi olmak gerekiyor?.. Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı  Harekatları  sırasında Rusya ve ABD ve hatta içimizdeki ÖSO hainleri destekli Mehmetçiğimize yapılan nice saldırıları ve bu yüzden verdiğimiz şehitleri bilirim. Bunların bazılarını da içim kan ağlayarak o dönemlerde, kamuoyunun karşı karşıya kaldığımız ihanet hareketlerindeki gerçekleri görebilmesi adına kaleme almıştım.

★★★

KORKUSUZ okurlarına Suriye topraklarında devreye görevi yaparken Mehmetçiğin uğradığı tacizleri gösteren 2 adet fotoğraf belgesi sunacağım.

PKK’lıların sadece taşlı saldırıları sırasında, devreye gezen zırhlı araçlarımız bu hale gelmiş. Perişan halde!.. Genelkurmay kaynaklarından edindiğim bilgiye göre, zırhlı araçlarımıza yapılan saldırılar yüzünden şu ana kadar 1 milyon liraya yakın zarara uğradık. Peki, bu saldırılar, Rusya ile davullu-zurnalı ortak devriye görevi atarken nasıl olabiliyor?.. Anlatılanlara baktığımda “ortak” işi lafta kalıyor. Çünkü, belirlenen bölgede önce Rus birlikleri, ardından bizimkiler geçiyor ve saldırılarda TSK birlikleri geçerken düzenleniyormuş. Anlayacağınız, Ruslar, kendi askerleri geçtikten sonra Mehmetçiğe taciz atışları yapılmasına yol veriyor. Bunun manası şimdilik “uyarı”!..

Madalyonun diğer yüzüne geçelim. O, 2 kareye bir daha dikkatle bakın. Askeri zırhlı araçlar sadece taş atışları ile ne hale gelmiş. Allah esirgesin, bunlara kurşun veya roket isabet ettiğini düşünün. Allah, Mehmetçiğimizin yar ve yardımcısı olsun.  Hendek operasyonları, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekatları sırasında   roket atışları ile isabet alan zırhlı araçlarımızın içinde trajik şekilde şehit düşen Mehmetçiklerimize ilişkin nice olay biliyorum. Fotoğraflarda gördüğünüz zırhlı araçların yerli sanayi üretim olduğunu altını çizdikten sonra çok kısa birkaç hususa daha değineceğim;

Yerli tank, yerli helikopter, yerli İHA vs… Millî Savunma Sanayimize yapılan her türlü yatırıma hiçbir eleştirimiz olamaz. Ancaak!..   Kamuoyuna söylenenlerle, yapılan propagandalarla gerçeklerin yüzde 100 örtüşmesi şartıyla. Amaç, milliyetçi nutuklarla toplumu afyonlayıp, eş-dost-akrabayı zengin etmekse orada herkes takkesini önüne koyup bir daha düşünecek. Mehmetçiğin canı ve kanı hiçbir şirketin, menfaat çevresinin çıkarından ucuz değildir. Mukayese dahi edilemez!.. Bu evlatları, analar, falanca şahısın kazançları için, daha çok dandik askeri araç üretsin de para kazansın diye ellerini kınalayıp cepheye göndermiyor!.. Benim bile bildiğim bir gerçek var. Savunma Sanayiinde üretilen her araç (en ufak cıvatası dahil) en zorlu testlerden  defalarca  geçirildikten ve onaylandıktan sonra sahaya sürülür. Bu araçlar taşlı saldırılar sonrasında bu hale gelmişse  varın gerisini siz düşünün!..