Hüsnü Mahalli
28 Haziran 2020

Yorulmak yok yola devam


AKP iktidarında müthiş enerji var.

AKP sahip olduğu medya gücü ve başta yargı olmak üzere kontrol ettiği devletin aygıtlarıyla herkesle kavga ediyor.

Gece gündüz.

Tüm muhalefet partileri, gazeteciler, avukatlar ve iktidara ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı olan herkes bu kavgadan nasibini alıyor.

AKP ya da AKP’nin medyası bir zamanlar AKP’nin tepesinde bulunanları da rahat bırakmıyor.

Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve onlarla birlikte hareket edenler.

Zaman zaman Bülent Arınç da bu saldırılardan payını alıyor.

İşin tuhaf olan tarafı bir zaman AKP ve Erdoğan’a karşı olanlar ya da Erdoğan’a en ağır saldırılarda bulunanlar şimdi Erdoğan’a karşı olanlara ve Erdoğan’ın eski yol arkadaşlarına saldırıyor.

Daha da tuhaf olanı medyada tetikçilik yapanların ezici çoğunluğu bir zamanlar FETÖ’ye yalakalık yapıyordu.

Arşivlerde her şey duruyor.

Şimdi de Erdoğan’a yalakalık yapıyorlar.

İşin daha da tuhaf olan tarafı Bülent Arınç’ın üç gün önceki net itirafları:

“… Meclis Başkanı’yken ödül de koydum. Çünkü Türkçe’nin konuşulması, Türkçe’nin uluslararası bir dil haline gelmesi, İstiklal Marşı’nın okunması bizi etkiliyordu. Bunların okullarına da gittim. O okullarda da Türkiye aleyhine hiçbir faaliyet sezinlemedim. Benim Gülen’le ilgili söylediğim sözleri Binali Yıldırım da söyledi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan da söyledi. Çünkü biz zahire göre hareket ederiz. Hiçbir istihbarat raporunun, hiçbir emniyetin, askeriyenin istihbaratlarında bunlar 15 Temmuz gibi bir kalkışma yapabilirler diye bir notun gelmediği MGK toplantılarına katılmış biri olarak söylüyorum. Eğer bizi aldatmışlarsa, bizi yanıltmışlarsa bu suç bizim değil…”

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi olan Arınç böyle bir itirafta bulunduğuna göre şu anda içerde olan (özellikle askeri öğrenciler) ya da 15 Temmuz darbe gerişiminden sonra çok farklı ve enteresan gerekçelerle işinden atılan on binlerce insan da yanılmış ya da aldatılmış olabilir ve dolayısıyla işine dönebilir.

“Aldatıldık ve yanıldık” demeleri koşuluyla!

Samimi ve içtenlikle!

Her zaman söylüyorum iktidar gerginlik ve kavgadan besleniyor.

İktidar ve medyasının toplumsal barış ve yumuşamaya dönük hiçbir söylem ve eylemi yok ve şimdiki yapısından dolayı olamaz ve olmayacak.

Tıpkı dış politikada olduğu gibi.

İçerde “beka” söylemiyle herkesle kavga eden AKP iktidarı dışarda da “milli çıkarların korunması” söylemiyle herkesle kavgalı.

Bu coğrafyada 11 bin kilometre karelik yüzölçümü ve 600 bin nüfusu ile Katar hariç tüm ülkeler farklı oranlarda Türkiye’ye düşman.

Rusya ve AB’nin bir çok ülkesi.

Batıda bir çok ülke AKP’nin İslamcı söylem ve davranışlarından rahatsız ve tedirgin.

Bu konularda batı medyasında çok şey yazılıyor.

Yazılıp çizilenlere bakılırsa orta ve uzun vadede Türkiye’nin işi çok zor olacak.

ABD ise ikili oynuyor.

Fırat’ın doğusunda PYD/YPG’ye verdiği destek somut örnek.

Herkesle kavgalı ya da İslamcılara verilen destekten dolayı herkesi tedirgin eden bir AKP iktidarı dünya ile baş edebileceğini düşünüyorsa yakında nasıl yanıldığını görecektir.

“Milli çıkarlar” için yola çıkanlar yakın gelecekte bu çıkarları riske attıklarını göreceklerdir.

Suriye en somut örnek.

AKP iktidarı 2011’de hangi “milli çıkarlar” için Suriye’ye müdahale etmiştir?

AKP iktidarı şimdi Suriye’de hangi “milli çıkarları” korumaktadır.

Türkiye NUSRA’yı resmen terör olarak tanımaktadır ama AKP iktidarı Suriye ordusunun İdlib’e girip teröristleri temizlemesine izin vermemektedir.

Peki ya Libya?

Kaddafi 42 yıllık iktidarı döneminde çoğu zaman Türkiye’nin “milli çıkarını” kollamıştır.

Ama AKP iktidarı 2011’de ABD ve batıyla bir olup Kaddafi’nin ölümüne neden olan sürece destek vermiştir.

Bugün de AKP iktidarı Libya’da savaşın bir tarafı olarak “milli çıkarlar” peşinde olduğunu söylemektedir.

Orada savaşan İslamcı gruplarla birlikte.

Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi.

AKP iktidarı içerde olduğu gibi dışarda da kavga ve gürültüden hoşlanıyor.

Üstelik de yorulmuyor.

Dönmek yok yola devam.

İyi de nereye kadar!

Yazarlar

Yorulmak yok yola devam
Hüsnü Mahalli