Ahmet TAKAN
24 Eylül 2020

Zatürre aşısı karaborsaya düştü…


Tarzan zorda!..

Ekonomik kriz, geçim sıkıntısı, Kovid-19… Canımızı kurtarmanın derdine düştük…

Hemen hemen her sabah günlük siyasi gelişmeleri değerlendirdiğim siyasetçi dostlarımdan birini kafama takılan sorulara cevap bulmak için dün yine aradım. Kendisini çok sever, sayarım, tecrübelerine güvenir, öngörülerini değerli bulurum. İstanbul’da yaşıyor. Telefonuma cevap verdiğinde trafikte olduğu anlaşılıyordu. “Sonra görüşelim o zaman“ demeye fırsat vermeden zatürre aşısı olmaya gittiğini söyledi. 65 yaş üstü olan siyasetçi dostum uzun zamandır aile hekimliğinden aşının geldiği haberini bekliyordu. “Kardeşim karaborsadan aşıyı bulup almış. Kardeşimle buluşacağız. Sonrada gidip aşıyı yaptıracağım” dedi. Türkiye’nin içine düştüğü halleri kısaca ve kahrederek konuştuktan sonra tekrar görüşmek dileğiyle vedalaştık.

Hali vakti yerinde bir siyasetçi. Müjdeler dolusu güzel ülkemde aşıyı karaborsadan temin ediyor!.. Ne yapalım?..  İçi boş siyaset geyiklerini, sonu hep aynı yere çıkan  kayıkçı kavgalarını yazmaya devam mı edelim?.. Gerçek korona tablosuna devam o zaman;

Pandemi sürecinde SÖZCÜ’de okuduğum bir çeviri haber aklıma geldi. 7 Mayıs tarihli haber şöyleydi;

Korona tedavisinde umut veren yöntem: Kan sulandırıcılarla hayatta tutuyorlar.

ABD’de yapılan bir araştırmada koronavirüs hastalarının tedavisinde kan sulandırıcı ilaçların iyileşme sağladığı öne sürüldü.

Koronavirüs dünya genelinde hızla can almaya devam ederken, aşı ve ilaç çalışmaları da aralıksız sürüyor. Hastaları hayatta tutabilmek için çok sayıda mevcut ilacın tedavide etkisi olup olmadığı araştırılıyor.

Koronavirüsün en çok ölüme yol açtığı ülke olan ABD’den umut verici bir açıklama geldi. Mount Sinai Hastanesi uzmanları, kan sulandırıcı ilaçların korona hastalarının tedavisinde işe yaradığını öne sürdü.

2 BİN 700 HASTA İNCELENDİ

Dr. Valentin Fuster öncülüğündeki ekip, hastanelerine başvuran 2 bin 700’den fazla hasta üzerinde incelemelerde bulundu. Hastalarda bir aşamadan sonra yapılan testlerde kan pıhtılaşması olduğunu belirleyen Fuster ve ekibi, bu durumun hastaların ölümüne yol açtığını savundu.

Fuster, ‘Şu ana kadar 75 otopsi yaptık. Şüphe yok ki pıhtılaşma bir problem. Akciğerlerle başlıyor, böbrekler, kalp ve beyine kadar ulaşıyor’ dedi.

DURUMU AĞIR OLANLARDA İŞE YARADI

Söz konusu tespitin ardından kan sulandırıcı ilaçların denemelerinin başladığını aktaran Fuster, ‘Antitrombotik verilen hastalarda, verilmeyen hastalara göre daha iyi sonuçlar elde edildi’ diye konuştu.

