Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na girecek 3.2 milyon gence çağrı: Haydi gençler! Artık hayatı ıskalamayın

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na girecek 3.2 milyon gence çağrı: Haydi gençler! Artık hayatı ıskalamayın

Pervin SÜMER

Son zamanların en büyük sorunu ergenler ve gençlerdeki mutsuzluk. Ne yaparsanız yapın, ne verirseniz verin, dünyaları önlerine serseniz şöyle kahkaha atmasını bırakın yüzü gülen bir genci görmek o kadar zor ki…

Ebeveynlerin en çok dertlendiği konu bu olsa gerek şu günlerde… Şu pahalılık günlerinde dar gelirli ailelerde parasızlığın yaşandığı sıkıntıları göz ardı etmemek haksızlık olur tabii ki…

Bu zamanda cebinde parası olmayan bir genci düşünebiliyor musunuz? Tamam onlara sözümüz yok. Peki durumu iyi olan ailelerdeki gençlerin tatminsizliğine ne demeli peki? İstedikleri okula gidiyorlar, ceplerinde paraları, kredi kartları var, ne isterlerse yiyip içiyorlar, giyiyorlar. En pahalısından cep telefonlarına sahipler…

Ebeveynleri bir dediklerini iki etmiyor e sonuç sıfıra sıfır elde var sıfır. Somurtkan yüzler, ardı arkası kesilmeyen şikayetler, keyifsiz muhabbetler, tatminsiz bakışlar…

“Nasılsın yavrum” sorusuna zoraki, doyumsuz eh işte ya da modum yok cevapları… “Çok iyiyim, harika bir gündü, ne kadar şanslıyım, mutluyum, sağlıklıyım, şükür” cevabı duymak o kadar zor ki… Buna sebep olan ne acaba? Teknolojinin sunduğu nimetler mi? Yoksa her istediklerine eyvallah demek mi? Aman kalbi kırılmasın, morali bozulmasın, üzülmesin diyerek gösterilen özveriler, fedakarlıklar, iltimaslar…

Küçük yaşlarda her istediklerine evet dememek belki de en iyisi… 2 yıldır yaşadığımız pandeminin bundaki payını da unutmamak lazım. Arkadaşlarından, okullarından, tüm sosyal ortamlardan, aktivitelerden uzak kaldılar… Sinemaya gitmek bile büyük bir lüks oldu. Cep telefonlarına ya da bilgisayarlarına gömülüp günün yarısından çoğunu orada geçirdiler. Bunalıp sıkıldılar, moralleri bozuldu elbet. Sosyal medya fenomenlerinin olumsuz etkilerine de yok sayamayız. Hepsi çok güzel ya da yakışıklı, hepsi şık, hepsi lüks giyiniyor, hepsi kaliteli yerlerde yiyor, içiyor. Dünyayı geziyor, hayatın tadını çıkarıyorlar… Onlardan mutlusu yok…

Takipçisi genç kadın ve erkeklere de “Biz niye böyle olamıyoruz. Neden onlar gibi yaşayamıyoruz, bizim eksiğimiz ne?” demek düşüyor maalesef. Al işte sana bir mutsuzluk sebebi. Sonuç olarak aşındırdıkları yerler psikolog, psikiyatrist, kişisel gelişim uzmanları ve astrologların kapıları oluyor. Kahve fallarından, büyücülerden medet umanları hiç sormayın. Avuç avuç depresyon ilaçları. Eyvah eyvah ne olacak böyle? Eee tamam da yavaş yavaş hayata geri dönmenin vakti gelmedi mi?

Gençlik yılları hayatın en güzel, en çok hatırlanacak zamanları. Artık silkelenmek, hayatın karşılarına çıkardığı fırsatlardan yararlanmak zamanı… Bir daha dünyaya gelmeyeceksin be çocuk… Şanslısınız ki karşınızda anlayışlı, tecrübeli, bir dediğinizi iki etmeyen anne babalarınız var…

Sizin zamanınız farklı, bizim zamanımız farklı düşüncesinin arkasına sığınmak… Yok öyle bahaneler… Anne babalarınız da çok sıkıntılar çekti.. Az dertlenmedi onlar da sizin yaşlarda… Hadi silkelenme vakti… Az gülsün yüzünüz, odalarınızdan çıkın, telefonları bırakın, ailenize katılın, topluma katılın. Yiyin, için, gezin, gülün, eğlenin, sevin, sevilin. Hayatı ıskalamayın…

 

Gündem

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na girecek 3.2 milyon gence çağrı: Haydi gençler! Artık hayatı ıskalamayın
Gündem