Özellikle durumu ağır olan ve solunum desteği alan hastalarda bu uygulamanın denendiğini belirten Fuster, ‘Çalışma henüz başlangıç aşamasında. Hangi hastaya ne tür ilaç ve ne kadar doz verilmesi gerektiği gibi konularda ilerleme kaydetmemiz gerekiyor’ ifadelerini kullandı. “

★ ★ ★

O zamanlar, Kovid-19’un pıhtılaşmayı arttırdığı ve damarlarda pıhtılaşma oranını hızlandırdığı için kan sulandırıcı ilaçların mutlaka kullanılması gerektiğini birçok saygın bilim insanı önermişti. İnterneti biraz daha kurcaladım. Kısa adı “tepav” olan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın internet sitesinde N. Murat Ersavcı’nın 4 Mayıs tarihinde yazdığı “KOVID-19 ile Mücadelemiz” başlıklı yazıyı satır satır dikkatle okudum. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde eşi ile birlikte yaşadığı tedavi sürecini anlatan yazıdan kısa bir bölüm;

“….

Bu arada maalesef kas ve kilo kaybı nedeniyle hareket kabiliyetimde sıkıntılar yaşamaya başladım. Ayrıca her 3 saatte bir gelen, adeta uzay giysili hemşireler, hijyen için gelen sağlıkçılar, sabah akşam damardan kan alımı, damar yolları açılması derken, olayın psikolojik boyutu beni olumsuz şekilde etkimeye başladı. Ancak bir yandan da inat edip buradan çıkmamın, eşime, oğluma ve torunlarıma kavuşabilmemin, her şeyden önce gayretime ve inanmama bağlı olduğunu düşündüm. Bu arada çok sayıda iğnelerden dolayı sol kolumda başlayan ‘Phelebitis’ için yeniden ‘Augmentin’ antibiyotikler keza damardan verilmeye başlandı. Ayrıca günde 2 kez kan sulandırıcı ‘Oksapar’ veya ‘Enox’ iğneleri başlandı.  (Bazı ilaçların ise hastane tarafından güçlükle temin edildiğini de belirtmem gerekir) “

★ ★ ★

Bu hatırlatmaları neden yaptım?..

Başkentte yaşayan bir zamanlar çok üst düzey görevlerde bulunan bir dostumun annesi ve babası Kovid-19’a yakalanmışlar. Tedavi için memleketlerinden Ankara’ya gelmişler. Hastanelerdeki durum aynen TTB’nin dediği gibi. Dostum, dertlerine çare bulabilmek için Sağlık Bakanlığı’nda çok üst düzey bir isimle konuşmuş. Kendisine, evde karantina ve kamuoyunun çok yakından bildiği ilaçlar önerilmiş. Bir de anne ve babasına kan sulandırıcı iğneler yaptırması tavsiye edilmiş. Dostum, o iğneleri nasıl bin bir zorluk ile temin ettiğini anlattı. Kısa bir piyasa araştırması yaptım. Bazı hekim ve eczacı arkadaşlara danıştım. Esas olan “clexane” adlı iğneymiş. Ancak piyasada bulunamadığından muadili olan “oksapar” veya “enox” öneriliyormuş. Onlarda şu anda bulunamıyor, ecza depolarında görünmüyor. İğneler reçete ediliyor, bulursan (eczaneden) dozlarına göre 67,85 ile 238 liradan alıyorsun.

Merak ediyorum. Devlet hastanelerinde kan sulandırıcı iğnelerin Kovid-19 hastalarına uygulanıp uygulanmadığını!.. Çok pahalı ilaçlar olduğundan devlet bu yükü karşılamaktan kaçıyor mu?.. Veya bil(e)mediğimiz başka sebepler mi var?..

Şeffaf olduğunu iddia eden bir iktidarın yönetiminde canımızın derdine düştük el yordamı ile hayatta kalmanın yollarını arıyoruz!..

Çok karaborsa günleri gördü bu memleket. Tüp gaz, sana yağı, sigara…

Müjdeler olsun!..

Ölmemek, hayatta kalmak için ilk defa karaborsacıların eline düştük!..

-Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Zatürre aşısı karaborsaya düştü…
Ahmet TAKAN